|
|
| Mektuplar [Aralık 2010] |
| Yazan ediTör | ||||||
| 31.12.2010 21:00 | ||||||
|
Ağabey, Yanıtınız için teşekkürler. Kemal Tahir kitap tavsiyesi için teşekkürler. Geçen hafta "Felatun bey ile Rakım efendi"yi okudum çok hoşuma gitti. Öncesinde Seyyid Hüseyin Nasr'ın "Modern dünya rehberi "ni okudum, güzel notlar aldım. Bizim dünyamızı anlatan kısmı çok kısıtlı olsa da, Batı ile alakalı nitelikli temel bilgiler edindim. Bir de önüme gelene "Fahim Bey ve Biz"i hediye ediyorum. Çok seviyorum bu eseri. Sanırım sizde seviyorsunuz bu eseri. Şuan Hulusi Ağabey'in hayatını okuyorum, İhsan atasoy'un kaleminden. Görüşmek, halleşmek dileğiyle. h.ö. s. Kerbela ve Cemel vakasıyla ilgili önerebileceginiz kapsamlı bi çalışma var mıdır? İyi Günler , İyi Çalışmalar. Kardeşim Sadık, İki deneme için de teşekkür ederim. Çocuklarına gülücükler. Kalbi muhabbetlerimle, m.r. Merhaba, eğitimci Doç.Dr. Gıyasettin bey'in çarpıcı kısaltmalar ismiyle gönderdiği maili aktarıyorum. Selam ve hürmetler N. Gemici İyimserler ve karamsarlar arasında tercih yapmamız gerekmez. Onlara ihtiyacımız var... Örneğin; iyimserler uçağı icat ettiler, karamsarlar paraşütü... • 'Sadece sarılıp uyuyalım' diyen adamın yalanıyla 'Sadece mağazaları gezeceğim bir şey almayacağım' diyen kadının yalanı kıyasıya yarışır. • Aldığımız nefesi bile geri veriyorsak ; demek ki hiçbir şey bizim değil..! • "Kimseye kirli ayaklarıyla beynimde gezme fırsatı vermem."(GANDHİ OTOBİYOGRAFİSİ) • Bir gün Mecnun çölde Leyla'yı düşünerek gezerken namaz kılan bir faninin önünden geçer... Namazı bitirdikten sonra fani: Ey Mecnun beni görmüyor musun da namaz kılarken önümden geçiyorsun? Mecnun: Ey fani ben Leyla'yı düşünürken seni görmedim, sen Mevla'yı düşünürken beni nasıl gördün? • Kadınlar duyduklarına âşık olur erkeklerde gördüklerine, o yüzden kadınlar makyaj yapar, erkeklerde yalan söyler... • Önemli olan medeni halin bekâr olması değil, bekâr halin medeni olmasıdır. hayırlı günler ; Proğramlarınızı ilgiyle yakından takip etmeye çalışıyorum (ALLAH SİZDEN RAZI OLSUN) bir önceki hafta ve geçen hafta yayınlanan Azerbaycan Vatan İlahi Gurubunun seslendirdiği ilahileri ve mersiyeleri kayıt edemedim. sizden isteğim mümkünse bu proğrama ait videoları yayınlamanız yada bana göndermeniz ilginize şimdiden çok teşekkür ederim. iyi çalışmalar, a. Teşekkür ederim Sadık Bey! Cevabınız beni çok mutlu etti. Konu çok iyi ama takdir edersiniz ki çok zor bir konu. Şimdiye kadar "Aşk", "Bab-ı Esrar", Suskunlar, "La", Schrodinger'in Kedisi" gibi romanları incelemeye çalıştım. Bütün romanlara ulaşmak gerçekten zor; dolayısıyla tavsiyeleriniz benim için çok değerli olacak. Şimdiden dönüşünüzü heyecanla bekliyorum. Allah'a emanet olun. Çok teşekkür ederim. Sadik Kardesim ,bir kac hafta önce Prof Mahmud Erol Kilic davetliniz idi .Maalesef son 20 dakikasini izleyebildim .Arastirdim hic bir yerde Arsivden bakma imkani yok.Sizden ricam acaba bu Yayinlarinizi sonradan izleme imkanimiz konusunda birseyler yapamazmisiniz ? Selamlarimla Hikmetli bir kıssa: Tesbihini kıran derviş Bir gün bir derviş, bir kucak dolusu elma ile bayırlar aşan bir genç kıza rastlamış… Bozkırın sıcağında yorgunluktan al almış kızın yanakları. “Nereye gidersin? Ne doldurdun kucağına?” diye sormuş derviş. Uzak bir tarlayı işaret etmiş kız. “Sevdiğim çalışıyor orada. Ona elma götürüyorum.” “Kaç tane?” diye soruvermiş baba derviş. Kız şaşkın: “İnsan sevdiğine götürdüğü şeyi sayar mı hiç?” Usulca kırıvermiş elindeki tesbihi derviş… n.g. Üstadım, Dün akşam Erkan Uğur'dan Edip Harabi'nin 'EY ZAHİD' isimli nefesini dinledim. sizin salondaki konuşmanızı terkar dinler gibi oldum. sizinle geçirdiğimiz o mübarek Cuma günü daha da mübarek oldu. iyi ki teşrif ettiniz, iyi ki tanıştık. inşaallah tanışmamız bir dostluğuğa dönüşür derim kendi adıma. Bu kadar velud bir insanın evli ve hatta 5 çocuk sahibi olduğunu duyunca (Allah nazardan konusun) hayran oldum. Bu samimi itiraflarımı lütfen çok görmeyin. dile gelmeye en layık sözcükler sevgi ve muhabbet sözcükleridir bence. Üstadım, bu vesileyle sizlere Timaş yayınlarıyla ilgili hususu da hatırlatayım, bir daha ayrıca bunun için rahatsız etmemek adına. Muhabbetle ve hürmetle selamlıyorum Allaha emanet olun m. Çok değerli Sadık Bey, "Acık deniz" hayran kaldık! Allah'a şükürler olsun, Türk television sizin sayinize sevyesi kükselmiş maşhallah. Allah size razı olsun! Çok faydalanıyoruz. Allah bu ilahi bereket kezmezen inşhallah. Ben genellikle coğu TV kanallere sıkılmayı başladım (özellikle dini TV = Hilal ve Dost gibi). Onun için Timaş de ki Nalan Hanım dertleşdim ve sizinle bir program yapmak arz etmiştim. Sizin yeni çalışmalar aşayda gönderiyorum (Altınoluk dergisi ciktilar ve yeni önsöz 1. kitap üçünçü baskı) Saygılarımızla ve Dua Rabia Muhterem efendim, öncelikle selam ve hürmet ederim, Mehmet Niyazi bey üstadımız haddimiz olmayarak abd-i ahkar ve eser-i acizanemiz hakkında lütfetmişler ve haddimiz olmayan iltifatlarda bulunmuşlardır. Bu vesileyle tebrik yazan siz dostlarımıza asıl tebriğin ve teşekkürün hocaya ait olduğunu belirtmek maksadıyla bu satırları kaleme alıyorum. Allah bes baki heves. Nurettin Gemici İdeoloji ve hayat Mehmed Niyazi 13/12/2010 Evliya Çelebi'nin Medine'ye dair yazdıkları hakkındaki Almanca doktora tezinden tanıdığımız genç ilim adamlarımızdan Nurettin Gemici, yakınlarda "Ahilikten Günümüze Meslek Eğitimi" adında dikkat çekici bir kitap yayımladı. Çarşı ve pazarda olup bitenlerden haberdar olan, mukayeseli bir mantıkla bu kitabı okursa, neleri kaybettiğimizin acısını derinden duyar. Bir zamanlar "Ben siftah ettim, komşumdan alın" diyen esnaf, günümüzde ancak menkıbelerde kaldı. Ülkemizde meslekten mesleğe geçiş çok kolay; berber emlakçılıkta kâr görüyorsa, dükkânını kapatıp emlakçılığa başlıyor, hiç kimse de ona bu mesleği icra edebilecek niteliği olup olmadığını sormuyor. Ekonomik hayatın temelinin seviyeli mesleğe dayandığını ecdadımız fark ettiği için Ahilik teşkilatını kurmuştu. Meslek eğitimi sadece beceri kazanmak değildi; aynı zamanda o mesleğin gerektirdiği adab ve ahlakı da öğrenmekti. Adab ve ahlakın beslendiği temel esas metafizik âlemdir. Zaten etimolojik olarak meslek kelimesi 'suluki'den geldiği için manevi bir boyutu vardır. Aldıkları eğitimle bir mesleğe mensup olanlar branşlarıyla iştigal etmiş peygamberleri kendilerine pir kabul ediyorlardı. Birkaç örnek vermek gerekirse, Hz. Adem çiftçilerin, Hz. Şit hallaçların, Hz. İdris terzilerin, Hz. İbrahim sütçü ve marangozların, Hz. Yusuf saatçilerin, Hz. Zülküf fırıncıların, Hz. Lokman hekimlerin, Hz. Peygamberimiz bahçıvan ve tacirlerin piri idi. Peygamber Efendimiz'i, mesleğinin piri kabul eden bir tüccar bir başkasını nasıl aldatabilir? Her şehirde meslek grupları kendilerine ait bir çatı altında toplanırlardı. Böylece oluşan organizasyonlar bünyelerindeki meslek erbablarının hammadde temininde, diğer ihtiyaçların giderilmesinde, zuhur eden engellerin aşılmasında yardımcı olurlardı. Aynı zamanda o meslek grubunun disiplinini, geleneğinin devamını sağlar, hem de kalitesiz mal üretiminden toplumu korurlardı. Ahlaka aykırı rekabet yollarına başvurana karşı dürüst esnafın zarara uğramasını önlerdi. Bu birlikler sayesinde kunduradan hasıra kadar, imal edilen her şey belirli standartlara bağlanırdı. Söz konusu standartlardan bir kısmı 'tavrı kadim' ve 'edeb-i kadim' olarak nitelendirilen üretim teknikleriyle, bir kısmı da doğrudan doğruya üretilen eşyayla ilgiliydi. Mesela bir santimetrekarelik kumaşta kaç ilmik bulunması gerektiği tespit edilmişti. Kaliteye dikkat etmeyen zanaatkâr uyarılır; aynı yanlışı yapmaya devam eden, meslekten men edilirdi. Ham ve mamul madde fiyatları, standartları Ahi birlikleri tarafından belirlenmesine rağmen devlet de sürekli denetlerdi. Çıraklık, kalfalık, ustalık ancak bu düzen içinde elde edilirdi. Her zanaat grubu şeyh, kethüda, yiğitbaşı ve iki ehl-i hibreden müteşekkil bir lonca heyetine sahipti. Bu heyet o zanaat mensuplarının işlerine nezaret eder ve devletle işlerini düzenlerdi. Medeniyetimizin diri olduğu dönemlerde kaderini bir başka kişinin insafına bırakmış kimse yoktu. Ekonomik hayat öylesine düzenlenirdi ki, herkes yarınlarına umut ve güvenle bakardı. Sağlıklı bir vücudun organları gibi çalışan bu muazzam sistemin en önemli unsuru sorumluluğunun farkında olan insandı. Otorite ve hürriyet öylesine meze olmuştu ki, her meslek erbabı hem devlet otoritesini hisseder hem de mesleğinin gerektirdiği hürriyetin tadını duyardı. Medeniyet oluşturmuş Roma, Osmanlı gibi büyük imparatorluklara bakınca önyargısız davrandıklarını görürüz. "Benim kurumlarımla kimse boy ölçüşemez, ilmimiz doruk noktasını aşmıştır." diyen, dünyaya gözlerini kapatır; böylece boğazına ölüm ipliğini atmış olur. Devamlı sahip olduklarını kötüleyenler ise millî özgüvenlerini yitirirler. Roma ve Osmanlı kendi değerlerinin şuurlarında bulundukları halde, gözlerini dışarıdan ayırmadılar. Nerede güzel, faydalı bir şey gördülerse, sosyal bünyeyi zedelemeden aldılar. Kendilerininkini hor görmedikleri için geliştirmenin de yollarını aradılar. Gün geldi bizde Batılılaşma, ideoloji haline dönüştü. Neyimiz varsa, hepsini paslı örgüler olarak gördük; onlardan kurtulup Batı'nın değer ve kurumlarını alınca yaşayacağımızı zannettik. Böylece kendi akıl ve tecrübemizi hayatımızdan attık. Şuursuz taklidin her şeyimizi kurutacağını unuttuk. İdeoloji kalıp demektir; hayat ise her an kendini tazeler; hiçbir kalıpta ona yer bulunamaz. Kim ki hayatı kalıba dökerse, toplumun hürriyetini katleder. Oysa toplumun bünyesindeki değerler ancak hürriyet ortamında göğerirler. Nurettin Gemici, geçmişteki büyüklüğümüzün sebeplerini bize gösterirken, geleceğimizi de aydınlatıyor; yeter ki görebilen göze, düşünebilen beyne sahip olalım. sayın selahaddin özgündüzle yapmış alduğunuz açık deniz yolculuğunun tamamını bilgisayarıma kaydebilmem için yollayabilir misiniz? şimdiden sağolun.............. Saygıdeğer, Kıymetli Hocam, Sizi ve kıymetli misafirlerinizi haddim olmadan tebrik ediyorum.İlk mersiye de çok güzeldi. Daima afiyette kalın inşallah Saygılarımla,selam ve dualarım sizinle Amin... n. Sadık Ağabeyim esselam. Henüz yazdığım bir nesir çalışmamı güzel gözlerine ve yüreğine sunuyorum. Kafamdan geçen dergi Altınoluk dergisi. (İHL'deyken abonesiydim, ahde vefa yapayım diyorum) Uygunsa göndereceğim abim. Hatalar bu garibten, güzellik O'ndandır vesselam. Yazdığım kadar yaşamak niyazımla... Hürmetlerimle... e.ş. ZÜHD sükût pervaneleri arasında… sıkışıp kalmış… bir zamanı yaşıyordu… ölüyordu… iç/ten… nasıl geldiğini bilmediği nâsût aleminde yutkunduğu saatleri, yeni doğmuş bir bebeğin gözlerine serpmeliydi. belki melekût aleminden kendisine bir damla düşebilirdi. çünkü ceberût aleminin sırrına ancak böyle mazhar olabilirdi. değil mi ki, lâhut alemi arzusu ile yanıp tutuşuyordu. sızıyordu… küp/ten… yapılışına şahit olmadığı bir pencereden yaşadığı sokağı seyre dalmak, galiba bir marangozun yaratılışına şahit olmadığı bir hayatı yaşayacak olan bir pencerenin hali pür melali gibiydi. bir yoldaydı; evet evet bir yolda. ama bu yol öyle görünmezlerle doluydu ki, insanla karşı karşıya, azraille burun buruna gelmişti. ilk’ten bir ‘son’ çıkarmıştı ya, ona yeterdi. titriyordu… bir/(t)den… acaba bir harf olsaydı kaçıncı olacak ve kaçıncı kez tekrarlanacak; sesli mi yoksa sessiz mi olacak, ya da ‘ğ’ olup intihar mı edecekti ? bildiği tek şey vardı. hiç’inciydi. dilsizdi. çığlıktı ! sanki sırtını dayayıp yaslandığı duvar yoktu da o boşlukta kendisini avutuyordu. kendisine dokunuyordu ama hissetmiyordu. a ! dedi duymadı. hey ! dedi duyulmadı. aman Allahım ! aman Allah’ım ! el amaaan ! dondu zaman. durdu vakit. bitti hayat… sanki… 4 parçaya… bölünmüştü de… şu ân… y e k v ü c u t.. olmuştu… ilk defa… ölmeden ölmek’in… sırr-ı sırrına… mazhar olmanın… keyfiyetini… kemiyetini… teslimiyetini… hürriyetini… kemiğini, etini… yaşıyordu… doğruldu… kirpiklerini araladı. aynaya baktı. ve harf harf… ş u s ö z l e r i o k u d u : insan bedeni itibariyle nâsût âlemi’nde... ruhu itibariyle melekût âlemi’nde... vasıfları itibariyle ceberût âlemi’nde... "zâtı" itibariyle lâhût âlemi’nde y a ş a r... doğuyordu öz/(t)den emre şimşek Kıymetli Sadık Ağabey, Nasılsınız? İnşallah, sağlığınız ve işleriniz de iyidir. Abi uzun zaman oldu, sizi arayamadım. Geçen gün aramak istedim. Fakat numaranız değişti sanırım. Ben Halen Ankara'dayım. Sağlık Bakanlığı müfettişliğini kazandım, yakında başlayacağım inşallah. Dua ediniz. Abi geçen gün Zaman Kitapta Kemal Tahir hakkındaki bir kitabla ilgili yazınızı gördüm, fakat okumak nasip olmadı, arkadaşlarla sanırım eki kaldırmışlar. Size bu hususta birşey danışmak istiyordum. Kemal Tahir uzun zamandır okumak istediğim bir yazar. Sizce hangisinden başlamalıyım. ve nasıl takip etmeliyim. Bununla birlikte, esasen, oluşturduğunuz genel bir kitap okuma listesi var mı? Kendim için oluşturduğumun yanında, sizin gibi insanların tavsiyeleri ben çok mutlu eder. h.ö. selamlar hocam.ismim emre.gecen günlerde dogu akdeniz üniversitesine gelmiştiniz.konferanstayken bi hikayeydi sanırım üç çeşit kadın vardır.birisi aşık eder diye devam ediyodu.böle bişi anlatmıştınız.bana onun tamamını mail atarsanız çok sevinirim.iyi calışmalar iyi günler.şimdiden teşekkürler... e. Hicret,eşsiz İslam inkılabının dönüm noktasıdır.Bu vesile ile asri saadeti tarayarak Prof.Dr. M.Hamidullah’ın tespitiyle’’Hz.Muhammed(a.s.m)çok kısa bir zaman diliminde,en zayıf vasıtalarla en büyük başarılara imza atmıştır.’’Bu muvaffakiyetin sırrını çözerek; yeni bir dirilişe, insanlığı karanlıktan aydınlığa çıkarmaya hayatını adayan bahtiyarlara Selam olsun. i. Pek kıymetli Sadık Ağabeyim Cenâb-ı Allah siz sevgili Ağbimizi Rabbani vazifelerde istihdam rahmani işlerde istimal etsin inşallah u rahman. İlginiz için teşekkür ediyorum. Muhterem Sadık ağbi, Hoş geldiniz, kendinizi ve programınızı özledik. Programlarınızı tekrarlarını bile kaçırmadan heyecanla izledik. Haccınızı Allah kabul olsun. Çok sevindik. Halilibrahim hocama da saygılar. Hayırlı akşamlar sizi dün sabah rüyamda gördüm bir fiskos masasında oturup konuşuyorduk neler okuyosun dediniz ben takıldım nietzsche cevabını verdim sonra elinizi sıktım ama elinizi sıkarken çok yumuşak olduğunu hissettim aklıma ehli zikirin ellerinin yumuşak olduğu aklıma geldi birde sizin akrabalarınızı nereden tanıdığımı sordunuz yalsızuçan soyadını tanımayan mı var dedim tabiri size kalsın selam ve dua ile... e.y. anadolu mayası kitabınızı ve belgesel tanıtım cd nizi almak istiyorum hocam ,selam eder saygılarımı sunarım.Her ne kadar bu işlerin ehli olmasam da engin hoşgörünüze sığınarak aşağıdaki satırları karalamak nasip oldu,paylaşmak istedim,kırık dökük, eksik ve hatalı olabilir, edebiyat konusunda bilgim ve becerim yok ama içten gelenlere bulanık da olsa tercümanlık yapar inşallah. Sayın Sadık Yalsızucanlar, programlarınızı ilgiyle izliyoruz. Bir başına yola çıkmış farklı Kürt kadınlarına da yer vermenizi istiyoruz, sizin programlarınıza da yakışan bu olmalı... Örneğin …, yazdığı roman ve öyküleriyle, anlatacak çok şeyi var diye düşünüyoruz. Dikkatinize ve bilginize. İyi yayınlar, selamlar, sevgiler... M.D. Sayın Hocam Trt nin çektiği Anadolu Mayası belgeselini tam olarak seyredemedik. Trt nin yayın saatleride uygun değildi. VCD lerini temin mümkün olurmu? veya internet üzerinden izlenmesi için dahliniz olursa biz eğitimciler açısından büyük bir hizmete vesile olursunuz kannatindeyim. saygılarımla. Sadık Hocam Merhabalar, Bayramda aradım, eşinizle konuşma mutluluğunu yaşadım. Hac'a gitmişsiniz, Allah kabul etsin. Hocam sohbetlerinizi özlüyoruz, televizyon programınızla teselli oluyoruz. İnşallah bir ara görüşürüz. Geçmiş bayramınız kutlu olsun. Saygılar, Z. sadık bey..merhaba..acaba cumartesi günki açık deni neden öyle kısa sürdü..hayalkırıklığına uğradım..tam böyle iştahlı iştahlı seyrederken..birden bitirdiniz..biz kendimizi 1 lere 2 lere alıştırdık artık.. hoşgeldin eminim güzellikler derdin de geldin sanırım 2000 yılı için şairlerin birlikte tamamladıkları bir şiir vardı ve şöyle diyordu: pencereden bakınca buralara/ burdan oralara oradan nerelere... neden bilmem aklıma bu mısra düştü oradan ötesi nedir/ nasıldır/ hallerden hangisine benzer hayatlardan hangisine hz Ali efendimizin Peygamberimizin soluğuna şehadet eden yerlere el sürmek ayağını sürümek nasıl bir hal ola ki dualarına şükran ne zaman derin bi yalnızlık içinde kavrulsam bi selamınla karşılaşmak benim kuyuma ışık oluyor yağmurlu bir mekkeye şahitlik etmek yazacağın her şeyi heyecanla bekliyorum nolur hikayeler yaz yeniden içinde yağmur olsun efendimiz olsun beyaz renk olsun umut olsun gözyaşı olsun ama ağlayıp arınalım sen arındın bizi de arıt bu dönüşen değişen evrilen eciş bücüş olan şeylerden kurtulup varedenle dolacağımız sırlar olsun bu hayatın oyun olduğuna inandır nolur tekrar bu hayat bir düş de allah a binler şükür ki sen varsın muhabbetle a. tekrar merhaba..Bugün sizinle tanışmak için Tarih Kültür derneğinin kahvaltısına katıldım, oradaki etkinlikten son anda haberim oldu ama siz sanırım Kutsal Topraklardan yeni gelmişsiniz..o yüzden gelemediğinizi söylediler.. Hoş geldiniz..Kısmet artık..bir daha ki sefere tanışmak dileğiyle.. Bu dünyadaki amacım;"İyi" insanlar etrafında gezinmek/feyizlenmek, onlarla tanışmak..Hem bu dünya da hem de öbür alemde "iyiler" arasında anılmak istiyorum inş. Hayırlı akşamlar.. s. Kıymetli Hocam, Hayırlı haberlerinizi aldığımız için Yüce Allah'ımıza şükürler olsun.Hacc'ınız mübarek olsun.Amin, Saygı ve dua ile, Saygı,sevgi ve dua ile Allah'a emanetsiniz.Amin. Sadik baba Allah razi olsun sizden hep kalbimdesiniz. Dua ve muhabbetle aniyorum. cok özledim fakat bakalim ne zamana görüsmek nasip olur. Aksilik olmaz ise insallah bu ay sonu gibi gelme ihtimalim yüksek. Selam saygi muhabbetle. z. Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 821
Yorum yaz
|
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Güzerân |
| Sırlı tuğlalar |
| Bilişmeler |
| E - kitap |
| Haberler |
| Endam Aynası |
| Bağlantılar |
| Arama |
| Eve dön |
| Arşiv [Eski site] |
| Misafir defteri |