|
|
| Mektuplar [Ağustos 2011] |
| Yazan SadıK YalsıZuçanlaR | ||||||
| 18.08.2011 11:47 | ||||||
|
kıymetli Hocam... Ramazanınız mubarek olsun, uzunca bir süredir sitenize giremiyorum bir sorunmu var, cumartesi günleri yine Altunizadedemisiniz? selam ve sevgiyle... a. Selamlar Sadık Bey, Mail adresinizi geçtiğimiz günlerde kursunuza katılan bir arkadaştan aldım. Öncelikle ramazanınızı tebrik ediyor, hayırlı günler diliyorum. Ben yaklaşık 10 gün önce bir roman yazımını bitirdim, ama sayısalcı bir altyapısı olan biri olarak içime tutmayan yerleri oldu tabi, kitabı değerlendirilmesi için …’ a gönderdim, basılır mı basılmaz mı bilmiyorum ama kafamda yazmayı planladığım iskeleti oluşmuş çok güzel hikayeler var. Yani yazmaya devam etmek istiyorum. Ama tabi basılması yazan biri için çok güzel bir mükafat olur. Dolayısıyla, temel olarak nelere dikkat etmeliyim, yazdıklarımın elle tutulabilir bir hale gelmesi için? Şimdiden vakit ayırıp mailimi okuduğunuz için teşekkür ederim. Saygılarımla... O. Sağolasınız hocam. Beğendiğinize sevindim. Bende bu şekilde biraz bilimsel (HeLa hücreleri konusu gerçek bir vakıa, tez çalışmalarımdan biliyorum, diğer nano cihazlar da benim çalıştığım konunun gelecekteki hedef ürünleri arasında) biraz drama unsurları olan birşeyler yazmaya çalışıyorum hocam. Burada Hz. Ömer devrinde Şam'da çıkan salgında, Ebu Ubeyde bin Cerrah ile Hz. Ömer arasındaki bir mektuplaşmadan yola çıktım. Onların arasındaki mektuplaşma çok çarpıcı geldi bana. Bu öykü, yarışma gereği kısa olarak yazdım yoksa daha uzun (20 sayfa gibi) birşeyler yazmaya niyetlerim var, tembellik etmeyip yazarsam inşallah onu da size gönderirim hocam. m.ş Saygıdeğer Üstadım Sadık bey Evvel'e yolculuk adlı kitabı okuyorum,bağışlayın acizane olarak, kitapta soruyu soranmı (koyu yazılı) siz, yoksa Mahmut Erol hocamı.Ayrıca biraz akademik olmasına karşı çok faydalı ,her an danılışalacak bir el kitabı olmuş Allah razı olsun.Selam ve hürmetle başarılarınızın devamını dilerim. O.E. sadık hocam. sohbet programlarını cok severim ama sizin acık denizi seyrettigimden beri hic bu kadar tevazu ve ictenlikle program yapan birini gormedigimi anladım.. sanki evin icinde hep beraber dost toplantısı gibi hissettiriyorsunuz. allah razı olsun.. iyi ki varsınız... s. Hayırlı ramazanlar.. -- ns. "Ah efendim Önemi yok halimin Ah efendim Önemi yok halimin Seyredem hayret ile şu alemi Ne bilinir kıymet ne kıyamet Allah'a emanet ne gelir elden Ne sahibim bu yerde ne kiracı Sadece bir ömürlük misafirim ben" Erkan Ogur, Bir Omurluk Misafir n. Merhaba,Saygıdeğer Sadık Bey Öncelikle kitaplarda ,yazarların iletişim bilgileri (elektronik posta gibi) Bulunması yazar ile okuyucuyu yayını hakkında boşlukta bırakmıyor. Sizin kitabınızdaki bu uygulama sayesinde, eseriniz hakkında fikir beyan etme fırsatı bulmuş oldum. Bazen insanın hayatında ne kadar farkında olmadığı olay ve güzellikler var ki hep ıskalamışızdır. Sizin gibi donanımlı muhterem bir insanla tanışmayı bana nasip ettiği için Rabbimize şükürler olsun,burada Rabia c.Brodbeck Hanım efendinin de katkısı kaçınılmaz,o muhteşem insandan da Allah razı olsun ,Sizi Ülke tv deki programınızı o tavsiye etti.Daha sonra Rabıa hanım ile sohbetinize katılma şansı yakaladım.En son olarak da Timaş da Rabıa hanım ile tekrar sizin ile sohbet etme ve kitap tavsiyelerinizi alma fırsatım oldu. Öncalikle paylaşmak istediğim,soluksuz okuduğum VEFA APARTMANI kitabınız Yaşımız elliyi geçmesine rağmen Tevfik İLER ‘i gibi bir değeri duymamak ve yassı adanın arkasındakilerin acılardan kısıtlı bilgi sahip olduğuma üzüldüm. Rahmetli Özal’dan sonra çizgisini değiştiren Gazeteci,yazar ve bir zamanlar millet vekilliği yapmış,Ç.A nın o gün yassı ada mağdurları için söyledikleri beni de çok şaşırttı,ama bu zihniyet artık azalarak devam ediyor. O mağdurlarını aile lerinin çektikleri hiç bu kadar birinci ağızlardan dile getirilmemişti.Çoçukluğumda Şehir hatları vapurlarında ve banliyö trenlerinde birinci ve ikinci mevkiler var idi bizler durumumuz gereği hep o tahta koltuklu ikinci mevkiye binerdik ,birinci mevkiye (yumuşak deri koltuklu) ise durumu iyi olanlar binerdi,şimdi Ülkeme bakıyorum artık ikinci mevkidekilerde o koltuklara oturabiliyorlar! Neyse elinize sağlık çok güzel bir kaynak eser olmuş. Yalnız haddim olmadan biraz size takılayım,30 aşkın süre memurluk yaptım çalışırken maaşlardan biriktirdiğim para ile araba aldım (belkide hanımda memur olduğu için) ama hepsi helalinden. Saygı ve hürmetlerim ile Allah ‘ın selamı üzerinize olsun. O. İyi günler Sadık Bey, Öncelikle bu mektubu 25 Haziranda yollamıştım ama elinize geçtiğinden emin olamadığım için tekrar yolluyorum. Kitabınız Kerem ile Aslı Aşıklık Ne Müşkil Haldir hakkında nacizane görüşlerimi bildirmeyi arzu ederim. İlk olarak kitabınızı Büyükadanın iskeledeki yadigar kitapçısında görüp büyük bir istekle aldım çünkü öteden beri bu efsanevi aşkların hikayelerini okumak istiyordum (Kerem ile Aslı, Leyla ile Mecnun, Arzu ile Kamber, Ferhat ile Şirin vs). Bunun da asıl sebebi uzun bir zamandır okuduğum Türk tarihi ve edebiyatında bu aşkların hikayeleriyle birçok kereler karşılaşmam ve dikkatimi çekmeleriydi. Hatırı sayılır bir süredir bir kitabı okumaya başlamadan önce kitabın ön kapağının arkasına okumaya başladığım tarihi ve o sırada bulunduğum şehri yazıyor, altını paraflıyorum. Aynı şekilde kitabı okumayı bitirdiğimde de kitabın son sayfalarına önce eserin konusunun özetini yazıyor, gözlemlerimi arkasına ekliyorum. Eğer diye düşünüyorum, yazar bu kitabı yazmak için şu kadar zaman harcamışsa ben de bir gayret ve zaman sarfedip kitabın arkasına bir kompozisyon yazarak yazara olan saygı borcumu ödemeliyim. Bu uygulamamın büyük bir faydası da ileride bu kitapta yazılanları unutmaya başladığımda, dönüp, yazdığım kompozisyonu okuyarak herşeyi tekrar hatırlayabileceğim ve daha da önemlisi kitabın bende bıraktığı zevki hayatım boyunca bu şekilde tekrar tatmaya devam edeceğim. Kitabınız hakkında, arkasına yazdığım yazıyı olduğu gibi aşağıda dikkatinize sunuyorum: Sadık Yalsızuçanların okuduğum ilk eseri ve bu meşhur aşk hikayesini onun kaleminden okuduğum için memnunum. Kerem ile Aslı öteden beri okuduğum Türk edebiyatçılarının eserlerinde sık bahsedilen bir hikayedir. Bu aşkın hikayesini okumak bu yüzden de benim için önem taşıyordu. Hikayede bir devlet hükümdarıyla emrinde çalışan Hristiyan bir keşişin dramı ile başlangıç yapılıyor. Ne hükümdarın ne de keşişin eşlerinin çocukları olmuyor. Bir gün Hanın tavsiyeyle yaptırdığı özel bir bahçeden yetişen bir elmayı iki ailenin de hanımları yiyince keşişin karısı kız ve hükümdarın karısı da bir oğlan dünyaya getiriyorlar. Han da doğumdan itibaren keşişin kızını oğluna beşik kertmesi olarak istiyor. Keşiş bunu kabul etmiş gözükse de aslında din farklılığından dolayı evliliklerine karşı olduğundan ilk fırsatta Hükümdara kızının vefat ettiğini bildirip üzüntüden ülkeden ayrılmak istediklerini ifade edip izin alıyorlar ve kaçıyorlar. Ancak çocuklar büyüyünce yine de birbirleriyle tesadüfen karşılaşıyorlar ve hemen çılgınca aşık oluyorlar. Han da Keşişi affederek evlenmeleri için buyurunca Keşiş yine önce kabul etmiş gözüküyor ama yine ailesiyle kayıplara karışıyor ve çok çok uzaklara gidiyorlar. Kerem de beraber büyüdüğü en yakın arkadaşı Sofuyla beraber peşle! rine düşüyor. Yol boyunca saz çalıp duygularını şiirleriyle etrafındakilere ifade ediyor ve bu sayede yollarına çıkan engellerden de kurtuluyorlar. Sonunda Kerem Aslıya ulaşıyor ve bu sefer evliliklerini engelleyebilecek hiçbir problem kalmadığı için nikahlanıyorlar. Ancak gerdek gecesi ikisi de farkediyorlar ki, Aslının elbisesi büyülü olduğu için Kerem onu soymaya çalıştıkça düğmeler tekrar kapanıyorlar. Ne kadar deneseler de boşuna olduğunu anladıklarında önce Kerem arkasından da Aslı aşkın ateşiyle yanarak ölüyorlar. Gözlemlerim: *Bu eser adeta bir şiir kitabı. Neredeyse her sayfasında şiir var: 21, 22, 29, 37, 38, 39, 40, 48, 49, 50, 54, 55, 56, 57, 58, 60, 61, 62, 67, 68, 69, 70, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 95, 96, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 109, 110, 112, 113, 117, 118, 121, 124, 126, 132 *Gelincik geleneği s42 *Dertli olmak üzerine s16 *Uyumak, yorgun olmak üzerine s28 *Kerem ile Aslı isimlerinin anlam olarak nasıl oluştuğunu anlatan ilginç bir pasaj s36 *Kitabın önsözünde yazar olası kusurları için kibarca bir özür dileme cümlesi sunmuş s10 *Kerem, Aslının peşinden bir haritada gezer gibi çok yer gezmiş: Süphan Dağı, Hoy, Tusi, Gence, Revan, Çıldır, Ahiska, Serki, Kars, Van, Nemrut Dağı, Huşi, Muş Ovası, Çanlı Kilise, Pasinler, Hasankale, Erzurum, Laleli Dağı, Erzincan, Sivas, Kayseri, Erciyes Dağı *Kerem sazını eline alıp da şiirlerini icra etmeye başladığında doğa üstü olaylar oluyor ve başını bu şekilde hep dertten ve zorluklardan kurt! arıyor. Dağlar, sisler, Kırk Haramiler önünden çekiliyorlar, bu şekilde müziği ve şiiri kendi kendisinin savunucusu kurtarıcısı haline geliyorlar. *En yakın arkadaşı Sofu hep yanında bütün güçlüklere onunla beraber göğüs geriyor. Dostluğun önemi ve değeri bu şekilde sembolize ediliyor. Sofu ismi gibi dindar bir çocuk. *Bu hikaye günümüzün karışık evliliklerine de aynı zamanda bir atıf. Kendi Yahudi cemaatimizde de her zaman zor bir konu olarak gündemimizde olduğu için kafama gelen tanıdık çağrışımlarla okudum. *Gurbet/uzaklık her zaman aşkı körükler derler. Bu kitapta sembolik olarak gurbet kavramı aşkın gücünü ifade etmek için etkili bir şekilde kullanılmış. *Kerem Aslıya o kadar aşık ki, yolculuğu boyunca karşılaştığı onca güzel kız, hatta Aslıya kimisi tıpatıp benzedikleri halde dikkatini dağıtmıyor. Bu da aşkın sadakati üzerine kullanılan bir sembol. *Müzik Keremin duygularını ifade ettiği için eserin önemli araçlarından biri. Sadık Bey, yukarıda kitabın arkasına yazdığım yorumlarımı okudunuz. Umarım zaten çok iyi bildiğiniz eserinize bir okuyucunun aktarmalarından memnun kalmışsınızdır. Size mektubumun başında önceki okuduğum kitaplarda Kerem ile Aslının hikayesiyle sık karşılaştığımı ifade etmiştim. İzninizle kendi arşivimden (Alper Almelek Kitap Arşivi AAKA-) aşağıda Kerem ile Aslıdan bahseden eserlerin listesini sunacağım. Belki ileride bu eserlere bakmak istersiniz. Kimisi artık kitapçılarda satılmıyor, onları Sahaflardan buldurttum. Ne zaman isterseniz size onları gösterebilirim. Yanlarına yazdığım parantez içindeki rakamlar bu kitapların arşivimdeki numaralarını ifade etmektedir. Kerem ile Aslıdan bahseden kaynaklar: *Can Yücel, Maaile (AAKA-217) *Oktay Rifat, Yeni Şiirler-Dağın Orda (AAKA-115) *Ahmet Rasim, Şehir Mektupları (AAKA-161) *Fakir Baykurt, Eşekli Kütüphaneci (AAKA-374) *Halide Edip Adıvar, Mor Salkımlı Ev (AAKA-61) *Halide Edip Adıvar, Sevda Sokağı Komedyası (AAKA-266) *Halide Edip Adıvar, Zeynonun Oğlu (AAKA-201) *Hüseyin Rahmi Gürpınar, Ahlak Humması (AAKA-236/5) *Hüseyin Rahmi Gürpınar, Kokotlar Mektebi (AAKA-293) *Hüseyin Rahmi Gürpınar, Namuslu Kokotlar (AAKA-274) *Hüseyin Rahmi Gürpınar, Tutuşmuş Gönüller (AAKA-300) *İlber Ortaylı, Son İmparatorluk Osmanlı (AAKA-49) *Kemal Tahir, Yorgun Savaşçı (AAKA-331) *Mehmet Celal, Küçük Gelin (AAKA-142) *Necati Cumalı, Tütün Zamanı 1: Zeliş (AAKA-341) *Reşat Ekrem Koçu, Esircibaşı (AAKA-377) *Refik Halid Karay, Bu Bizim Hayatımız (AAKA-276) *Refik Halid Karay, Sonuncu Kadeh (AAKA-284) *Üç Nesil Üç Hayat (AAKA-292) *Yer Altında Dünya Var (AAKA-318) *Reşat Nuri Güntekin, Akşam Güneşi (AAKA-220) *Reşat Nuri Güntekin, Anadolu Notları I-II (AAKA-205) *Reşat Nuri G! üntekin, Ateş Gecesi (AAKA-134) *Reşat Nuri Güntekin, Kavak Yelleri (AAKA-143) *Reşat Nuri Güntekin, Son Sığınak (AAKA-175) *Tarık Buğra, İbişin Rüyası (AAKA-324) *Aşkım Kapışmak, Kadınlar Sağdan Erkekler Soldan (AAKA-372) Bu kaynaklar belki bundan sonraki Kerem ile Aslı baskılarınızda veya çalışmalarınızda size katkı sağlar. Öyle olursa katkım olduğu için mutluluk duyarım. Yukarıdaki Türk edebiyatının değerli yazarları Kerem ile Aslıdan çok değişik şekillerde hikayelerinde, şiirlerinde, romanlarında, makalelerinde, araştırmalarında bahsediyorlar. Çalışmalarınızda yeni ilhamlar, zindelik ve başarılar dilerim! Saygılarımla, A. Kıymetli Abiciğim Programınızı tevafuken keşfettiğimden beri kaçırmadan izlemeye çalışıyorum. Özellikle Cemalnur Sargut Hanım ve Dr. Mustafa Tatcı Hocamızla yaptığınız söyleşi beni mest ediyor. Üçünüzün de kitaplarını rastladığım kitap evlerinde soruyorum. Ama malesef bulamıyorum. Geçen hafta şans eseri Cam ve Elmas ı bulabildim. Geçen hafta Sayın Mustafa Hocamızın zenginlere yaptığı kitap alıp dağıtma önerisi çok hoşuma gitti ne var ki böyle bir şey olsa bile beni nereden bulacaklar. Size belki de çılgınca gelebilir ama ben yine de söylemek istiyorum benim bir adım daha var, o da "kitap dilencisi". Sizin okuyup ta rafınızda duran kendi kitaplarınız Cemalnur Hanımın ve Mustafa hocanın kitapları sanki şöyle sesleniyorlar gibi geliyor: malatya da cahil ve aciz bir kul var o da sizler gibi Allah aşkına ulaşmak için bizleri okumaya susamış. Bana kitaplarınızı hediye etmenizi bekleyemem ve zaten hediye istenmez verilir. Veren el alan elden üstündür düsturuyla kitaplarınızı ödünç istiyorum tek bir yaprağına zarar vermeden iade ederim. Kitapların yapraklarını hafiften kıvıranlara bile çok kızıyorum. İlginiz için Allah razı olsun diyorum büyüklerimiz ne güzel söylemiş kiminin parası kiminin duası diye. Dikkate almaz iseniz de canınız sağ olsun büyüklerin himmeti ve duası üzerinize olsun sizleri emaneti en iyi koruyan allaha emanet ediyorum saygılarımla t. Selamlar, Derin ve incelikli duyarlılıklarınızla, akıl ve bilincinizle, ortaya koyduğunuz emeğinizle ,Ahmed-i Xani Hazretlerinin tanıtımını başarılı bir şekilde konu alan bu programınızdan ötürü sizlere çok müteşekkirim.Size ve Kadri Hocam'a Van'dan selamlar,saygılar... E. yazılarınızı çok severek okuyoum keşke nasıl bir ruh halinde okuduğumu anlatabilsem bazan bir kelimeye le ağlar bazan günlerce bir cümlenizle hayata tutunmaya çalışırdım ......allah razı olsun n. Sadık Bey Merhaba Sizi Ülke TV'deki programlarınız sayesinde daha yakinen tanıdım. imkanlarımn ölçüsünde 8-9 aydır sizin takipçinizim. Kitaplarınızı da takip etmeye çalııyorum. özellikle ANKA'daki tarzınızı çok beğendim. Sadık Bey sizden bir ricam var. Yeni Ümit Dergisinin yeni sayısında Suat Yıldırım Hocamız Peygamber Efendimizin Kızı Zeynep Validemizi anlatmış. Validemizin hayatını daha önceden bilmeme rağmen şahsen çok etkilendim. Orda bir kadındaki vefayı, sadakati, asaleti, cesareti, itaati.... gördüm. anladım ki biz Validelerimizi hiç tanımıyoruz. 21. asrın özellikle altın nesildenilen neslin onlardaki anlayışa Kısa keseyim. Zeynep Validemiz içinde asrın idrakine yansıtılması için çalışmalarınız varmı? İkinci olarak; Bu haftaki konuğunuz Sayın Mustafa Haocamız'la Yusnus Emre, Niyazi Mısri, Şabanı Veli Hazretleri için üniversitelerden enstüti kurulması yönünde talepleriniz dile geldi. bu enstütilerin kurulması ya da eserlerinin ortaya çıkıp okurlara sunulması konusunda Avrupa Birliği Fonları/Hibeleri (karşılıksız olduğu için ve projeler sosyal içerikli olduğu için) kullanılması düşünülemezmi? Belki hariçten gazel okuyorum. Kusurumu hoşgörün lütfen. belki çooktan bu tür çalışmalar başlamış ve bitmiştir. Hakkınızı helal edin. İnşaallah birgün tanışır ve bu konuları karşılıklı görüşürüz. Selametle kalın Saygı ve hürmetlerimle... m.i. abicim, hocam, asıl siz affedin değerli vaktinizden çalıyoruz. hayyam kitabınız hayırlı olsun hocam. raflarda yerini aldı mı? uygun görürseniz tekrar bir bülten yazıp servis edelim mi? paylaşımlarınız için teşekkür ediyorum. arkadaşa bilgi veriyorum. haftasonu uygunsanız görüşmek ümidiyle.. baki dua m. bu bir rica yazısı.ben şanlıurfa-siverek'tte yaşayan okuyan biriyim.kitaplarınızla geçte olsa tanıştım.sevdim.hele ki hiç olmaktan ziyade hiç'le başladım.ellerinize yüreğinize sağlık.fakat benim maruzatım şu ki kitaplarını< timaştan çıkıyor ve kapı yaynlarından.ben kendimce tüm harçlığımı kitaplara yatırdığım için kitaplarını< bana *ahalı geliyor.yani şöyle ki bazen korsan kitap dahi almak <orunda kalıyorum.bunun nasıl olduğunu a< çok tahmin edersiniz.yalnız sizin kitaplarınızı korsan almak yerine sizden istiyorum.yani öyle lafa pat diye girdim ama süslü püslü cümleler kurup yağ çekmek değil niyetim...o yü<den böylesi daha iyi olur diye dşündüm... bana yardımcı olabilirsineniz mutlu olurum.dua ile.... o. Sayın Sadık Bey, Programınızı zevkle takip ediyoruz. Ozellikle programda caldıgınız muzikler cok hosuma gidiyor. Gecenlerde sanırım 10 Temmuz 2011 tarihli Cemalnur Sargut Hanımefendinin konuk oldugu programdı. Bir Azeri turkusu calıyordu. ''Esmer yavrum dinle, dinle yavrum dinle'' gibi bir nakaratı vardı. O parcanın ismini bana yollarsanız cok memnun olurum. İyi calismalar dilerim. edep nedir? edepli kadın nasıldır? günümüzdebu kavram nasıl karşılanıyor? lütfen cevap, çok bocalıyorum. r. Akşamlar, Ben Samsun' dan sizinle tanışmayı isteyen , edebiyatın o mistik havasına girebilmeyi isteyen ama başaramayan biriyim.u konuda sizin bana yardımcı olabileceğinize dair büyük bir inanç taşıyorum ve sizinle tanışmak istiyorum. Sizinle tanışmak için benim sizi bulmam lazım ama affınıza sığınarak numaramı veriyorum ve Samsun' a geldiğiniz zaman aramanızı istiyorum. r. Sevgili kardeşim diye izniniz olursa demek istiyorum acizana, Cemalnur Hoca'mızla yaptığınız bu akşamki program şahaneydi. Allah razı olsun sizden istiram etsem yayınlanan kliplerden televizyondan yada sizden elde elde edebilirmiyiz izniniz olursa. Efendi Hazretlerinin ve Samiha annemizin çok güzel resimleri var mümkünse çok sevinirim. Band yayını da olabilir.Sizinle tanışmayıda kendime onur sayarım inşAllah. Saygılarımla Efendim... e. ‘toz kanatlı kelebek’ Konuyla ilgili değerlendirmenizi öğrenmem mümkün mü? i. Vefa her kimseden kim istedim andan cefa gördüm, Kimi kim bivefa dünyada gördüm bivefa gördüm. a. üstad benimle görüşmeyikabul edip benimle görüşmeyi kabul etmeniz benim için muhteşem oldu.tevazunuz size daha çok bağlanmama sebep oldu.bu fakiri memnun ettiniz.Rabbimde sizi iki cihanda aziz etsin.tekrar saygı ve hürmetlerimle s.a sizi tv nette izledim konuşmanız,fikirleriniz ve edebiyattaki geniş bilginiz dikkatimi çekti.Şuana kadar hiçbir kitabınızı okumadım ilk hangi kitabınızdan başlamamı önerirsiniz? s. Sadık Bey Merhabalar. Ben Diyarbakır'da öğretmenim. Tayinimin çıktığı okulla ilgili bir araştırma yaparken google'da sizin de o okuldan mezun olduğunuzu gördüm. Okul Melekbaba İlköğretim okulu. Sizi Ülke TV'den zaman zaman takip ediyorum. Üstad'la ilgili bir kitabınızı da okudum: Yolcu. Sizin Malatyalı olduğunuzu blmiyordum. Hayatımda ne Malatya'yı ne de Melekbaba mahallesini görmüşlüğüm yok. Sizin gibi güzel bir insan o mahalleden çıkmışsa şimdiye kadar ki olumsuz yorumları rahatlıkla göz ardı edebilirim demek ki. Yarın inşallah mahallenizde ve de okulunuzda olacağım. Bundan sonra en az 3 yıl inşaallah sizin mahallelilere sizin okulda ders veriyor olacağım. Tabi öncelikle acilen bir kiralık ev bulmam lazım:) Bana bir mesaj yazıp selamımı aldığınızı iletirseniz, bana arkadaşlarıma "hava basmam" için bir neden vermiş olursunuz. Selamlar, saygılar Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 882
Yorum yaz
|
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Güzerân |
| Sırlı tuğlalar |
| Bilişmeler |
| E - kitap |
| Haberler |
| Endam Aynası |
| Bağlantılar |
| Arama |
| Eve dön |
| Arşiv [Eski site] |
| Misafir defteri |