JA slide show
Anasayfa arrow Günlük arrow Mektuplar arrow Mektuplar [2009- Temmuz]
Mektuplar [2009- Temmuz]
Yazan ediTör   
10.08.2009 11:50

SADIK BEY MUHSİN BAŞKANLA İLGİLİ KİTABINDA BİR YAZIYA KAFAM TAKILDI 70 Lİ YILLARDA ÜLKÜ OCAKLARI GENEL BAŞKANI O YILLARDA AKAN KANDA ÖNEMLİ SORUMLULUĞU OLAN İNSANLARDA BİRİ DİYORSUNUZ  CUNTANIN 7 .5 YIL KENDİ MAHKEMELERİNDE YARGILAYIP SUÇ BULAMADILARDA BU SUÇ NERDEN ÇIKTI ÇOK AĞIR İTHAM BENCE 5 BİN İNSAN ÖLDÜ O DÖNEMDE ÖNEMLİ SORUMLULUĞU VARMI BENCE HİÇ YOK AMA SİZİNLE UZUN UZUN KONUIŞMAK İSTERİM

M.


sayın yalsızuçanlar;
gezgin isimli kitabınızda "melami" kelimesi geçince daha önce hiç duymadığım bu kelimeyi araştırdığımda birbirinden farklı düşüncelere rastladım.
kafamı en çok kurcalıyanıysa melamilik anlayışına sahip olan kimseler halkın nazarında kendilerini olduğundan farklı bir şekilde gösterip göstermediği oldu.
misal içki içmedikleri halde ellerinde içki şişeleriyle sokak sokak dolaşırlar mı ya da kendilerine serseri imajı verirler mi?
bu konuda benimle fikilerinizi paylaşabilirseniz ya da bir kitap/ kaynak gösterebilirseniz gerçekten çok sevinirim..

n.

 


hüzünlü gurbet derler ya ayrılık diye...uzaklık şöyle ya da böyle insanın içine düşen bir kor.
muhabbetinize dahil olımayı çokça arzu edenlerdeniz.ah nasip...

n.


DUA GÜNLÜĞÜ KİTABINIZI OKUMAK İSTİYORUM. NEREDEN TEMİN EDEBİLİRİM.

u.


HOCAM BEN OKULU BİTİRDİM.SELÇUK ÜNİVERSİTESİ FİZİK BÖLÜMÜ MEZUNUYUM ARTIK.BU SEVİNCİ SİZİNLE PAYLAŞMAK İSTEDİM. EN DERİN SEVGİLERİMLE...
SELAM VE DUA İLE...
b.


Sadık Hocam,Selamların en güzeliyle sizi selamlıyarak başlayaım.Selamların en güzeli sizinle olsun.Efendim nasılsınız Umarım iyisinizdir..Bizleri sorarsanız çok şükür dergi çalışmları eğitimimiz götürüyoruz günü.Efendim sizinle yapmış olduğumuz  röportajınız bu sayıda (41. sayı) çıkacak. Yayın yönetmenimiz sizin müzikle, müzisiyenlerle ilgili bir kitabınızı okumuş, bu sayıdan sonra dergimizin konusu "Türk müziği ve türkülerimiz" olduğundan gelecek sayı  (42. sayı) bize dosya konumuzla ilgili bir yazı vereceğinizi umuyoruz, yayın yönetmenimiz size muhabbetlerini iletiyor. Sadık Hocam, sizin iyi bir takipçiniz. 
                  Saygılarımla
f.



Selamün Aleyküm Sadık Bey
Hakiki Ehl-i Beyt dostu oluşunuz beni mesrur etti.
Rical-i Hamzaviye ile ilgili çalışmanız varmı bilmiyorum ama olmasını arzu ediyorum.
mahabbetle...
M.


TEMBEL GÜVECİ

Güveçte toplanan sebzeler misali toplandık dergâhta. Başrolde, patlıcan ile münafık olmayan biber yer almakta. Yeşil fasulye ise güvecin kıdemli bekçisi. Dostun adı Sadık. Misafirler ceyhun misali akan ırmağın ruh dünyasında yunmakta. Sait Efendi amber ırmağından tatmakta. Nurlar, kavrulmuş susam misali tütmekte. Sofrada kuru baklava, “ben yaşım” diye haykırmakta. Biberden yiyen cin çarpmışa dönünce, garip bibere “cin biberi” lakabı takılmakta. Meşk, Sadık dostun dergâhında başlamakta.

İsimler konuştuk bu gece dergâhta. İsimler zikir oldu lisanda… İsimlerin en anlamlısı Nur idi. Dost kahvesinin sadık erenleri semaverden nasiplendi. İçilen çay, şerbete çark etti, sema tahtasının çivisi yüreklerde yer buldu.

Üstadın bahçesi muhteşem meyvelerini cennet bahçesinden sundu. Çekilen sıkıntılar, gönül hanesinde çile ile buluştu. Kimi derviş bağrında sakladığı derde gem vurdu. Cırcır böceklerinin adı, zakir oldu bu gece. Küllükler doldu taştı. Gözler buğulu, biraz da yaştı… Üç nokta güvece saklandı bu gece.

Sofra, tam bir bereket havuzu… Dervişan, Firdevs Irmağından ruha bürünen nimetle rızıklandı bu gece. Geceye adını veren ise ana yemek oldu. Ana yemek sırlı güveçte demini almıştı. Pastırması Kayseriden, sebzesi bahçıvandan gelmişti. Tarifi gizli hazine, lezzetinde tevazu gizlenmişti. Adı sorulduğunda Sadık Dost fısıldadı kulaklara: “Tembel Güveci”

“Tembel Güveci” rızık oldu bu gece dervişlere… Acısı tam acı, münafık olmayan biberden yani… Bu acı, ancak sırlanmış güveçte piştiğinde tatlı hatıralar bırakabilirmiş. Tembel güvecin hatırası ise gökkubbede baki kalırmış vesselam…

 

Ceyhun Emre Teoman

 


Sevgili Sadık Yalsızuçanlar,

Bir haber için soruşturma yapıyorum ve edebiyatçılarımızdan/

eleştirmenlerden görüş alıyorum.

Konumuz: Türk romanı tarihle yüzleşebildi mi?

Aşağıda soruşturmanın konusunu kapsayan bir metin var.

Edebiyat, Çarlık Rusya döneminde Gogol, Dostoyevski, Tolstoy gibi Realist yazarların etkisiyle başlayan, yönetim ve toplum eleştirisi ilerleyen zamanlarda Turgenyev ile Sosyalist çağrıya dönüşüp 1917 yılında devrimin gerçekleşmesinde büyük pay sahibi olmuştu.

Rusya’da o dönem okur-yazarlık yüzde yedi ile yüzde on aralığında tahmin edildiği halde bunu başaran Rus Edebiyatı gibi Türk Edebiyatı toplumun değişim ve dönüşümünde özellikle tarihiyle (27 Mayıs, 12 Eylül, 6-7 Eylül vb.) yüzleşmesi bakımından üzerine düşen vazifeyi gerçekleştirdi mi? Belki de Rus edebiyatı çok uç bir örnek olacak ama  bir zamanlar yüksek sesle konuştuğu, yazdığı haykırdığı için suçluydu yazarlar.

Şimdi ise bilenler bilmeyenlere söylemiyor, yazmıyor. Türk romanı 12 Eylül’den sonra entellektüellerle, yazarla siyasetin arasına nasıl bir dikenli tel çekti? Türk romanı  yakın tarihin hafızasından azad etmiş olabilir mi? Aşk romanları, kişisel gelişim kitapları bu kadar çok ilgi görürken hafızamızı yoklayan ve belki de kanırtması gereken  romanlar niye yazılmıyor?  Az sayıda da olsa yazılanlar neden ilgi görmüyor?

s.


Selamunaleyküm,
Sadık bey,
1)Bediüzzaman Hazretlerinin eserlerini okuduğumuz zaman kullandığı terminolojinin Muhyiddin-i Arabi Hazretlerinin terminolojisiyle hemen hemen aynı olduğunu görüyoruz.Bu noktadan baktığımız zaman Risale-i Nur, İbn i Arabinin bu zamana uyarlanması mıdır?
2)Ayet-ül Kübra ve Risale-i Nur'un genel metodolojisi üzerine değerli bilgilerin sunulduğu bir seminerinizi dinledim.İnternette çok aradım ancak yazılı bir metin olarak elde edemedim.Eğer seminer notlarını (sizce mahsuru yoksa) gönderirseniz çok memnun olacağım
Selam ve saygılarımla...

B.


İyi geceler Sadık Bey,

Ben sizi bir soru sormak için rahatsız ediyorum. Cam ve Elmas kitabında Ebu'l Hasan Hazret'in İstanbul'da, Kocamustafapaşa semtinde yanılmıyorsam halvete çekildiğine dair bir şeyler okumuştum. Şimdi o satırlar kitabın içerisinde bana sır oldu. Fakat rüya alemi bunu dinlememekte, davet kuvvetli gibi hissediyorum ama satırlara ulaşamadığım için ziyaret şansı bulamıyorum.

Bana bu cami ya da medrese nerede ise bilgi verirseniz çok sevinirim.

Saygılarımla,
A.

 


abi ilk maili kitabı okurken yazmıştım,

şimdi okudum

bitirmeden kalkamadım

'beni öldürdün'

ne diyeyim

duaları tekrar ediyorum

seni Rahmetiyle sarmalasın

belki fazla harc-ı alem ama

'ellerini bir tutabilsem' de güzel bir isim olabilirdi.

Allah'a emanet ol

s.


tanıdığım en sahici insanlardan sevgili ağabeyim Sadık Abim;

eline, diline, hayaline, hatırana, hafızana bin sağlık ve bin bereket,

kaleminden düşen her bir harfe bir melek ihsan edisin,

sana da bize de beka yurdunda şefaatçi olsunlar inşallah,

Üstadımızın kabulüne, Resul-ü zişanın şefkatine, Rabbimizin rızasına ulaşasın, ulaşalım inşallah.

duandan eksik etme,

Allah'a emanet ol inşallah.

s.


hocam hayırlı günler/geceler
sizinle, yani kitaplarınızla tanışmam esrarengiz bi şekilde oldu. okuyunca anladım zaten basit kitaplar değildi ki yazdıklarınız ne alışı ne de okunuşu basit olsun..
ben de kendimce bişeyler karalıyorum, ekledim postaya bi kaç yazımı okursanız sevinirim.
kardeşinizle tanıştım, size benden bahsedeceğini söyledi. zamandaki yazılarınızı takip edip kitaplarınızı da okuyoruz. okuduğumuz kadarıyla biz sizden razıyız hocam, Allah da razı olsun inşallah..


Merhaba Sadık Bey,

Sinema eleştiri yazmayı hedefleyen birisi olarak, tavsiyelerinizi almak isterim.Buradaki  iletişimi "sanal bir okul" addedersek, sizce nasıl bir eğitimden geçmeliyim ?Örnek yazılarımı size göndermek isterim.Bana ev ödevi verir misiniz ?(Misal:bir film hakkında değerlendirme yazısı gibi)

Teşekkür eder,iyi çalışmalar dilerim.

z.

 


Sadık abi,

Kitaba çok sevindim ve heyecanlandım.

Elbette gereken ilgiyi gösteririz.

Ben şimdiden bir yazı yazmak istiyorum.

Ama söyleşi de olabilir.

Ali beyle istişare edip sizi bilgilendiririm.

Baki selam...

c.


Aziz ağabey,

Erzurumlu mahalli sanatçı Hüsamettin Ceylan'ın seslendirdiği Alvarlı Efe Hz.lerinin bir eserini size arz ediyorum.

Selam ve dua ile..

 


Zemin ateş. Zaman ateş. Yangın yeri. Bütün  süsler ateş. Alev alev  odanın ortası.  Kalem dayanır mı buna.  Hızlanır  üşüme gelir gibi  titreye titreye   nakş ederek  harflerini ,  bundan sonra ne yazsam hızıma yetişemez bile kelimeler.  Yazarken yanar.  Kalemin kömür ucu  kağıdın odunluguna denk gelir, alev alır. Kağıt  kalemin haline yanar. Kalem Nurun haline. Meğer.

 


Sayın Sadık YALSIZUÇANLAR beyefendi size daha önce  iki adet mesaj yazmıştım ama yoğunluğunuzdan dolayı cevap  verremediniz diye düşünüyorum.Konu neydi diye sorarsanız her yeni gün öyle dönüşümler geçiriyor ki insan şaşmamak elde değil.Ama karar kıldığım bi konu var;oda bi eteğe yapışmak nasipse herhalde o zaman sukunet bulucam.Selam ve dua ile.


 

merhabalar..sizin Cemalnur Sargut hanımla olan sohbetnizi netten okudum.Cemalnur hanıma ulaşabilmeyi çok isitiyorum.mail adresini nasıl bulabilrimi düşünürken,size yazmak geldi aklıma.bana bu konuda yardımcı olursanız sevinirim.
yanıt versenizde vermesenizde en azından okuduğunuz için tşk edeirm.


 

Abi nasılsın umarım iyisindir. Rafetle beraber  açtığımız www.tercumaniahval.com da istediğimiz ilgiyi alakayı kısmende olsa yakaladık. Çıtayı daha da yukarı çekmek isityoruz sizin yardımlarınızla. Çektiğimiz filmleri ekledik.Benim geçen ay iki sempozyum ve birde meşverete verdiğim seminer yazılarını ekledim.Bu bahsettiğim konular ilginizi çekerse bir nebzede olsa bir yazınızda bahsederseniz  inş. bizlere çok güzel bir katkıda bulunmuş olursunuz.Şimdiden tşkler.


 

Selamün aleyküm hocam..

Dediğim gibi ben bu hadisi  Kenan Rıfai ile Aşka Yolculuk kitabınızda okumuştum sayfa 113 te. Sonra çok hoşuma gitti bir forumda yazdım. Forumdaki arkadaşlar hadisin kaynağını merak ettiler. Bende bilinen başlıca hadis kaynaklarını taradım fakat bulamadım. Sonra Hocama ve farklı üniversitelerdeki hadis bölümü hocalarına mail attım

 Onlarda şöyle cevap verdiler

 

Hocam:

İlk mesaj

kaynak gelirse, karpuzlu duyduğum ilk hadis olacak, ama sanmıyorumki sahih olsun, içerisinde farsça ifadeler var, belki tasavvufi eserlerde irşad amaçlı kullanılmış olabilir, ehli tarikın genel amacı irşad olduğundan, rivayetlerin sıhhat derecesi hep ikinci planda kalan eserler var. bursevinin ruhul beyan tefsiride böyledir.

2.mesaj

hanım kızım, biz hadisi şerif diye neye diyoruz; efendimizin sözlerine, hallerine, sahabenin sözlerine ve hallerine.
 efendimizin karpuzla ilgili hadisi olduğunu duymadım, ama sahabe efendilerimizin bilhassa iranın fethi sırasında bunla ilgili söylemlerinin olması ve bunların hadis kitaplarına girmesi normaldir.
 size cevap veren arkadaş görüşünde isabet etmiş, ben sana geçen hulasatul ahbarı bile niye iki defa okuttum? sen sağlam kaynakları da bileceksin, zayıflarıda.
 bak ben bu hikayeyi ilk kez gördüm, ama görür görmez bunun hz peygambere ait olmayacağı, tasavvufi irşad amaçlı kitaplarda yada şianın hz alinin üstünlüğünü beyan için yazdığı kitaplarda olabileceğini tahmin ettim ama, belki dedim bizim hanım kız çeharı yarı güzinde görmüş olabilir diye, sana ihtiyaten onu dedim.(Hocam bana bu kitapta olabileceğini söylemişti)

 

 

Tarihteki önemli şahsiyetleri, mezhep ve grupları aşırı öven veya yeren, temel hadis kaynaklarından yeri gösterilmeyen rivayetleri her zaman ihtiyatla karşılanmalıdır. Ayrıca rivayetin muhtevasının temel islam prensipleriyle çelişmesi de önemli bir ölçüdür. Söz konusu rivayet de hem temel İslam prensipleriyle çatışmakta hem de bir şahsı aşırı övgü ifade etmektedir. Dolayısıyla bu rivayetin Hz. Peygamber'in hadisi olması mümkün gözükmemektedir. Türkçe hadis usulü kitaplarından "Mevzû Hadisleri Tanıma Yolları" konusunu gözden geçirmeni tavsiye ederim. Başarı dileklerimle..Selamlar

 

 


SA değerli kardeşim,
Böyle bir rivayeti ilk defa okuyorum.
Kaynaklarımızda bulunmamaktadır.
Üsluptan, onun Hz. Ali'yi yüceltmek, önceki halifeleri tahfif etmek üzere uydurulduğu anlaşılmaktadır.
Zira "Ali'yle Benden başka Allah'ı bilen yok!" ifadesi, önceki halifelere bir gönderme olmalı.
Takdir edersiniz ki bu ifade çok ağır bir ithamdır ve Hulafa-i Raşidin ve sahabe hakkında bir bühtandır.
Okuduğunuz kitaba gelince, Allah bu "sufileri!" affetsin. Pek ölçüsüz kelam etmeyi severer!
Selam ve dua ile...


S.A.
Bildiğim kadarıyla böyle bir hadis mevcut değil. Hz. Ali'yi övmek için uydurulmuş bir rivayete benziyor. Hz. Ali'nin bu tür rivayetlere ihtiyacı yok. Zaten herhangi bir kaynak da göstermemişler. Bazı tasavvuf kitaplarında ya da sufi çevrelerde bu türden rivayetler ya da hikayeler menkıbe kabilinden anlatılıyor. Bunlara itibar etmemek lazım. Hz. Ali ve ehl-i beytin faziletine dair sahih kaynaklarımızda yeterince bilgi ve rivayet var. Unutmamak gerekir ki hadis uydurmak büyük bir günah ve haramdır. Peygamber Efendimiz mütevatir olarak gelen hadisinde "Kim bile bile bana yalan isnad ederse cehennemdeki yerine hazırlansın" buyuruyor. Bu hadisin heybetinden korkmak lazım.

 

 

böyle bir haberi ben ilk kez duyuyorum, yani bizim muteber kaynaklarda olmayan bir anlatım.
bir anlamda, bir teşbih sahnesi içinde hz. Ali'nin peygamberimize itaati gösterilmek isteniyor.
ne tuhaftır ki bazı haberlerde peygamberimiz döneminde o bölgede karpuz bilinmesi ve bulunmadığı için karpuz yemede Peygamberimizin sünnetini bilmedigi icin karpuz yemekten ictinab eden hadiscilerden bahsedilir.
diğer mevzuat kitabı yazarları da içinde "akıl" konusu geçen hiç bir sahih rivayet yoktur derler.
kısaca sorduğunuz konu muteber hadis kaynaklarında geçmez, halk anlatımında yer alabilir, hele tasavvuf ve tarikatlar benzer anlatımları geniş halk kitlelerini etkilemek ve onlarda bir anlam uyandırmak için bu tip anlatımlara yer verir ve bununla da eleştirirler.

 


Muhterem efendim,
Öncelikle sağlık, sihhat ve çalışmalarınızda başarılar ve Allah'dan kolaylıklar diliyorum.
Bildiğiniz üzere hadis tenkidi sened ile başlar. Ravilerin rivayet ehliyetine ve birbirlerine mülâki olup olmamalarına göre mevzu'dan başlayıp sahih'e doğru bir sihhat değeri kazanır. Ancak zikrettiğiniz bu hadisin belli vez bilinen bir senedi yoktur.z Bu da onun, mevzu olduğu yani uydurulup Hz. Peygamber'e izâfe edildiği konusunda ilk ipucudur. Kaldı ki metnin diğer kısımları bir tarafa sonunda yer alan "Ali'yle Benden başka Allah'ı bilen yok. Allah'la Benden başka Ali'yi bilen yok.Allah'la Ali'den başka Beni bilen yok" cümlesi, hadisin metin itibariyle de uydurulmuş olduğunu gösteriyor. Zira sıradan kullar, veliler, Hz. Peygamber'in sahih hadislerde imânına şahitlik ettiği, cennet ile müjdelediği sahabiler bir tarafa, Allah Teala'nın Kuran'da zikrettiği pekçok peygamberin Allah'ı bilmesi icab eder. Dolayısıyla bu rivayet, tasavvuf erbabı tarafından uydurulup nakledilmiş intibaı veriyor. Malum olduğu üzere Hz. Ali'nin hemen tüm tarikatlarda önemli bir yeri var. O'nun Şia'daki konumu ise zaten malum. Nitekim rivayet, muhteva itibariyle Şia'nın önde gelen rivayet kitaplarında sıkça geçen hikayelere de benziyor. Bunlardan hareketle rivayetin sahih, hasen ve hatta zayıf olduğunu söyleme imkanı da pek görünmüyor.
Bu vesile ile tekrar sağlık, sihhat dileklerimi ve selamlarımı sunuyorum.
Hüseyin Kahraman

 

 

Uydurma bir hadis.


 

sizde öğrenebilirde bizi haberdar ederseniz senirim.. selametle..

bu arada ben Hocamın dediğine katılıyorum :)

 

 


 

Sayın Hocam , 
bir televizyon programında(Teke Tek) Niyazi Mısri'den bahsederlerken Amerikalı konuk kendisinin bir mutasavvıf ve veli olduğunu belirtip hakkında bilgi verirken program yapımcılarından Murat Bardakçı ise Hazretin iyi şair olduğunu belirtip fakat deli olduğunu idda etmişdir .Bu olayıda Bursa'da bulunan el yazmalarına bağlamışdır,kendisinin günlüklerinde 'ben Peygamberlerin babasıyım ve Havvanın kocayım' dediğini söylemişdir .Bu görüşünüde Hazretin idam edilmeyip sürgün edilişi ile desteklemişdir ,'Osmanlı delileri idam etmezdi ' demişdir.Bendeniz ,Hazrete ait olduğu belirtilen bu sözlerin doğruluğunu öğrenmek ve eğer doğru ise sizden  bir şerhini istiram etsem bir okurunuz ve kardeşiniz olarak çok mu iler gitmiş olurum hocam ,aşkı niyaz ederim hoşça kalın saygılarımla.


sa. Aşka Yolculuk adlı kitabın 113. cü sayfasında şu ifade geçiyor acaba bu yazının kaynağı nedir? kusuruma bakmayın ben değil arkadaşlar soruyor. cevap verirseniz bizi bahtiyar ederiniz ben aradım bulamadım
Peygamber Efendimiz (aleyhi ekmelüttehaya) sıcak bir Ramazan gününde karpuz kestirmek istiyorlar. Bir sahabeyi yanına çağırıp "Şu karpuzu kes!" diyorlar. Sahabe " Efendim müsaade ederseniz bunu kuyuya sarkıtayım.Şimdi oruçlusunuz.Şu anda kesersem bozulur.Tam iftar saatinde keseyim ki soğutup Size buz gibi yedirebilelim." Bunun üzerine başka bir sahabeyi çağırıyorlar. Onada "Kes!" diyorlar. Ve tekrar aynı itirazla karşılaşıyorlar. Bunun üzerine Hz. Ali (keremallahu vecheh)'yi çağırıyorlar. "Ali kes karpuzu!" diyorlar. Hz. Ali (keremallahu vecheh) vuruyor ve kesiyor. Diğer sahabeler itiraz ediyorlar. Diyorlar ki: "Biz de biliyorduk kesmeyi ama iftara daha çok var,onun için kesmedik. Onun üzerine Hz. Ali (keremallahu vecheh) diyor ki: "Ben aklımı O'nun önünde kurban ettim. Akıl kurban-ı küm pişi Mustafa oldu ve O'nun isteğini edeb bildim.Çünkü O Allah'ın tecellisidir." diyor. Onun üzerine Peygamber Efendimiz (aleyhi ekmelüttehaya) : "Ali'yle Benden başka Allah'ı bilen yok. Alla!
h'la Benden başka Ali'yi bilen yok.Allah'la Ali'den başka Beni bilen yok." diye buyurmuşlardır.


 

Ağabey esselam !

Geçmiş kandilin mübarek olsun.

"Su'da boğulan balık" Emre,

meçhul Havva kızına bir şiir daha yazdı paylaşmak ister.

 

Hürmet ederim.

 

e.ş.

(yaz kapımızı çaldı; açalım artık diyoruz.

bir çay muhabbeti için bile işaretin yetecek;

  özledik seni, bekliyoruz abi...)

 

NAMAHREM

 

bana aşkı sen verdin

şimdi gitmek niyedir

aşk temsildi; kan verdin

sen yine de aşk dedir

 

sensin kıskançlık hissem

don, ateşsem; sus, sessem

âmâ ol diyor isem

beni görme diyedir !

 

ister zerre, ister ân

ister dünya, ister can

seni sığdıramayan

nazarımda öğedir !

 

e.ş.

 


 

SA

Arkadasim nasilsin?

Muhsin Başkan ı aldım.

Allah sa'yini meşkur eylesin.

Kısa bir gozden geçirdim.

Gonlu de cok zengin biriymiş merhum.

Kirlenenen siyasette boyle yuz agartıcı adamlar lazım.

 

Özel bir not:

Harput yoresi turkuleri ozellikle hosuma gider.

Özellikle 

Ahçiği yolladım uRum eline 

diye başlayanı. 

O zaman daha Türk eli Kürt eli filan yokmuş demek ki.  

Selam dua ve muhabbetle

m.


muhterem üstadım haddim olamayarak yazmış olduğum bir şiirimi sizinle paylaşmak istedim. eger lutfedip kabul buyurur okursanız memnun olurum.
vesselam.
 
M.


Regaip kandilinizi tebrik eder yazı hayatınızda başarılar dilerim.


Selamun aleyküm Sadık bey,

ŞİKAYET: Filmlerinde, küfür, sevişme ve yatak sahnelerini kullanmaktan hiç çekinmeyen Zeki Demurkubuz filmlerini önemsemenizi şikayet ediyorum. Sizi, size şikayet ediyorum. Sizi, göz ile harama bakmayı, kulak ile haramı işitmeyi men eden, islam ahlakınıza/islam inancınıza  şikayet ediyorum.

İDDİA:Sadık Yalsızuçanlar en az, en az bir kişi tarafından takip edilen, beğenilen ve sözlerine itibar edilen biridir. Öyleyse, Sadık Yalsızuçanların söyledikleri, sadece kendini bağlamaz  ve onun söylemesi ile benim söylemem bir değildir.

HATIRLATIŞ: Kaplumbağalar da Uçar filmini bilirsiniz diye düşünüyorum. Filmin 20. dakikaları etrafında dolaşan sahnelerinde, Satalaite karakteri, yaşlılara uydu kanallarını gösterirken, ihtiyar amcam, haram kanalları açma ha diye uyarırken, havuzda yüzen bir kadın görüntüsü gelince, oradaki tüm ihtiyarlar, haram haram deyip başlarını ve gözlerini ekrandan çevirirler. Sadık bey, onun bir film karesi olduğunu düşünmüyorsunuzdur inşallah. Harama karşı duyarlılığını kaybetmemiş, ahlaki ve müslümanca bir davranış olduğunu takdir edersiniz inşallah ve inşallah şunu da takdir edersiniz; gerçek hayatta da harama bu şekilde tepki veren amcalarımız, yengelerimiz velhasılı kardeşleriNiz mevcuttur.

SALDIRI DEĞİL:Öyleyse sorum şudur Sadık bey: Zeki Demirkubuz filmlerini seyrederken, sahneler geldiğinde gözlerinizi başka yöne kaçırıyor, kallavi küfürlerde kulaklarınızı kapatıyor musunuz? (Bu soru  şahsınıza yönelik olduğu için, şahsınıza bir saldırı amacı taşımadığımı ayrıca bu parantez içini yazarak belirtmek zorumda kaldım.)

DRAMATİZASYON AMACI TAŞIMIYOR: Geçen sene, yeğenim ile sizi, kitaplarınızı okumasını tavsiye etme vasıtasıyla tanıştırdım.15 yaşında, kendince beğenisi ve eleştirilerini sundu. Sizi takip eden, kendilerince beğeni ve eleştirlerini sunan başkalarının da varlığından haberdar olarak bir soru daha soruyorum  Sadık bey: Sizin, Zeki Demirkubuz filmlerini önemsemeniz üzerine, insanların(aslında kastım genç insanlar, yaşları itibariyle dünyayı yeni yeni/yavaş yavaş farkedişlere giren/tecrübe edenler) bu filmlerini izleyeceklerini  biliyor sunuz,değil mi?(Bilince ne olacak sorusuna yanıtım, islam ile ahlaklanan sizin, içeriğinde ahlaksızlık olan şeyi önemsememesi/önermemesi gerekirdi diyeceğim.)

NOT: Rica etsem, bu yazının tarafınızdan okunduğuna ve sizin kendi görüşlerinize dair(mümkünse) bir karşılık, bir mesaj alabilir miyim?

Allaha emanet kalınız.


sevgili sadık yalsızuçanlar, kardeşim, canım, ruhum,

kandilini kan ve dillle kutlarım. esen kal. sende kal. öa


selam
hocam ben gaziantep üniversitesinden mehmet,sizinle şenlik zamanı konuşmak istedik vaktiniz yok tu bizden soruları almıştınız cevaplamak üzere ama hala dönmediniz bize belki unutmuşunuzdur diye hatırlatmak istedim de geri dönerseniz bana çok sevinirim iyi çalşmalar...


sayın yalsızuçanlar
merhabalar
ben Van da sınıf öğretmeni olarak görev yapmaktayım. kitaplarınızı ve yazılarınızı ilgiyle takip etmekteyim. çocuklar için yazmış olduğunuz masallardan da  öğrencilerime okumalar yapmaktayım. bu masalların öğrencilerin zihin dünyasını zenginleştirdiği kanaatindeyim.
saygılarımla.


sadık bey yaklaşımınızdan ötürü çok teşekkür ediyorum. aynı hassasiyetleri paylaşmamız beni ayrıca çok mutlu etti. ne mutlu sizeki birkaç gün önce görüştünüz ve bir sonraki görüşmeyi ahirete bıraktınız. ben zonguldakta yaşıyorum ve her sene mutlaka ziyaret edip sıkıca sarılmak isterdim ama o da ahirete kaldı inşallah rabbim bizleride onunla peygamberler dergahında beraber eyler. çalışmalarınızda başarılar diliyorum tekrar ve zonguldağa yolunuz düşmesi yada yardımcı olabileceğim herhangi bir konuda yardımı bir borç biliyorum. bu arada lise yıllarımda genel merkezde pek çok faaliyete katıldım ve üniversiteli ağabeylerimizden biri de Nizam Şahin ağabeydi. kitabınızda sizin ve onun yazdığı bölümleri acımızın ilk günkü tazeliği ve gözyaşları içinde okuyorum. nizam ağabey muhtemelen beni hatırlamaz zira sadece yaz tatillerinde gelebiliyordum oraya. siz yinede selamlarımı sevgilerimi iletirseniz memnun olurum.

Vesselam


iyi günler dileyerek mailime başlamak istiyorum. öncelikle yaptığınız çalışmayı nasıl takdir edeceğimi bilemiyorum. (halen ve sonsuza kadar) bir ağabeyini hanenin bir ferdini kaybetmiş gibi acıyı hisseden bir vatandaş olarak size minnettarım. kitap dün elime ulaştı (zonguldakta bulunmam ve buraya henüz gelmemesi nedeniyle ankaradan spariş verdim) ve sizinle paylaşmak istediğim bir konu var. son zamanlarda alperen ocaklarına mensup gençler üzerinde oynana oyunlar ve bu oyunlar karşısında içi içine sığamayan gençlerimizin verdiği tepkiler gibi yorumlamamanızı rica ediyorum birazdan size ileteceğim konuyu. kitabın arkasında CAN BAŞKANIM ile ilgili çeşitli siyasilerin sarfettiği sözlere yer vermişsiniz ve oradaki bir ismin daha sonraki baskılarda çıkarılması gerçekten beni ve benim gibi Muhsin Başkanı anlayan ve seven insanların yüreğine su serpecektir. sürekli Ahmet Kaya nın mezarını taşımak için girişimlerde bulunan, Nazım Hikmet in vatandaşlığının iade edilmesinde etkin rol oynadığı gibi mezarını da taşıma çabasında olan ve bu çabalarını canı gönülden desteklediğim (bu destekleme sadece politik bir söz manevrası değil hayatta sevdiğim herşeyin üzerine yemin edebilirim), türkiyenin karanlık zamanlarında ki görüşü ne olursa olsun aydınlık insanlarının itibarlarının iade edilmesine çalışan fakat konu CAN BAŞKANIMIN hayatı boyunca uğruna mücadele verdiği İstiklal MArşımızın yazıldığı yer olan ve sağlığında da sürekli ziyaret ettiği, farklı zamanlarda yaşayıp aynı ülküleri paylaşan alpler le erenler le bir arada yatmasını içine sindiremeyen ve CAN BAŞKANIMIN Tacettin Dergahına defni ile ilgili kararnameyi imzalamayan kültür ve turizm bakanı ertuğrul günayın (kasıtlı olarak küçük harflerle yazıyorum keşke mikro harfler olsaydı yada ismini hiç yazma ihtiyacı hissetmeseydim) Merhum Başkanım ile ilgili sırf söylemek zorunda olduğu için söylediği ve timsah gözyaşlarına benzettiğim sözlerinin kitaptan çıkarılması ben ve benim gibi pekçok Yazıcıoğlu ile kavuşmayı mahşere bırakan kişiyi fazlasıyla memnun edecektir. ben o sayfayı yırttım ve tarihi belgelerin eksiksiz saklanması taraftarıyım, eğer daha sonraki baskılarından sayfa yırtmak zorunda kalmaz isek memnun olacağız.

Allah yar ve yardımcınız olsun. çalışmanızı tekrar takdir ediyor sizide Allaha emanet ediyorum.

m.

 

 

 


Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 673

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

YENİ ALBÜM