|
|
| Mektuplar [2009- Temmuz] |
| Yazan ediTör | ||||||
| 10.08.2009 11:50 | ||||||
|
SADIK BEY MUHSİN BAŞKANLA İLGİLİ KİTABINDA BİR YAZIYA KAFAM TAKILDI 70 Lİ YILLARDA ÜLKÜ OCAKLARI GENEL BAŞKANI O YILLARDA AKAN KANDA ÖNEMLİ SORUMLULUĞU OLAN İNSANLARDA BİRİ DİYORSUNUZ CUNTANIN 7 .5 YIL KENDİ MAHKEMELERİNDE YARGILAYIP SUÇ BULAMADILARDA BU SUÇ NERDEN ÇIKTI ÇOK AĞIR İTHAM BENCE 5 BİN İNSAN ÖLDÜ O DÖNEMDE ÖNEMLİ SORUMLULUĞU VARMI BENCE HİÇ YOK AMA SİZİNLE UZUN UZUN KONUIŞMAK İSTERİM M. sayın yalsızuçanlar; n.
hüzünlü gurbet derler ya ayrılık diye...uzaklık şöyle ya da böyle insanın içine düşen bir kor. n. DUA GÜNLÜĞÜ KİTABINIZI OKUMAK İSTİYORUM. NEREDEN TEMİN EDEBİLİRİM. u. HOCAM BEN OKULU BİTİRDİM.SELÇUK ÜNİVERSİTESİ FİZİK BÖLÜMÜ MEZUNUYUM ARTIK.BU SEVİNCİ SİZİNLE PAYLAŞMAK İSTEDİM. EN DERİN SEVGİLERİMLE... Sadık Hocam,Selamların en güzeliyle sizi selamlıyarak başlayaım.Selamların en güzeli sizinle olsun.Efendim nasılsınız Umarım iyisinizdir..Bizleri sorarsanız çok şükür dergi çalışmları eğitimimiz götürüyoruz günü.Efendim sizinle yapmış olduğumuz röportajınız bu sayıda (41. sayı) çıkacak. Yayın yönetmenimiz sizin müzikle, müzisiyenlerle ilgili bir kitabınızı okumuş, bu sayıdan sonra dergimizin konusu "Türk müziği ve türkülerimiz" olduğundan gelecek sayı (42. sayı) bize dosya konumuzla ilgili bir yazı vereceğinizi umuyoruz, yayın yönetmenimiz size muhabbetlerini iletiyor. Sadık Hocam, sizin iyi bir takipçiniz.
TEMBEL GÜVECİ Güveçte toplanan sebzeler misali toplandık dergâhta. Başrolde, patlıcan ile münafık olmayan biber yer almakta. Yeşil fasulye ise güvecin kıdemli bekçisi. Dostun adı Sadık. Misafirler ceyhun misali akan ırmağın ruh dünyasında yunmakta. Sait Efendi amber ırmağından tatmakta. Nurlar, kavrulmuş susam misali tütmekte. Sofrada kuru baklava, “ben yaşım” diye haykırmakta. Biberden yiyen cin çarpmışa dönünce, garip bibere “cin biberi” lakabı takılmakta. Meşk, Sadık dostun dergâhında başlamakta. İsimler konuştuk bu gece dergâhta. İsimler zikir oldu lisanda… İsimlerin en anlamlısı Nur idi. Dost kahvesinin sadık erenleri semaverden nasiplendi. İçilen çay, şerbete çark etti, sema tahtasının çivisi yüreklerde yer buldu. Üstadın bahçesi muhteşem meyvelerini cennet bahçesinden sundu. Çekilen sıkıntılar, gönül hanesinde çile ile buluştu. Kimi derviş bağrında sakladığı derde gem vurdu. Cırcır böceklerinin adı, zakir oldu bu gece. Küllükler doldu taştı. Gözler buğulu, biraz da yaştı… Üç nokta güvece saklandı bu gece. Sofra, tam bir bereket havuzu… Dervişan, Firdevs Irmağından ruha bürünen nimetle rızıklandı bu gece. Geceye adını veren ise ana yemek oldu. Ana yemek sırlı güveçte demini almıştı. Pastırması Kayseriden, sebzesi bahçıvandan gelmişti. Tarifi gizli hazine, lezzetinde tevazu gizlenmişti. Adı sorulduğunda Sadık Dost fısıldadı kulaklara: “Tembel Güveci” “Tembel Güveci” rızık oldu bu gece dervişlere… Acısı tam acı, münafık olmayan biberden yani… Bu acı, ancak sırlanmış güveçte piştiğinde tatlı hatıralar bırakabilirmiş. Tembel güvecin hatırası ise gökkubbede baki kalırmış vesselam…
Ceyhun Emre Teoman
Sevgili Sadık Yalsızuçanlar, eleştirmenlerden görüş alıyorum. Edebiyat, Çarlık Rusya döneminde Gogol, Dostoyevski, Tolstoy gibi Realist yazarların etkisiyle başlayan, yönetim ve toplum eleştirisi ilerleyen zamanlarda Turgenyev ile Sosyalist çağrıya dönüşüp 1917 yılında devrimin gerçekleşmesinde büyük pay sahibi olmuştu. Rusya’da o dönem okur-yazarlık yüzde yedi ile yüzde on aralığında tahmin edildiği halde bunu başaran Rus Edebiyatı gibi Türk Edebiyatı toplumun değişim ve dönüşümünde özellikle tarihiyle (27 Mayıs, 12 Eylül, 6-7 Eylül vb.) yüzleşmesi bakımından üzerine düşen vazifeyi gerçekleştirdi mi? Belki de Rus edebiyatı çok uç bir örnek olacak ama bir zamanlar yüksek sesle konuştuğu, yazdığı haykırdığı için suçluydu yazarlar. Şimdi ise bilenler bilmeyenlere söylemiyor, yazmıyor. Türk romanı 12 Eylül’den sonra entellektüellerle, yazarla siyasetin arasına nasıl bir dikenli tel çekti? Türk romanı yakın tarihin hafızasından azad etmiş olabilir mi? Aşk romanları, kişisel gelişim kitapları bu kadar çok ilgi görürken hafızamızı yoklayan ve belki de kanırtması gereken romanlar niye yazılmıyor? Az sayıda da olsa yazılanlar neden ilgi görmüyor? s. Selamunaleyküm, B. İyi geceler Sadık Bey,
abi ilk maili kitabı okurken yazmıştım, şimdi okudum bitirmeden kalkamadım 'beni öldürdün' ne diyeyim duaları tekrar ediyorum seni Rahmetiyle sarmalasın belki fazla harc-ı alem ama 'ellerini bir tutabilsem' de güzel bir isim olabilirdi. Allah'a emanet ol s. tanıdığım en sahici insanlardan sevgili ağabeyim Sadık Abim; eline, diline, hayaline, hatırana, hafızana bin sağlık ve bin bereket, kaleminden düşen her bir harfe bir melek ihsan edisin, sana da bize de beka yurdunda şefaatçi olsunlar inşallah, Üstadımızın kabulüne, Resul-ü zişanın şefkatine, Rabbimizin rızasına ulaşasın, ulaşalım inşallah. duandan eksik etme, Allah'a emanet ol inşallah. s. hocam hayırlı günler/geceler Merhaba Sadık Bey, Sinema eleştiri yazmayı hedefleyen birisi olarak, tavsiyelerinizi almak isterim.Buradaki iletişimi "sanal bir okul" addedersek, sizce nasıl bir eğitimden geçmeliyim ?Örnek yazılarımı size göndermek isterim.Bana ev ödevi verir misiniz ?(Misal:bir film hakkında değerlendirme yazısı gibi) Teşekkür eder,iyi çalışmalar dilerim. z.
Sadık abi, Kitaba çok sevindim ve heyecanlandım. Elbette gereken ilgiyi gösteririz. Ben şimdiden bir yazı yazmak istiyorum. Ama söyleşi de olabilir. Ali beyle istişare edip sizi bilgilendiririm. Baki selam... c. Aziz ağabey, Erzurumlu mahalli sanatçı Hüsamettin Ceylan'ın seslendirdiği Alvarlı Efe Hz.lerinin bir eserini size arz ediyorum. Selam ve dua ile..
Zemin ateş. Zaman ateş. Yangın yeri. Bütün süsler ateş. Alev alev odanın ortası. Kalem dayanır mı buna. Hızlanır üşüme gelir gibi titreye titreye nakş ederek harflerini , bundan sonra ne yazsam hızıma yetişemez bile kelimeler. Yazarken yanar. Kalemin kömür ucu kağıdın odunluguna denk gelir, alev alır. Kağıt kalemin haline yanar. Kalem Nurun haline. Meğer. Sayın Sadık YALSIZUÇANLAR beyefendi size daha önce iki adet mesaj yazmıştım ama yoğunluğunuzdan dolayı cevap verremediniz diye düşünüyorum.Konu neydi diye sorarsanız her yeni gün öyle dönüşümler geçiriyor ki insan şaşmamak elde değil.Ama karar kıldığım bi konu var;oda bi eteğe yapışmak nasipse herhalde o zaman sukunet bulucam.Selam ve dua ile.
merhabalar..sizin Cemalnur Sargut hanımla olan sohbetnizi netten okudum.Cemalnur hanıma ulaşabilmeyi çok isitiyorum.mail adresini nasıl bulabilrimi düşünürken,size yazmak geldi aklıma.bana bu konuda yardımcı olursanız sevinirim.
Abi nasılsın umarım iyisindir. Rafetle beraber açtığımız www.tercumaniahval.com da istediğimiz ilgiyi alakayı kısmende olsa yakaladık. Çıtayı daha da yukarı çekmek isityoruz sizin yardımlarınızla. Çektiğimiz filmleri ekledik.Benim geçen ay iki sempozyum ve birde meşverete verdiğim seminer yazılarını ekledim.Bu bahsettiğim konular ilginizi çekerse bir nebzede olsa bir yazınızda bahsederseniz inş. bizlere çok güzel bir katkıda bulunmuş olursunuz.Şimdiden tşkler.
Selamün aleyküm hocam.. Dediğim gibi ben bu hadisi Kenan Rıfai ile Aşka Yolculuk kitabınızda okumuştum sayfa 113 te. Sonra çok hoşuma gitti bir forumda yazdım. Forumdaki arkadaşlar hadisin kaynağını merak ettiler. Bende bilinen başlıca hadis kaynaklarını taradım fakat bulamadım. Sonra Hocama ve farklı üniversitelerdeki hadis bölümü hocalarına mail attım Onlarda şöyle cevap verdiler
Hocam: İlk mesaj kaynak gelirse, karpuzlu duyduğum ilk hadis olacak, ama sanmıyorumki sahih olsun, içerisinde farsça ifadeler var, belki tasavvufi eserlerde irşad amaçlı kullanılmış olabilir, ehli tarikın genel amacı irşad olduğundan, rivayetlerin sıhhat derecesi hep ikinci planda kalan eserler var. bursevinin ruhul beyan tefsiride böyledir. 2.mesaj hanım kızım, biz hadisi şerif diye neye diyoruz; efendimizin sözlerine, hallerine, sahabenin sözlerine ve hallerine.
Tarihteki önemli şahsiyetleri, mezhep ve grupları aşırı öven veya yeren, temel hadis kaynaklarından yeri gösterilmeyen rivayetleri her zaman ihtiyatla karşılanmalıdır. Ayrıca rivayetin muhtevasının temel islam prensipleriyle çelişmesi de önemli bir ölçüdür. Söz konusu rivayet de hem temel İslam prensipleriyle çatışmakta hem de bir şahsı aşırı övgü ifade etmektedir. Dolayısıyla bu rivayetin Hz. Peygamber'in hadisi olması mümkün gözükmemektedir. Türkçe hadis usulü kitaplarından "Mevzû Hadisleri Tanıma Yolları" konusunu gözden geçirmeni tavsiye ederim. Başarı dileklerimle..Selamlar
SA değerli kardeşim,
S.A.
böyle bir haberi ben ilk kez duyuyorum, yani bizim muteber kaynaklarda olmayan bir anlatım.
Muhterem efendim,
Uydurma bir hadis.
sizde öğrenebilirde bizi haberdar ederseniz senirim.. selametle.. bu arada ben Hocamın dediğine katılıyorum :)
Sayın Hocam , sa. Aşka Yolculuk adlı kitabın 113. cü sayfasında şu ifade geçiyor acaba bu yazının kaynağı nedir? kusuruma bakmayın ben değil arkadaşlar soruyor. cevap verirseniz bizi bahtiyar ederiniz ben aradım bulamadım
Ağabey esselam ! Geçmiş kandilin mübarek olsun. "Su'da boğulan balık" Emre, meçhul Havva kızına bir şiir daha yazdı paylaşmak ister.
Hürmet ederim.
e.ş. (yaz kapımızı çaldı; açalım artık diyoruz. bir çay muhabbeti için bile işaretin yetecek; özledik seni, bekliyoruz abi...)
NAMAHREM
bana aşkı sen verdin şimdi gitmek niyedir aşk temsildi; kan verdin sen yine de aşk dedir
sensin kıskançlık hissem don, ateşsem; sus, sessem âmâ ol diyor isem beni görme diyedir !
ister zerre, ister ân ister dünya, ister can seni sığdıramayan nazarımda öğedir !
e.ş.
SA Arkadasim nasilsin? Muhsin Başkan ı aldım. Allah sa'yini meşkur eylesin. Kısa bir gozden geçirdim. Gonlu de cok zengin biriymiş merhum. Kirlenenen siyasette boyle yuz agartıcı adamlar lazım.
Özel bir not: Harput yoresi turkuleri ozellikle hosuma gider. Özellikle Ahçiği yolladım uRum eline diye başlayanı. O zaman daha Türk eli Kürt eli filan yokmuş demek ki. Selam dua ve muhabbetle m. muhterem üstadım haddim olamayarak yazmış olduğum bir şiirimi sizinle paylaşmak istedim. eger lutfedip kabul buyurur okursanız memnun olurum. Regaip kandilinizi tebrik eder yazı hayatınızda başarılar dilerim. Selamun aleyküm Sadık bey, sevgili sadık yalsızuçanlar, kardeşim, canım, ruhum, kandilini kan ve dillle kutlarım. esen kal. sende kal. öa selam sayın yalsızuçanlar sadık bey yaklaşımınızdan ötürü çok teşekkür ediyorum. aynı hassasiyetleri paylaşmamız beni ayrıca çok mutlu etti. ne mutlu sizeki birkaç gün önce görüştünüz ve bir sonraki görüşmeyi ahirete bıraktınız. ben zonguldakta yaşıyorum ve her sene mutlaka ziyaret edip sıkıca sarılmak isterdim ama o da ahirete kaldı inşallah rabbim bizleride onunla peygamberler dergahında beraber eyler. çalışmalarınızda başarılar diliyorum tekrar ve zonguldağa yolunuz düşmesi yada yardımcı olabileceğim herhangi bir konuda yardımı bir borç biliyorum. bu arada lise yıllarımda genel merkezde pek çok faaliyete katıldım ve üniversiteli ağabeylerimizden biri de Nizam Şahin ağabeydi. kitabınızda sizin ve onun yazdığı bölümleri acımızın ilk günkü tazeliği ve gözyaşları içinde okuyorum. nizam ağabey muhtemelen beni hatırlamaz zira sadece yaz tatillerinde gelebiliyordum oraya. siz yinede selamlarımı sevgilerimi iletirseniz memnun olurum. Vesselam iyi günler dileyerek mailime başlamak istiyorum. öncelikle yaptığınız çalışmayı nasıl takdir edeceğimi bilemiyorum. (halen ve sonsuza kadar) bir ağabeyini hanenin bir ferdini kaybetmiş gibi acıyı hisseden bir vatandaş olarak size minnettarım. kitap dün elime ulaştı (zonguldakta bulunmam ve buraya henüz gelmemesi nedeniyle ankaradan spariş verdim) ve sizinle paylaşmak istediğim bir konu var. son zamanlarda alperen ocaklarına mensup gençler üzerinde oynana oyunlar ve bu oyunlar karşısında içi içine sığamayan gençlerimizin verdiği tepkiler gibi yorumlamamanızı rica ediyorum birazdan size ileteceğim konuyu. kitabın arkasında CAN BAŞKANIM ile ilgili çeşitli siyasilerin sarfettiği sözlere yer vermişsiniz ve oradaki bir ismin daha sonraki baskılarda çıkarılması gerçekten beni ve benim gibi Muhsin Başkanı anlayan ve seven insanların yüreğine su serpecektir. sürekli Ahmet Kaya nın mezarını taşımak için girişimlerde bulunan, Nazım Hikmet in vatandaşlığının iade edilmesinde etkin rol oynadığı gibi mezarını da taşıma çabasında olan ve bu çabalarını canı gönülden desteklediğim (bu destekleme sadece politik bir söz manevrası değil hayatta sevdiğim herşeyin üzerine yemin edebilirim), türkiyenin karanlık zamanlarında ki görüşü ne olursa olsun aydınlık insanlarının itibarlarının iade edilmesine çalışan fakat konu CAN BAŞKANIMIN hayatı boyunca uğruna mücadele verdiği İstiklal MArşımızın yazıldığı yer olan ve sağlığında da sürekli ziyaret ettiği, farklı zamanlarda yaşayıp aynı ülküleri paylaşan alpler le erenler le bir arada yatmasını içine sindiremeyen ve CAN BAŞKANIMIN Tacettin Dergahına defni ile ilgili kararnameyi imzalamayan kültür ve turizm bakanı ertuğrul günayın (kasıtlı olarak küçük harflerle yazıyorum keşke mikro harfler olsaydı yada ismini hiç yazma ihtiyacı hissetmeseydim) Merhum Başkanım ile ilgili sırf söylemek zorunda olduğu için söylediği ve timsah gözyaşlarına benzettiğim sözlerinin kitaptan çıkarılması ben ve benim gibi pekçok Yazıcıoğlu ile kavuşmayı mahşere bırakan kişiyi fazlasıyla memnun edecektir. ben o sayfayı yırttım ve tarihi belgelerin eksiksiz saklanması taraftarıyım, eğer daha sonraki baskılarından sayfa yırtmak zorunda kalmaz isek memnun olacağız. Allah yar ve yardımcınız olsun. çalışmanızı tekrar takdir ediyor sizide Allaha emanet ediyorum. m.
Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 673
Yorum yaz
|
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Güzerân |
| Sırlı tuğlalar |
| Bilişmeler |
| E - kitap |
| Haberler |
| Endam Aynası |
| Bağlantılar |
| Arama |
| Eve dön |
| Arşiv [Eski site] |
| Misafir defteri |