JA slide show
Anasayfa arrow Günlük arrow Mektuplar arrow Kasım 2008 [2]
Kasım 2008 [2]
Yazan ediTör   
17.11.2008 21:20

Niyazi Mısri'nin manevi tasarrufunda,maidesinde,divanında yaşanılan bir seyr-i enfüsi.Kedini tanımaya yönelik bir murakabe.Kimi zaman yaralarcasına,acıtırcasına gerçekleri dile getiren,kimi zaman hüzünü,melali yaşatan,kimi zaman maneviyat doruklarında gezdiren bir yolculuk..
Anka'nın yolculuğu;ruhun,nefsin yolculuğu,insan-ı kamilin ''kamil''liğe doğru urucu..
İçim titreye titreye okuduğum bir insan-ı kamil portresi.Ve o insan-ı kamil karşısında çalkantılar yaşayan Mehmet(ben yada mehmet niyazi)Her birimiz en baş, yolculuğumuzun başlangıcında birer Mehmet değil miyiz?Mehmet, Muhammedi hakikat.Ehad mim almış,alem-i melekutta Ahmed aynasında tecelli etmiş, bir mim daha almış alem-i şehadette Muhammed aynasında tecelli etmiş..Muhammedi hakikati ne ölçüde yeşertsek o ölçüde yansıtırız Ehad olan zatı..Herşey aynadır..sırlı ayna..
Sırr-ı insan,esrar-ı huruf,esrar- ebced,kutbiyet, kerametler,mertbebeler,sırra bedel canın verilmesi...

Okuduğum herbir kelimeyle, cümleyle nefsime döndüm, baktım.Ben nerdeyim, daha henüz yola çıkmış bir gezginim, önümde uçsuz bucaksız çöller,derin uçurumlar, serin yaylalar, kayalıklar, aşılması zor dağlar, geçilmesi zor denizler,sırlı vadiler var..Çeşit çeşit imtihanla sınanacak nefsim, kimi zaman olaylarla, insanlarla kimi zaman zaman ile, her zaman nefis ve şeytanla ve aslında herşeyle..Bu dünya çölünde karşımıza seraplar çıkacaktır, bizler de ona ulaşmak için koşacağız,koştukça kaybolacak ve hayal kırıklığına uğratacak, tam biz ümidimizi kaybetmeye başladığımız an başka bir serapla bizi yine peşinden kovalatan dünya..İşte bu dünyada bizim gözlerimizi ve gönüllerimizi seraptan hakikate çevirecek olan insan-ı kamillere muhtacız, siz de Allah razı olsun gönül dünyamıza böyle insan-ı kamilleri mihman ediyorsunuz, kazuratlarımızdan arınmamıza vasıta oluyorsunuz..
Ben gerçekten çok etkilendim Niyazi Mısrinin yaşamından,kutbiyetinden,manevi derecesinden.Ben sadece Onu divan şairi olarak biliyordum,maneviyattaki yüksek derecesini bilmiyordum.Ve bu beni çok etkiledi.Sevdiğim bir şairdi,şimdi hayran olduğum bir şair, aşık, mürşid oldu.
Okudukça içimde patlamalar,ani hayecanlar,dönüp dönüp tekrar okumalar(okunan yerin zevkine varmak için), arada hüzünlenmeler,üzülmeler,manevi bir hayatın ne kadar uzağında olduğumu düşünüp medet ve himmet dilemeler,tevhidin hakikatini idrake çalışış,Allah zikrinin cana bedel oluşunu hissediş,bu kapıdan ancak yoklukla girilebileceği,ama nefsin kolay kolay müslüman olmayacağı,insanda maksat insan-ı kamil noktasında olması,aslında herbirimizin O'nun yolunda Anka olduğu,ama herkesin menzile ulaşmayacağı gibi hakikatler dünyama açıldı ve dünyamdaki saplantıları yıkmaya başladı,pasları,kirleri temizlemeye vesile oldu..Manevi bir yolculuktu kitap benim içime yaptığım, herbir sayfasında kendimi okuduğum..
O kadar benimsedim ki benden bir parça oldu sanki.Tekrar tekrar okuyabileceğim, zevk edebileceğim irşad kaynağı oldu.Özellikle son dönemlerde yaşadığım enfüsi gerilimlere ve içsel patlamalara bir deva,bir dinginlik sağladı.
Ben öncelikle böyle insan-ı kamilleri yeryüzüne gönderen Rabbime hamdü senalar ederim.Ve size de böyle insan-ı kamilleri gönül dünyamıza misafir ettiğiniz için teşekkür ederim.Allah kainattaki zerreler sayınca razı olsun.
Bir sorum olacaktı;
''1400 kanat açıp,600 koşarak gelmiştin.-sayfa 182-''diye devam eden yerin devamında esmalardan bahsediliyor.İsimlerin 99 olduğu, Zat ismi ile 100 ettiği söyleniyor.700 iç, 700 dış toplam 1400 ediyor denilen yerde ,''iç'' ve ''dış'' tan kastedilen mana nedir?İsimlerin hem içi hem dışı mı var?Peki iç zikir edilirken nasıl söylenir,dışı söylenirken nasıl olur? Anlayamadım ama dikkatimi, merakımı celbetti?Eğer bir açıklama yaparsanız gerçekten çok sevinirim. Kitabı bitirip uyuduğum gece düşümde; ben ve ablam bir ahşap eve giriyoruz, kapı eski sesli kilitlerden üstten baş parmakla basılıp açılan,bir odaya giriyoruz, yerlerde kilimler,minderler, bir ak sakallı,ihtiyar,mütebessim yüzlü bir zat çocuklara ders okutuyor,hepsinin önünde rahleler var üstünde osmanlıca kitaplar, biz o odada durmuyoruz,o odadan başka bir odaya kapı açılıyo,kapıdan diğer odaya yine kapıdan çok ses çıkartarak geçiyoruz,orada da aynı zat aynı vaziyet başka çocuklar kitaplar da başka olabilir,o odada da durmuyoruz,başka odaya geçiyoruz,yine aynı zat başka çocuklar başka kitaplar,o odada da durmuyoruz, başka odaya yine kapıdan çok ses çıkarmamaya çalışsak bile çok ses çıkartarak giriyoruz,aynı zat tebessüm ederek dönüyor ve ''odadan odaya geçmenizde bir sakınca yok ama bir de kapılardan ses çıkartmadan geçseniz,ama siz onu yapmayı bilmiyorsunuz'' diyor.Biz de ablamla o odada kalıyoruz oturuyorum ben biraz uzakta, ablam o zatın yakınına gidiyor,biraz konuşuyorlar sonra bana dönüp Niyazi Mısrinin halini soruyorlar ben de '' O halvetiydi'' diyorum,sonra hüseyni makamını soruyorlar ben de''si bemol mi bemol arızası var'' diyorum,okutulan kitaplardan odalardan bir tanesindeki risalelerdi ama hangi oda hatırlamıyorum,ilginç bir rüya, sizinle paylaşmak istedim..Bir de ben bir şey danışmak istiyorum; ben tesettür sorunundan dolayı okumayarak,direnenlerdenim,ama şu sıralar içsel bir çalkantı yaşıyorum,yaşanan olaylar, çevremdeki okumayan insanların sonraki pişmanlıkları,insanların ve dahi mümin,dindar olanların okumuşlara değer vermesi, üstüme baskı yapıyor,eziliyorum manevi olarak,düşünüyorum işin içinden çıkamıyorum,ne yapmam gerek okumalı mıyım, okumamalı mıyım bilemiyorum, çok zor bir durumdayım,emin olamıyorum,bu şekilde mi daha çok hizmet ediyorum, islamı yaşıyorum yoksa okusam mı daha iyi olu hizmet? Bir de okumamış insanların kendilerini yetiştirdikleri bilinmiyor, cahil afedersiniz (aptal) olarak görülüyorlar, çok zor bir imtihan ve ben kararsızım, bir yanım rejime,şartlara boyun eğ oku diyor,bir yanım sen insanlar için yaşamıyorsun, insanlar tarafından bilinmek, methedilmek,kabullenilmek için gelmedin bu dünyaya diyor Niyazi Mısri gibi ''dünyadan adlarını silmek için geldim bu dünyaya'' diyor..Bu arafta beni düşüncelerinizle aydınlatırsanız, bana bu konuda yardımcı olursanız çok sevinirim…Çok vaktinizi aldım. Hakkınızı helal edin..
t.


Selamunaleykum
Londra dan yaziyorum,su an Anka adli eserinizi okuyorum,bu eserde ilk oykunuzu  birgun adi ile yazdiginizi ve M.Derman’a adadiginizi soylediniz,bu denemenizi  bulamadim bu konuda yardimci olurmusunuz?Burada eserlerinizi bulma zor,diyer eserlerinizide okumak isteriz bunlari nasil temin edebiliriz? M.Derman a ait notlarinizi okumayi cok isterim ve insallah vardir
Fettah ve nur olan Allah in huzuru sizinle olsun

r.

 


 

Rabbimin ihsanı ve ikramı üzerinize olsun.
"GEZGİN" ile tanıştığım ve daha sonrasında her satırınızı takip etmeye çalıştığım bir isimsiniz.
okuduğum her kitabınızla büyüklerin aşkı bir  kez daha sarıyor yüreğimi.
ve şu an elimde olan "anka"... kitaba başladığımda çıktığım yolculuktan dönemiyorum hala.
kaleminize güç ve devamlılık diliyorum.
ü.

 


 

sevgili sadık ağabeyim umarım hatırlamışsındır beni. bu yakınlarda pendik civarına gelmişsiniz. keşke sizi dinleyebilme fırsatım olsaydı ama işte dershane sektörü...

sadık ağabeyim peygamberlerin tarihini kısa kısa anlatan bir kitap tavsiyenize ihtiyacım var.

geri dönerseniz sevinirim.

sevgi ve dua ile...

s.

 


Sadık Hocam...

  Nasılsınız?

  İnşallah belgesel çekimleriniz dahil tüm işleriniz hayır ile gidiyordur...

  Bunu söylememde bir mahzur olur mu acaba,hocam?

  Dün gece sizi rüyamda görmek nasip oldu...

  Rüya, biraz ilginç aslında...

  Çok başarılı bir öğrenci var;o, ben değilim, girdiği bütün snvlarda başarılı oluyor.

  Lakin bu öğrencinin bursa ihtiyacı varmış ciddi manada.

  İşte bu noktada rüyamda sizi görüyorum.

  Siz, bu öğrenciye burs veriyorsunuz.

  Galiba, bende burs almak istiyorum rüyamda.

  O anda, sizi büyük bir topluluğun önünde konuşurken görüyorum.

  Sadık olmanın önemine dair konuştuğunuzu hatırlıyorum.

  Sadık olanlara büyük nimetlerin verileceğini anlatıyordunuz.

  Galiba, benim aldığım bu rüyadan aldığım "burs" :) son derece anlamlı oldu...

  Sadık olmak...

  Şimdi bu rüyayı nsl yorumlamalı acaba?

  Deruni, bir o kdr da manalı, zorlu bir iş sadık olmak...

  Öyle değil mi hocam?

  Geçen akşam, telefonda arkadaşımla konuşuyorduk..

  Ona, Cam ve Elmas'ı vermiştim, kitaplarınıza dair konuşuyorduk...

  Şöyle bir cümle ettim galiba..

  -Hadi Cam ve Elmas ı da bitir artık, Sanem.

  - Tamam, inşallah. Anka yeni kitabı çıkmış, duydun mu?

  - Evet! Bitti bile...

  - Hı?

  - Evet, bitti. İnşallah yeniden okuyacağım... Sadık Yalsızuçanlar'ın üslubuna,satırlarına hemen aşina olunamıyor; ama bir kere de aşina olduğun zaman o satırların tiryakisi oluveriyor insan...

    Sadık hocam, cidden hiç mübalağa yapmıyorum... Arkadaşım, Cam ve Elmas ın üslübunu biraz yorucu bulmuştu da ben onun üzerine bu sözleri söylemiştim.

  Cam ve Elmas, beni bulduğu zaman yine dar bir kapıdan geçmeye çalışıyordum. Sınavlar, okul, dersler derken boynumda bir yumrunun beni boğduğunu hissediyordum.

  Böylesine imdat çığlıklarının içerisindeyken kittapçıya girdiğim bir zamanda bana gel dedi kitap!

   Bir el gel dedi bana...

   Sanki o el, beni çağırdı..

   Kİtabı elime aldığımda, o elle benim elim üst üste geldi...

   Bir çekim alanı vardı...

   Kitabı hemen alıp okuduğumu hatırlıyorum...

   Mor, hem hüznün hem neşenin rengidir diyordu kitapta...

   Bu dünyadaki bir garibin, bir yolcunun, acılarla yoğrulan, çile ve ızdırabın içerisinde keşfettiği hüzün ve neşeyi, galiba bende kendi hayatımda böylelikle bir kere daha farkındalık kazanarak görmüştüm...

   Cam ve Elmas...

   Ruhumdaki kederleri gidermeye ve arınmaya dair hayırlı bir vesileydi benim için...

  Ben mi kitabı buldum kitap mı beni?

   kitabınız beni buldu, şüphesiz...

   Allah öyle takdir etmiş...

  Anka ise daha ilginç oldu...

   Hep içimden soruyordum, haadii nerede kaldı Sadık hoca nın yeni kitabı...

   Cevap, zaman ın kitap ekinden hemen geldi :)

   Kitabınızın çktğnı öğrendiğim zmn ramazana denk geliyordu...

  hemen fuardan aldım kitabı.. Hatta kitabınızı aldığım gün, siz Serdar Tuncer'in ramazan programına çıkmıştınız elinizde Ankayla :)

   :) Ne kdr da mutluydum, kitabı aldığm gün...

   Yitik bir dostu, yeniden bulmanın, ona kavuşmanın sevinci vardı, içimde...

    Kimi, sevgilisini bekler, hasretle...

     bir limandan uğurladığı...

    Çok sevdiği, gece saatlerce hayalini kurduğu sevgilisini..

   kimi oğlunu bekler,askere gönderdiği...

   ucu yanık bir asker mektubuyla teselli bulduğu kınalı kuzusunu bekler...

   Benim için, hasretle beklenenlerde hep kitaplar oluyor....

   Beni hiç yargılamayan, sevgiyle saran ve hakikatin eşiğine götüren, en hayırlı vesileler kitaplar...

   Anka daki süreç, çok yoğun ve zahmetliydi...

   Okuması adına da...

   Ancak çok tatmin ediciydi bence...

   Bir de dışarıdan bir gözle bakıldığında ise hani hidayet romanı yaftası vardır...

  direkt mesajı verir, insanın gözünün içine sokarak anlatır hakikati...

   sonu klasiktir... değişmez...

    Sol medya hep gülerek bakar bu tip romanlara..

    aşağıladıkları kitaplar üzerinden, maneviyattır oysa...

     Sufi bakışındaki derinlik farklı açı ve renklerden ancak böyle güzel anlatılabilir diyorum... Oğuz Atay ın çağrışımları vardı, kitapta...

   Üst bir dil, üst bir kurgu tabii ki...

    zorlaması insanı kayda değerdi...

    bir dalgıç ol ve dal derinlere diyordu bana...

    Zaman zaman tyb deki derslerinizi anımsadım, kitabı okurken...

    :) hem mutlu hem hüzünlü hem düşünceli günlerimde sürekli kitabınızla iç içeydim...

    Benzer süreçleri beraber yaşamıştık kitabın kahramanıyla...

    Niyazi Mısri divanını, lisans bitirme tezi olarak hocam bana vermişti..

    boyumdan büüüyükkk bir işe kalkıştığımdan haberim yoktu tabii.

    Herkes kolay olanı seçmişti.

     Divanlardan transkript yaparak mezuniyet tezini tamamladılar...

     Bense aşk ve akılla ilgili beyitleri ayrıp kısaca açıklamaya çalıştım...

     sadece bir denemeydi yaptığım...

     Allah'a ne dualar ederek o tezi bitirdiğimi, uykusuz gecelerimi hatırlıyorum şimdi şimdi..

    irfani bilgiyi tüm yoğunluğuyla aksettiren o satırları sizin kaleminizden okumak bir tiryakilik yarattı...

    her sabah kitabı elime alıyor, kahve ya da çayla derinlere dalarken, Mısri Hz.lerinin geniş mana iklimi bana da mı yansıyordu acaba?  Hiç abartmıyorum, kitabı okuduğum zmnlarda kalbimden geçen isimler ya beni aradı ya da çat kapı geldi... İçime doğanlar bir bir çıkıyordu... biraz şaşkın biraz mutlu günlerdi, kitabı okuduğum günler...

    Hemen bitirmedim, tadını çıkarttım...

    Mısrı hz.lerini yeni baştan keşfetmek çok güzeldi..

    Haklısınız, haddini bilmeli insan...

    Onlar bize kapılarını açmadan, biz onlara gidemeyiz...

    Kapıları açan, yollarda yolcularını yürüten, ışığıyla gönüllerimizi aydınlatan, Kutlu Peygamberin (as) izinden giderek onun nurunu bu günlere taşıyan bilgeleri gönderen Rabbimize hamd ederim...

    Hocam, tekrar teşekkürler Anka yı bizimle paylaştığınız için..

n.


bir değerlendirme alabilir miyim abi. sitenize de koyabilirsiniz eğer layık görürseniz

.seni asla 
.unutuşların kör kuyularına itmem.

.yüzünü hatırımdan kovup,
.nisyan zindanlarına koyup,
.gitmem.

.bir yerin var içimde,
.belkısın saraylarını andıran,
.tacına, tahtına halel getirmem.

.nazlı bir karanfil gibi büyütürüm seni.
.sen güzelliğini esirgeme,
.hicabının ipeğine bürünme,
.perdeler koyma araya,
.şiddetinle görünme yeter.

.bende dallarında şakımak için bahane çok,
.sen kovma yeter.

.istemem hadsiz ülfet,
.sessiz bir tebessüm yeter.

.seni unutuşların kör kuyularına itmem.
.seni bırakıp kor ateşlerde,
.baharın koynuna girmem.
.topal karıncanım ben senin.
.su taşırım deryalardan narına.
.senden gayrı bahar bilmem.

.gölgen olmak isterim,
.bir önünde, bir arkanda.
.bazen sol, bazen sağ yanında.
.ama hep yanında olmak isterim.
.gölgen olmak ezilmek pahasına.

.seni sürmem gözlerimden
.yalnızlığın sahrasına.
.kum fırtınalarına vermem yüreğini.
.yağmur gibi yağmak isterim çöllerine.
.gün gibi doğmak gecelerine.
.hüzün mevsimi hazanda bir gün,
.baharın olup serilmek isterim ayaklarına.

.seni kaptırmam firarın efsununa.
.atıldığın denizlerden 
.selamete çıkarmak için seni,
.yunusun olurum ummanlarda.


.nazlı bir karanfil gibi büyütürüm seni.
.sen güzelliğini esirgeme,
.hicabının ipeğine bürünme,
.perdeler koyma araya,
.şiddetinle görünme yeter.

.bende dallarında şakımak için bahane çok,
.sen kovma yeter.

.istemem hadsiz ülfet,
.sessiz bir tebessüm yeter.

ö.

 


s.a hocam hayırlı günler nasılsınız...uzun bir zaman boyunca burs aradım ama hepsi olumsuzlukla sonuçlandı ama ilginç olan ben emekli bir işçinin okuyan 6 çocuğundan biri evimiz olmadığı ve devletten ya da başka bir kurumdan burs almadığım halde ama sağlık olsun su an iş arıyorum hocam biz insanlar dünyanın bu baskısına rağmen nasıl halka ve adalete hizmet ederiz ki...hocam ben birçok kişiyle görüştüm ve iş te bulduktan sonra siteyi başlatacağiz... allaha emanet olun...önerileriniz arasında olan hüseyin nasrın iki kitabını ve ibn arabinin ilahi aşkını okudum su ara oğuz atayın tehlikeli oyunlar kitabını okumaya başlayacam... dua ve selametle

a.


merhabalar hocam..iyi olmanızı temenni ediyorum.. Ben bir sitenin çıkarmış olduğu e-derginin editörlüğünü yapmaktayım.. 2.sayımız için sizle bir röportaj yapmak isterim okumak üzerine .. sizin için de uygun mu acaba msn üzerinden veya mail yolu ile?

 


Merhaba,
Cevap için çok teşekkür ederim,Allah razı olsun.
İnşallah esmanın sırrına erenlerden oluruz, dedikleriniz inşallah dünyamda sümbül verir,Allah rızası ya da ihlas bunları daha çok düşüneceğim,inşallah bir sonuca ulaşırım.
Selamlar,Allah yar ve yardımcınız olsun,gönül dünyamıza yeni hayatlarla(kitaplarla) inşallah yeniden buyurun...
t.


Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 487

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

YENİ ALBÜM