|
|
| Ekim 2008 [1] |
| Yazan ediTör | ||||||
| 06.10.2008 22:12 | ||||||
|
Merhaba Sadık Ağabey.. h. Abi evvelen selam eder saniyen ramazan bayramınızı tebrik eder her gününüzün bayram sevinciyle geçmesini rabbül aleminden niyaz ederim.Salisen bu maili yazmama vesile olan son romanınız Anka üzerinede bir şeyler yazmak isterim inşallah. ANKA’yı Ramazan’ın son günlerinde okudum.İki günde bitti. Çok güzeldi, tek kafama takılan bu meselelere ilgi duymayan insanlara ne kadar hitap edeceğiydi. Özellikle dervişlerin,evliyanın sözleri hikayeyi bambaşka bir aleme,manevi bir dünyaya götürüyordu. Mehmet sanki bahane. Ama onunda karakter olarak hikayeyi daha da okunur kılan bir yapısı var. Onun başından geçenler hikayeyi rahatlatıyor çünkü Niyazi Mısri’nin etrafında dönüp duran meseleler sıradan bir okuyucu için ağır konular. Dedim ya nedense garip bir şekilde okuyucu ‘ne der’e odaklandım kitabı yazmış gibi. Sadece şu 17. Bölüm kadın-erkek ikilemini anlattığın yer abi sanki başka birisi yazmış bir akademisyen yada bir nevi otopsi raporu yazan bir doktorun kaleminden çıkmış intibaını verdi bana.Orası zayıf göründü meramını anlatamamış çok resmi olmuş ifade tarzı. Ama neticede kitap bir bütün halinde çok iyi. Hatta kitabın ilk on sayfasını geçince bari şu güzel sözleri yazim diye elime kağıd kalem aldım ama baktım baş edilecek gibi değil. Kenan Rıfaiye, müridin sorduğu Yezid’e lanetle ilgili verdiği cevap çok hoştu.Abi birde zarfa itirazım olacak mazruf güzel ama.Kitabın kapağı olmamış, o kızıllık içindeki sarı kuş desenini uzaktan ilk gördüğümde şeytan mı resmedilmiş kapağa acaba filan dedim.Elime alıp dikkatle bakınca kuş olduğunu anladım.Herhalde simurg ya da Anka? Bu kadar güzel bir kitaba daha iyi bir kapak olmalıydı. Birde Mehmet karakterinin zor anlarında, acı çektiği zamanlarda Mısri’den himmet dilemesi yani onun trajedisine bizide ortak etmek istemen dikkat çekiyor. Fakat Mehmed karakterinin acısına nedense sıradan hallerinde daha çok ortak oluyoruz.Adamın şiş kafa sabahları kalkışından, çay-kahve derdinden bunu bir parça yaşıyoruz.Fakat bunun dışındaki evlilik gibi ciddi konularda nedense Mehmed’e o kadar acımıyor insan. Hatta karısından boşanınca bende bir rahatlama oldu,kurtuldu bir dertten dedim. Yalnız şimdiki zamandan geçmişe dönüşler ve geçişleri çok iyi Mısrıye ha birde üstadın sözünün Mısrınin hapsedilince hatırlatıldığı yer,(O’nu tanımayan sarayda da olsa bedbahttır,O’nu tanıyan zindanda olsa bahtiyardır….) çok güzeldi.Yani beni Niyazi Mısri hazretleriyle özdeşleştiren ona daha yakın hissettiren bir yer oldu aniden.Roman tevhidi meseleleri,Marifetullahı kendine bir dert edinmiş kişilerin işi. Rahmetli Mehmed Feyzi abiyi Kastamonu’da ziyaret ettiğimizde Safranbolu’dan gelen ehl-i tariklere birazda siz konuşun deyince sakallı cübbeli zevat ‘Estagfirullah biz cahiliz bir şey bilmiyoruz’deyince Mehmet Fevzi abi de ‘İlmin maksadı marifetullahtır. Allahı tanıyan bir mümin cahil değildir” demişti. Hakikaten dünyanın en zor meselesi budur her şeyde kudretin elini görmek ve birlik meselesini çözmek. Bende şöyle bir şey yazmıştım abi Tevhid Denizinden bir katre başlığı altında Görününce ilahi sevginin renkleri yani sadece bu meseleyi söyleyebiliyoruz,uzaktan uzağa tasvir edebiliyoruz, henüz yaşayamadık ve bu modern zaman insanınında bundan mahrum bırakıldığına inanıyorum ben çünkü günümüz insanı çok günahkar ve üstad da boşuna “bu zamanda kebairi terk eden farzları yapan kurtulur” dememiş. ‘Maddiyatta tevaggul eden maneviyatta sathileşir’ meselesini yaşıyor insanlar birebir. Hatta tek bir sünnet-i seniyyeyi bile yerine getirmenin bu zamanda kişiye yüz şehidin sevabını kazandırabileceği meselesi. ANKA’da bahsi geçen mesail havassa aittir bunu boşverelim demiyorum ama yazdığın şu romanın satış rekorları kırması gerekirken (Çünkü bu toprakların bin yıllık mirasını aktarmışsın ve halkta buna bigane kalmamalı) artık internetin saldığı sanal hülyalar ve TV’lerin insanların beyinlerine zerkettiği her an tazelenen hayaller milleti sarhoş etmiş durumda. Bir ibadet aşkıyla yanaşılması gereken bir kitab bu. İnşallah istikbalde hatırlanacak ve itina ile bahsedilecek bir eser olarak kalplerdeki yerini alacaktır. Benim için şimdiden yerini aldı hararetle herkese tavsiye ediyorum. Allah kolaylık versin. Kaleminize yüreğinize sağlık görüşmek üzere. i.
sadık ağabey kolaylıklar ve hayırlar niyaz ediyorum... sizden bir ricam var; acaba Risale-i Nur külliyatını hangi sıralmayla okuyalım... a.
hayırlı günler efendim son kitabınızı (anka) okudum. harika bir eser olmus elinize sağlık. sayenizde niyazi mısri'yi tanıma olanağımız, en azından tanıma isteğimiz oldu.şimdi hakkında araştırma yaptıkça daha çok seviyorum kendisini. allah feyzinden ve ilminden hepimizi nasiplendirsin. benim kafama takılan mevzu kitapta birkaç kez bedrettin'in ismi geçiyor. acaba bahsedilen şeyh bedrettin midir? eğer öyleyse kendisinin fikirlerini düşüncelerini açıklayan bir yazı yazar mısınız? çünkü biz şeyh bedrettin'i hep menfi yönleriyle tanıdık. aynı pir sultan abdal'ı tanıdığımız gibi. Pir Sultan'ı da sizin yazınızdan sonra gerçek haliyle anladık. vaktinizi aldığım için beni affedin. iyi çalışmalar. y.
ölüm sırası gelen ahirete intikal ediyor allah her ikisine de rahmet etsin evden eve gezen ölüm burada da bizim mahallede bir kadını yol ortasında öldürdüler bayramdan hemen önce duvardaki lekeler uzun süre kaldı sanırım en güzel dua ölümün hayırlısını ver allah ım ne dersin? yaşamak bunca zor geliyorsa ölümle gelen gerçeklik nice olacak? rabbim bizi azabından esirgesin muhabbetle a.
Sadık bey,ALLAH ın rahmeti,bereketi,ihsanı üzerinize olsun.efendim benim elime bir kitap gelecek.kitabın adı:TESTİ'ÜN NİYAZİ. Bu kitabın niyazı mısri hz lerine ait olup olmadığını siz bilebilirsiniz diye düşündüm.Yardımcı olursanız sevinirim.kitap kasidei bürdenin şerhi imiş.hayırlı günler efendim. i. dua, duanın kuvvetli bir bağ olduğunu seninle kavradım yazarak yaşayan yaşayarak yazan biri olarak senin de bulunduğun noktayı sürekli sorguladığını düşünmüştüm/ bazen ki hayatın tek gerçeği olan ölüm karşısında herkesle aynı şaşkınlıkta ve kabulde olduğunun farkında olarak yaşadığın geldi aklıma hayatın tek gerçeğinin ölüm olduğu fikrini söylemek kadar kabul etmek kolay değil ama sağol hayatın bir rüya olduğunu düşününce tüm bunlara katlanmak ve ölümü algımak daha kolay her şey boş ve geçici bunu hatırlatan tüm sözcüklerin ve varlığın için sağol sabır diliyorum sana gönlünün ferahlığını da muhabbetle a.
iki şey var aklım da,sizinle paylaşmak istiyorum ESSELAM e. ağbi sahilsiz bir ummanı ve kibriti ahmerin peşinde'yi derpiş ederek okudum. Merhaba Sadık Bey, selam ve esenlik dilemek gerekirse bahaneler çoktur. ramazan bayramı vesilesi ile sizlerin hem bayramınızı tebrik eder, hem de sağlık sıhattler dilerim. 52 gündür, musibet ili Kilis'te Suriye sınırında askerlik yapıyorum.... h. s.a Sadık abi, Uzaktan da olsa bayramınızı tebrik ediyorum. Sevgi ve selamlar c. bayramınızı tebrik eder saygılar sunarız... c. Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 549
Yorum yaz
|
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Güzerân |
| Sırlı tuğlalar |
| Bilişmeler |
| E - kitap |
| Haberler |
| Endam Aynası |
| Bağlantılar |
| Arama |
| Eve dön |
| Arşiv [Eski site] |
| Misafir defteri |