JA slide show
Anasayfa arrow Günlük arrow Mektuplar arrow Aralık [03]
Aralık [03]
Yazan ediTör   
26.12.2008 21:33
Önce selam olsun yüreklere
''Şikayetinizin hikayetini'' büyük bir keyifle okuduğumu belirtmek isterim.Satırlarınızı okudukça şahsınızın şikayetini anlamaya gayret ettim. gayretimin beyhude olmadığını satırlarınızın nihayetinde anlamış oldum.
Muhabbettle.....
b.s.

 

 


Sadık abi merhaba

 

Taraf'taki cevabın çok hoş

Haberini siteye ekledim

http://www.risalehaber.com/54925_Kahramanim-Said-Nursi.html

Selam ve hürmetlerimle

k.

 

 


Risale Haber-Taraf Gazetesinde her gün yayınlanan ve farklı ünlü isimlere sorulan 20 Soru'nun bugünkü konuğu yazar Sadık Yalsızuçanlar'dı.

Sabit 20 sorunun yöneltildiği köşede Yalsızuçanlar, "Kahramanınız kim?" sorusunu Said Nursi diye cevapladı.

İşte 20 Soru ve cevapları:

1-En sevdiğiniz kelime nedir?
İrfan

2-Nefret ettiğiniz kelime nedir?
Ergene(o)kon

3-Ne sizi heyecanlandırır?
Her halükarda umutlu olmak.

4-Heyecanınızı ne öldürür?
Her halükarda umutsuz olmak.

5-En sevdiğiniz ses nedir?
Oğlum Ali'nin 'baba' deyişi.

6-Nefret ettiğiniz ses nedir?
Kibirli insan sesi

7-Hangi mesleği yapmak istemezsiniz?
Bankacılık.

8-Hangi doğal yeteneğe sahip olmak istersiniz?
Müzik

9-Kendiniz olmasaydınız kim olurdunuz?
17. Yüzyılda bir halveti derişi

10-Nerede yaşamak isterdiniz?
Üsküdar

11-En önemli kusurunuz nedir?
Acelecilik

12-Size en fazla keyif veren kötü huyunuz hangisi?
Sigara/Filtre kahve.

13-Kahramanınız kim?
Said Nursi

14-En çok kullandığınız küfür nedir?
Söyleyemem

15-Şu anki ruh haliniz nasıl?
Umutlu

16-Hayat felsefenizi hangi slogan özetler?
Olan olmuştur, olacak olan da olmuştur.

17-Mutluluk rüyanız nedir?
Ülkeler arasındaki sınırların kalkması.

18-Sizce mutsuzluğun tanımı nedir?
İhtirasların yeteneklerden güçlü olması.

19-Nasıl ölmek istersiniz?
Zikrederken kalp krizi geçirerek.

20-Öldüğünüzde cennete giderseniz Tanrı'nın size kapıda ne söylemesini istersiniz?
Hekes burada.

Taraf

 


 

Sayın Yalsızuçanlar, okuyorum sizi. Sağolun.21.12.2008 tarihinde Zaman gazetesinde çıkan BİR GÖNÜLE İKİ SEVDA SIĞMAZ başlıklı yazınızı merakla okudum. Ardından aynı günde gazetede çıkan Hilmi Yavuz'un yazısını okudum. Şu ikilem daima içinden çıkmadığım moderne ait bir sorundur benim için : H.Y.un bahsettiği 'köylü İslam'dan ancak birilerinin kabul ettiği ilkelere [teknoloji, batı vs.] uyarak çıkabiliriz ki bu bir gerçek.Bunu yapmayıp kendi dünyamızı kursak birçok alandan mümkün olmuyor. Çünkü birlikte yaşamak zorunda olduğumuz yer dünya. Ufak bir örnekle açayım. Daha mütevazi yaşamak isteyen bir insan çamaşır makinesi almak yerine eski yollarla temizlik yapabilir mi bu zamanda? Yaparsa neler olur? H.Yavuz'un yazısını okumuş olduğunuzu düşünerek diyorum ki yoksullar olduğu için almaktan çok vermek gerekirse (ki bu fikirdeyim) hala İslam korkulan olmaya devam eder mi? Bu problem de sizce çözüm nedir?

n.

 

 


 

 

Yaradan'ın rahmeti ve merhameti sizin ve ailenizin üzerine olsun. Sadık abi tesadüfen sitenizi buldum ve bir selam vereyim dedim. Görüşmek üzere Allah'a emanet olun

h.

 

 


 

 

Sizler için fakirlikten korkmuyorum...

yazını sabah okumuştum

akşamda zıkkımın kökü'nü

memduh ün'ün filmini

izleyince

yazmak istedim

terk bahsini anlamakta güçlük

çekmekle birlikte/

terketmeden

elde etmenin

imkansızlığını

anlayabiliyorum

bizim anlayamadığımız

şekillerde dönüşerek katlanarak belki

ama alıntıladığın örnekteki gibi katlanılamaz sınırda olsa bile

geri adım atmadan

idraki zor

''rüya içinde rüya''

nasıl olsa her şey

rüya tüm çektiğimiz

muhabbetle

a.

 

 

 


 

abi sizi istanbuldan yazıyorum 30 yasındayım  bi de hemşehrinizim aynı mahalleden sayılırız budubeni ayrıca gururlandırdı sadık bey sizi zamandaki yazılarınızdan tanıdım ve sessizlik diyarı kitabınızı okumaya bayladım ve gerçekten hayran oldum butun kitaplarınızı okumuk istiyorum rabbim kaleminize kuvvet versin

m.

 

 


 

 

Bediüzzaman’ın seyri süluku yazınızda, “Allah Kendisini Allah olarak vazettiği düzeyin de ötesindedir” cümlesini tam olarak anlayamadım .Konuyu biraz daha açabilir misiniz.

o.

 

 


 

selamun aleyküm hocam nasılsınız iyi misiniz
bir sorum olucak,
"eyvallah"ın manasını çok merak ediyorum
Allah kısmı malum da
o zaman "eyv" ne anlama geliyor
aydınlatırsanız çok memnun olurum
Allah'a emanet olun sağlıcakla kalın inşallah

ö.

 

 

 


 

 

Ruhi Su için hazırlanan “Ustalara Saygı” etkinliği, 22 Aralık Pazartesi akşamı gerçekleştiriliyor

Türkülerin ‘cansuyu’na saygı

Etkinlik: Ustalara Saygı Toplantısı-Ruhi Su Gecesi

Tarih: 22 Aralık 2008 Pazartesi

Yer: Melih Cevdet Anday Sahnesi- Akatlar Kültür Merkezi

Saat: 20.00

Beşiktaş Belediyesi tarafından düzenlenen “Ustalara Saygı” etkinliklerinde dördüncü dönem, Ruhi Su gecesi ile devam edecek. Yaptığı çalışmalarla geleneksel ezgilerimizin yarınlara kalmasında büyük emek sahibi olan, adeta türkülerimize ‘cansuyu’ veren usta,  22 Aralık Pazartesi akşamı gerçekleştirilecek “Ustalara Saygı” gecesinde anılacak.

Kültür, sanat, edebiyat ve düşün dünyasındaki usta isimlerin çalıştıkları alanlara damga vuran çeşitli yönleriyle izleyici ile buluştuğu gecelerin kırk dokuzuncusu, saat 20.00’de Melih Cevdet Anday Sahnesi’nde (Akatlar Kültür Merkezi) başlayacak.

Faruk Şüyün’ün hazırladığı ve moderatörlüğünü üstlendiği gecede, türkülerin unutulmaz ustası müzik ağırlıklı bir programla anılacak. Gecede konuklar Ruhi Su’nun konserlerinden görüntülerin yanı sıra canlı yorumlanacak türkülerle geleneksel müziğimize doyacak.

Ruhi Su için düzenlenecek olan “Ustalara Saygı” gecesine, sanatçının yakınları Bertan Onaran, Dostlar Korosu, Emin İgüs, Esin Afşar, Ilgın Su, İlhan Bilge, İsa Çelik, Sadık Gürbüz, Süleyman Alnıtemiz, Tolga Yarman, Üner Eyüboğlu ve Zeynep Oral katılacaklar…

 “Ustalara Saygı” etkinlikleri, 29 Aralık’ta Özdemir Asaf ile devam edecek…

 

 

 

 


 

 

 

'Evvele Yolculuk' karşımda duruyor... Henüz dün, elime geçti... (Ne kadar dış dünyadan bi haber yaşıyorum, bende şaşırdım) Arada bir elime alıp, başlamadan geri bırakıyorum. Demleniyor muyum, çekiniyor muyum, belli değil...

Nasıl denir, bilemiyorum... böyle bir çalışmadan dolayı sizi tebrik ederim... Mübarek olsun...  Ama kelimenin tam anlamıyla, benim rüyamı siz görmüşsünüz...

İnanın, daha sizin 'Sufi ve Şiir' de ki röpotajınızı bile görmeden, böyle bir çalışmayı ben hayal etmiştim... ilk  önce bir dergi röportajı olarak düşünüp, daha sonra dergi için yazık olur, bunu kitaba dönüştürmek lazım, hayalleri kurarken Arabi okumalarım sırasında sorularımı not etmiştim...

Geçen yaz  sonu hocaya bahsedecek oldum, o her zaman ki gibi çok yoğun, yüz ifadesinden bu işin olamayacağı mesajını aldım. Ama o günlerde, İbn-i Arabi Hazretlerini rüyamda gördüm... Çok sıcak, bir ifadeyle "sen de o röportajı benimle yap, hem yayın probleminde olmaz" dedi... (Aslın da bu rüya ile o bana bu işin olamayacağını söylemiş meğer) Bunun üzerine ben tekrar bi heveslendim cesaretlendim... Ta ki, sizin kitabı görene kadar... Kitabı ilk elime aldığımda, bu cümle geldi dilime... benim rüyamı o (siz) görmüş...

Şu yutkunma dönemim geçince, eminim tekrar tekrar okuyacağım... Elbette ki, böylesi daha güzel, daha uygun olmuştur... sayyiniz meşkur olsun inşallah... Allah'a emanet olunuz...

h.

 

 

 

 

Hocam reallife kasım 2008 sayısında ki KARA TREN isimli yazınızı beğenerek okudum. Bir demiryolcu olarak nostalji yaşadım, o yolculuğu yapmış kadar oldum. Hocam bu yazınızı www.maliyasar.com isimli internet sitemde yayınlamak için sizden izin isticektim. yazıyı yazan olarak sizin isminizi giricem. dilerseniz bu siteye link de koyabilirim. cevabınızı bekliyorum hocam. iyi çalışmalar

m.a.

 

 


 

 

 

Sadik agabey,

biraz önce internet sitenize girip "Geç Kalmış Bir Girişim Olarak Kürt Akademyası  " baslikli makelenizi okudum. Uzun bir müddettir modern dünya diye nitelendirilen Almanya'da yasiyorum. Yüzümüz hep Bati'ya döndürülmüstü, bizler de bunu bir marifet adedip buralara kadar geldik, gördük, yasadik. Allah'a sükürler olsun ki köklerimizle tekrar bagimizi kurmayi nasip etti. Elimden geldigince gelenegimizi daha yakinen taniyip nasiplenmeye calisiyorum. Sizin sözünü ettigim makalenizde dikkatimi en cok ceken asagiya alintiladigim satirlar oldu. Bu diger vurgularinizin yerinde olmadigi anlamina kesinlikle gelmez.

Bütün bu gelişmeler, umulur ki, modernleşmeden diğer etnisiteler kadar mustarip olmuş, gelenekle bağları örselenmiş hatta büyük oranda kopmuş Kürtler’in geleneksel kaynaklarıyla, düşünsel ve irfani kökleriyle, tarihsel hafızalarıyla, edebi, müzikal ve diğer kültürel geçmişleriyle yeniden bağ kurmalarını mümkün kılacak bir yol açsın. Etnik milliyetçilik ve dünyevileşmeden Türkler kadar Kürtler de nasiplendiler. Onların da geleneksel bilgelikle bağları koptu, o kaynaklar kurudu. Kürtler de, bu topraklarda, Yılmaz Odabaşı’nın dediği gibi, “iki ömrü kolkola yaşadı”lar / biri nergis bahçesi, diğeri mahşer yeri”

 

Bir de Allah izin verirse  1 Ocak'tan itibaren  TRT 8 kanali kürtce yayina baslayacak. Dilerim ki bu kanal ideolojik amaclara kurban edilmez, sizin vurgusunu yaptiginiz köklerimize dönmemize bir basamak olur. Her seyin bu dogrultuda olacagini beklemek elbette ki safdillik olur. Nihayetinde TRT bir devlet kurulusudur ve devletin yillardir bütün vatandaslarina dayatiklarindan birden vazgecmesi öyle sanildigi kadar kolay degil. Bir cok sikintilari orda yasiyanlar daha yakinda görüp yasiyorlar. Kendi adima diger kanallarla karsilastirildiginda TRT'nin daha seviyeli ve gün gittikce daha iyiye dogru yol aldigini da söylüyebilirim. Siz bu camiada calisan biri olarak bir cok seyi daha yakinen görmekte, yasamakta ve sahit olmaktasiniz.

Bu satirlardan sonra size bir kürt müslüman olarak sunu sormak istiyorum. Bu TRT 8 kanali bir siyasi manevra midir, yoksa simdiye kadar israr edilen yanlisliktan bir nebzecik de olsa vazgecisin bir isareti midir? Eger gercekten yanlistan isrardan bir vazgecis ise kürtceyi kendi sahsi imkanlari dahilinde yillardir gelistiren birisi olarak benden istenilirse katkida bulunmak isterim.

Daha elde edemedim, ama en kisa zamanda sizin "Kürtlerin Atesle Imtihani" adli kitabinizi tedarik edip okumak isterim.

Gerek calismalarinizdaki irfani boyut, gerekse eserlerinizdeki edebi boyut sizin sadik bir okuyucunuz olmam icin yeterli bir sebep olarak görüyorum.

Calismalarinizdan basarilar dilerim. Allah daha nice hayirli eserlere imza atmayi sizlere nasip etsin.

Bimîne di xêr û xwesî yê de!

h.

 

 


 

 

 

nasılsınız hocam.

anka'yı okudum.

Allah razı olsun.

hocam ben okulu bitirdim.şimdi ankarada kpssye hazırlanıyorum.

hocam müsait olduğunuz bir zaman ziyaretinize gelmeyi istiyorum.

görüşmek umuduyla.

y.

 

 

 


 

 

 

Hafifçe ısırılmış bir elmanın dilimindeyim
Elmanın kokusundayım
Anısındayım -kimbilir kimin-

Anılarda görünür, düşlerde görünmez insan
Düşlerde görünen anlamlardır
Özelliklerdir bir de belli belirsiz.

Ve
İnsansız anı yoktur. Var mıdır?
 
Edip Cansever
 
 
 
şu an elma yiyorum
 
geciken cevap için özür dilerim
tatilden yeni döndüm
bayramda sizi izledim
 
hoş bi tesadüf oldu
gecenin bi vaktinde
sıcak bir insan sesi
 

s.

 

 


Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 692

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

YENİ ALBÜM