| |
 |
 |
Ayanın beyanı...
Çiler İlhan yazdı...
Sadık Yalsızuçanlar için bir kelime uydurmak geliyor içimden, el ele oldurduğu iki hali birleştirecek: Mesela "sufar".
tamamı... |
 |
 |
Modern Dünya'dan ezoterik bilgeliğe...
Göktuğ Halis yazdı...
Sadık Yalsızuçanlar'ın son kitabı "Ayan Beyan", yazarın yıllardır sürdürdüğü güçlü geleneğinin bir devamı olarak nitelenebilir.
tamamı... |
 |
 |
Kesret havasında serin bir nefes gibi...
Recep Şükrü Güngör yazdı...
Sadık Yalsızuçanlar'dan uzun süredir öykü okuyamıyorduk. Sırlı Tuğlalar'dan sonra, dergilerde öykü yayınlıyordu ama, kitap halinde öyküsü çıkmamıştı. Bu arada Gezgin romanını unutmayalım.
Rilke ile başladığı Ayan Beyan kitabını yazar, Bilge Karasu ile bitirmiş.
tamamı... |
 |
 |
Ayan'ı Beyan edebilmek...
Kemal Aksungur yazdı... [Varlık Dergisi, Ocak.2006.]
Ayan Beyan, Sadık Yalsızuçanlar'ın yeni öykü kitabı. Kitabın arkakapak sunumunda şöyle deniyor: "Ayan Beyan, modern Türkiye öykücülüğünün izleklerini ve dilini sürekli yenileyen adı Sadık Yalsızuçanlar'ın farklı temalara savrulsa da, ötedenberi ısrarcı olduğu manevi patikasındaki yürüyüşünün yeni bir uğrağı...
tamamı... |
 |
 |
Ayan'ı Beyan edebilmek...
Ebru Kış Selçuk yazdı... [Milliyet Kitap, Aralık.2005.]
Modern öykücülüğümüzün özgün ve üretken seslerinden biri olan Sadık Yalsızuçanlar'ın son kitabı Ayan Beyan, Sel Yayıncılık tarafından yayımlandı. Ayan Beyan, on dört öyküden oluşan bir kitap. Ayan Beyan'ı oluşturan öykülerden yedisi tasavvuf kültürü ile besleniyor...
tamamı... |
 |
 |
Ayan Beyan...
Emre Şimşek yazdı... [Dergibi, 23.12.2005.]
"Sen denizsin ben kıyınım. Sen olmayınca ben denizsiz kıyı gibiyim. Kıyısız deniz olur belki ama denizsiz kıyı nasıl olabilir ? "
Ayan beyan bir soruyla başlıyor Ayan Beyan. Evet, herkes soru sorabilir ama böyle değil. Söyleyen bir edebiyatçı ise şaşırmaz; eğer edebiyatçı değilse şaşırırsınız...
tamamı... |
 |
 |
Ayan Beyan...
Süavi Kemal Yazgıç yazdı... [Heceöykü, 12. sayı. Kasım-Aralık, 2005.]
Sadık Yalsızuçanlar, bundan önceki kitaplarından Hiç'e adını veren öyküdeki kesretin daha yoğun, yalnızlığın ise daha kesif hissedildiği, Ayan Beyan'daki öykülerinde, Bob Dylan'in "Senin Aklın İllet" ve "Bir dakika doktor dedim, beynimde bir dünya savaşı çıktı" şarkılarında ifadesini bulan ve günlük hayatımızı işgal eden, zihnimizi ve kalbimizi hasta eden modern zamanların doğuştan yalnız insanlarının boğulup gittiği kesret alemini anlatıyor...
tamamı... |
 |
 |
"Ayan Beyan" öyküdür...
Ersin Yalçınkaya yazdı... [Kitap-lık Dergisi,89. sayı,Aralık 2005]
Dilin olanaklarının açıldığı bu öykülerde, Yalsızuçanlar, sözcüklerinin nereye varacağını düşünmeksizin sürekli hamle yapan bir savaşçıya benziyor.
Bir sözcük cengi adeta. Sağına ve soluna üçer nokta konulmuş bu kısa, kesik cümleler, kentin karmaşasına çekiyor okuru. Sanırım amacı da bu...
tamamı... |
 |
 |
'Ayan Beyan' bir Yalsızuçanlar öyküsü...
Mehmet Yılmaz yazdı... [Zaman, 27.11.2005]
Hem üretkenliği hem de niteliğiyle, sürekli dikkatleri üzerinde toplamayı başaran bir yazar Sadık Yalsızuçanlar.
Bir kitabı yayınlanıyor; onu okuyup dil evrenine henüz girmişken, okuru yeni bir kitapla şaşırtıveriyor. Buna alışkın okurlar açısından, son kitabı "Ayan Beyan" (Sel Yayıncılık) sürpriz değil...
tamamı... |
 |

|
Ayan Beyan üzerine Yeni Şafak'ta yayımlanan değini...
Çağın sıkıntılarını sırtlanmış bir yazar olan Sadık Yalsızuçanlar, son kitabı "Ayan Beyan"da yaralanmış ve toplumun düçar olduğu belalara uğramış insanların yaşamlarına pencereler açıyor...
tamamı... |
|
|
|
| ... |
| ... |
| ... |
Enis Batur: "Sadık Yalsızuçanlar'ı geç keşfetmemin sebebi, sağcılardır"
"Sadık Yalsızuçanlar'ı geç keşfettim. Geç keşfetmemin sebebi, sağcılardır. Bir şeyin içerisinde neredeyse örtülü duruyordu adam. Sol'un bir yazarı olsaydı Sadık'ı on yıl önce görmüştüm. Çünkü onlar daha fazla görünüyor. Daha mı çok yayın organları var, daha mı iyi örgütlenmişler.. Şimdi Sadık'ı bilmemek benim için büyük kayıp birey olarak. Ve ben bu kaybı kendime yediremiyorum. Kaybeden bireylerin oluşturduğu toplumun içinde yaşamak bana daha da ağır geliyor. Diyorlar ki, sen batı toplumları ile daha çok ilgileniyorsun. İyi ki de ilgileniyorum. Orada görüyorum; taban tabana zıt iki adam. Biri sofu denilebilecek oranda Katolik, biri ateist. Bunların ikisi yakın arkadaş. Bütün ömürleri boyu yazıyorlar, birbirlerini didikleyerek okuyorlar."
|
|
|
 |
|