|
Şehrin sicilinden düşmüş bir Ermeni'nin otuz sene sonra şehre döndüğünde evinin yerinde boş bir arsa gördüğündeki ruh halinin fotoğrafyasıdır... "Haylê dilêmin, dilêmin, dilêmin/ Baran ê şil kir cilê min./ Haylê dilêmin, dilêmin, dilêmin/ Felek ê xira kir mala min..."
Uzun sürmüş doğu gecelerinden birinde Devrilende sabaha karşı şafak, uyuyan kurda kuşa inat! İşte geldi, ey yaralı coğrafyam deyip kulağına üç kez bağırırken Yervant demiş adına, babası Puşici Kekê Yako En kadim şehrin en eski evlerinden birinde kayıt düşülmüş mesel gibi Rehber olmuş şehrin serencamı, tarihe bir kez daha not düşülürken Var git, bahtın açık olsun, sesin tılsımını yitirmesin demiş Adıyla kutsayarak, menekşe çayıyla büyütüp, gül rakısıyla efsunlarken oğlunu Nerede olursan ol, sesim kulağından eksilmesin, unutma vatan bildiğin toprağını Tenin canda, aklın başında, sesin hançerende oldukça çağır ve unutma... Budur benim sana dair edeceğim kelam Omid olan şehrimizin esirgeyen, bağışlayan en eski adıyla Sabırla ve azimle kazı adını binler yıllık bazalt bir taşa, öyle git Telaşa hiç gerek yok, aile yadigârı sükûnetimizi anımsa, Alnına yazılan kader çizgisidir bu şehri kadimin bahşettikleri Neylerim hali perişanı, neylerim meskânı dese de Dîran Can evinden vurulduğunu her daim anımsasan da Irgalamasın seni hayatın küstürdükleri, duyur yine de sesini olduğun yerde... "Haylê dilêmin, dilêmin, dilêmin Baran ê şil kir cilê min. Haylê dilêmin, dilêmin, dilêmin Felek ê xira kir mala min..."
Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 599
|