|
|
Günlük
Okuma notları
"sekiz otuz sekize yirmi kala" | "sekiz otuz sekize yirmi kala" |
| Yazan Ömer Asım | ||||||
| 06.08.2010 20:43 | ||||||
‘Şarkıları da değiştiriyorum, ‘Hiçbir neden yokken ya da ben bilmezken, söylenip yok yere sitem etmişimdir. Havaya doğru iki cümle savurmuşumdur, sana isabet etmiştir sivri yanları, ben hem suçlu, hem pişman olmuşumdur. Olamaz mı yani. Onca zaman sen orada, onca zaman ben burada, yolumuz hiç kesişmemiştir beyaz geceler dışında’. Kendimi değiştiriyorum. Yapmadıklarımı yapıyorum. Birden tahtalarının aralarından bir barakaya güneş ışığının girmesi gibi bir söz ‘kişiye yapmadıklarından sorulacak’. Saçlarımı hep olduğu gibi ellerimle tarıyorum. Enselerde toplanıp önen baktığında kulak memeleri civarında kıvrılmış duranlarına usançla bakıyorum. Kahvaltı sofralarına küsüm. Çay bardaklarına, bayat ekmeklere, akşamdan kalan çorbalara. Peynire, yumurtaya, zeytine bile. ‘Bu gün benden uzak durun, barut gibiyim’ dedim. Ağzımı açmaya da küsüm. Ne desem zehir kusuyor gibiyim. Akşamdan kalma acım var. Bu beni bir hafta götürür gibi. Neymiş efendim gelmemişsin. Geleceğini mi söyledin. Aşk olsun diye ünlediğimin az sonrası buradayım işte der gibi gelişin, ‘sen bana sitem mi ediyorsun’ deyişin, benim yüz kızarmalarım, mücrim pişmanlığım, içimden bir daha yapmayacağım diye kendime söz vermelerim. Sana söz vermekten çekinmelerim, sadık kalamamaktan korktuğum için. ‘Daha bir yakınımda olsaydın, ayağına kapansaydım’ diye iç geçirmelerim. Solan karanfillerimden hiç söz açmayışım. İki de bir dolup boşalan gözlerimi sana anlatışım. ‘ağlama’larına ‘temam’ deyişim. Bu halimden kurtar beni ‘el aman’larım. Teheccüde niyetlenip uykuya durmalarım, hepsi saat sekiz otuz sekize yirmi kala uyandılar. Bak tekrar söylüyorum ben yukarda saydıklarımın cem’i cümlesinden nâdim oldum, bir dahî işlememeye azm-ü cezm-ü kast eyledim. Sokaklara açılacağım birazdan. Her yüzde seni arayacağım, hepsinden eli boş dönecek gözlerim. Bile bile yapıyorum bunu. Seni bile bile arıyorum. Sana bile bile geliyorum. Ondan sonrasını pek kestiremiyorum. Aşığın meyhanesi, maşuğunun gözleridir’ diyesim geliyor. Sonra senin bütün bedeninin bana vaat edilen topraklar olduğunu söylüyorum. Yüzün Kudüs oluyor birden. Haram aylara yaklaşıyoruz. Kalbine sığınmak istiyorum. Orası Haremeyn biliyorum. Beni suçlayacaklar daha çok aç kalbini. Oysa ki kalp, mide gibi böbrek gibi sade bir organdır. Yukarda kalp yazdığım yerleri gönül olarak değiştiriyorum. Gönül sol yanda bedende bir yerde değildir. Gönül her yerdedir. Hal böyle olunca sana yakınlaşmak daha da kolaylaşıyor. Başımı dizlerine koymak gibi şeyler daha çabuklaşıyor. Sen burada, ben burada oluyoruz işte bak ne güzel. Bir daha bak ne güzel yakışıyoruz dünyaya. Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 931
Yorum yaz
|
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|