|
Yazan Süleyman Erguner
|
|
29.04.2011 17:27 |
Ondörtbin yıl gezdim pervanelikte Sıtkı ismin duydum divanelikte İçtim şarabını mestanelikte Kırkların cem'inde dara düş oldum
Güruh-u Naciye özümü kattım Adem sıfatından çok geldim gittim Bülbül oldum Firdevs bağında öttüm Bir zaman gül için zara düş oldum
Çatılmadan yerin göğün binası Muallâkta iki nura düş oldum Birisi Muhammed birisi Ali Lahmike lahmi de bire düş oldum Ezdi aşkın şerbetini hoş etti Birisi doldurdu biri nuş etti İkisi bir derya olup cuş etti Lâl ü mercan inci dür’e düş oldum Ol derya yüzünde gezdim bir zaman Yoruldu kanadım dedim el’aman Erişti carıma bir ulu sultan Şehinşah bakışlı ere düş oldum Açtı nikabını ol ulu sultan Yüzünde yeşil ben göründü nişan Kaf u nun suresin okudum o an Arş-Kürs binasında yâre düş oldum Âdem’den evvel çok geldim gittim Yağmur olup yağdım ot olup bittim Bülbül olup Firdevs bağında öttüm Bir zaman gül için hara düş oldum Âdem ile balçık olup ezildim Bir noktada dört hurufa yazıldım Âdem’e can olup Sit’e süzüldüm Muhabbet şehrinde kâra düş oldum Mecnun olup Leyla için dolandım Buldum mahbubumu inandım kandım Gılmanlar elinden hulle donandım Dostun visalinde nâra düş oldum On dört yıl dolandım Pervane’likte Sıtkı ismin buldum divanelikte Sundular aşk meyin mestanelikte Kırkların ceminde dara düş oldum SITKI’yam çok şükür didare erdim Aşkın pazarında hak yola girdim Gerçek âşıklara çok meta verdim Şimdi Hacı Bektaş Pir’e düş oldum
Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 725
|
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi