JA slide show
Anasayfa arrow Güzerân arrow Eleştiriler arrow 'Kayıp Otoban'da 'Bilinmeyen Bilinen'ler
'Kayıp Otoban'da 'Bilinmeyen Bilinen'ler
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
08.10.2008 16:45
 Sabri Gürses’e, titiz çevirisinden, Encore’ye bir o kadar titiz baskısı için teşekkür borçluyuz, bizi, Slavoj Žižek’in iki önemli kitabıyla, 1968 ve David Lynch- Ya Da Gülünç Yücenin Sanatı’yla buluşturdukları için. Buna -hele sıradan okur için- ne ölçüde buluşma denirse tabi…Zizek’in düşünce dünyasına nüfuz edebilmek için, Zerdüşt’ten Deridda’ya, Deleüz’den Hegel’e, Kant’tan Gadamer’e, Kafka’dan Freud’a, Lenin’den Marks’a bir dizi okumalar yapmış, Kıeslowski ve Tarkovski’nin metaforlarını çözmüş olmak gerekir. Slovak düşünüre Freud ve Lacan’ın eşlik ettiği film çözümlemesi, bizi sadece Lynch’in evreninde bir geziye çıkarmakla kalmıyor, Matrix’i hayranlıkla seyredenlerin bir yönüyle niçin ‘aptal’ olduklarını da ima ediyor. Geleneksel emperyalist sömürgeciliğin nereye evrildiğini Zizek’ten öğrenmeye çalışanlar açısından bu film çözümlemesi, zihinsel bir lüks, bir fantezi olarak algılanabilir, lakin bu ‘müstehcen efendi’nin, bizi, Gerçek’le gerçek arasındaki uyumsuzluğun sınırında, kesintisiz bir gerilimde tuttuğu gerçeğini değiştirmiyor. Kitaptaki notta, “felsefi/politik metinlerden oluşan ‘Tin Kemiktir’ ve popüler kültür metinlerini içeren ‘Bilinmeyen Bilinenler’ serisi farkında olmadığımız ya da görmezlikten geldiğimiz, Lacan’ın ‘kendini bilmeyen bilgi’ olarak tanımladığı alanlara odaklanıyor. Sanki Lynch bize şunu anlatmaya çalışıyor: işte yaşamınız sonuçta bu, onun üzerine sahte bir hale örten o fantazmatik ekranın içinden geçerseniz görürsünüz. Seçim kötüyle daha kötü arasındaki, toplumsal gerçekliğin steril iktidarsız kasvetiyle kişinin kendini yok eden şiddetin fantazmatik gerçeği arasındaki bir seçimdir” deniyor. Yani, Žižek, Lynch’in bir filminden yola çıkıyor, gerçeğin nasıl kavranılamaz oluşunu kavramaya çalışıyor, zihnimizi sürekli tersyüz ederek, sonuçta vardığımız yerin de kavranılamaz olduğunu gösteriyor. Bu, bana, Izutsu’nun, İslam’da Varlık Düşüncesi’nde nefis bir biçimde anlattığı, o ‘mutlak belirlenimsizlik’ olgusunu hatırlatıyor. İtikad’ın kelime kökünün ‘akd’ yani düğüm, bağ olduğunu biliyoruz. Deve düğümü anlamına gelen kökten türetilmiş olan bu kavram, bizim algı sınırlarımızı işaret ediyor. Oysa yaratıcı hangi algıya, hangi itikada sığar ki! Bundan hareketle İbn Arabi, itikat ettiğimiz İlah’ı, ‘İlah-ı Mutekad’ olarak adlandırıyor. Yani, Allah, kendini Allah olarak vaz ettiği düzeyin de ötesindedir. Asla kavranılamaz, algılanamaz. Bizim algımıza sığan, O’nun bizatihi Zat’ı zaten olamaz. Bu durumda, Žižek’i okumanın ayrı bir anlamı ortaya çıkıyor. Bunun içinse, Lynch’in Kayıp Otoban’ına girmemiz gerekiyor. Uluer Aydoğdu’dan öğrenğimiz kadarıyla : ‘Slavoj Žižek’in, Gülünç Yücenin Sanatı : David Lynch’in Kayıp Otoban’ı Üzerine adlı kitabına giriş yazısını yazan Washington Üniversitesi’nde Modern Sanat Tarihi öğretim üyesi Marek Wieczorek’e göre “Žižek’in Batı entelektüel tarihine katkısının orijinal yanı; Lacangil psikanaliz, kıta Avrupa’sı felsefesi (özelde kendisinin öz karşıtı [anti-essentialist] Hegel okumaları) ve Marksist kuramı alışılmadık biçimde birleştirmesindedir .” Žižek, “Bu yüce düşünceyi sırf Shakespeare, Wagner veya Kafka’dan değil, çoğunlukla gülünce yaklaşan film noir (kara sinema), pembe diziler, çizgi filmler ve müstehcen fıkralardan da örnekler vererek anlaşılır biçimde açıklar.’ Diğer bir deyişle “Žižek Lynch’i ciddiye almakta ısrarlıdır” ve bu “Žižek için Lynch’i Lacan üzerinden okumak demektir.” Yalnız “Žižek’in Lacan’ı post-yapısalcılığın Lacan’ı” olmayıp, “ünlü Lacangil Gerçek, İmgesel ve Simgesel üçlemesinin ilk kategorisi olan Gerçek’in Lacan’ıdır.” Bu anlamda “Lacangil kategorilerin en az temsil edileni olarak Gerçek, aynı zamanda en içine girilemez olanıdır, çünkü kökten biçimde nüfuz edilemezdir, dil ve iletişimin (gündelik hayatın kalıpları) simgesel düzenine benzeştirilemez; sayesinde dikkatimizi tanımladığımız ve dikkatimizi başarıyla temsil eden imgeler alanı olan İmgesel’e de ait değildir.” Yani Simgesel ve İmgesel olan ‘gerçekliğimiz’, “Gerçek”i “içine girilmez” yapar, ama Gerçek her zaman, bir yollu “geri dönüp cevap verir.” Tam bu noktada “gerçeklikten “Gerçek”e” geçişin bütün yönlerini görebileceğimiz Lynch filmlerine dönecek olursak, bu filmler ‘gerçekleşmekte olan gerçeklikle’ “Gerçek” arasında gidip gelir. Žižek’e göre “Lynch’in bütün ‘ontolojisi’ güvenli bir mesafeden gözlemlenen gerçeklikle Gerçek’in mutlak yakınlığı arasındaki uyumsuzluk üzerine kuruludur.” Bu ‘uyumsuzluğun’, nevi şahsına münhasır bir materyalizme yol açmış olması Žižek açısından nasıl bir seyir izlemiştir bilmiyorum, ‘Kayıp Otoban’ın özellikle ‘yüce gülünç’ boyutuyla vurgulanmasının kendi içinde ayrı bir ‘uyumsuzluk’ katmanını ima ettiği söylenebilir. Žižek’in asıl derdinin ‘içkin ihlal’ yapıyla nasıl baş edilebileceğinden ibaret olmadığı da kesin. Bu yüzden, o ‘nüfuz edilemez yoğunluk efekti’ni sadece Kayıp Otoban’dan değil, onun Lacan’lı çözümlemesi olan Žižek kitabından da duyarız.  Belki de Žižek’in amaçlarından biri budur. ‘Temel fantezinin komik dehşeti’ye yüzleşmeye yönelik bu çabanın, ilk okuyuşta bütün sırlarını ele vermeyişini de, sadece Žižek’in diline, sorun kurma biçimine bağlamak doğru olmaz, işin doğasında vardır bu. Aydoğdu, Tek Bir Öznenin Bilinçdışı Düşlemesi : David Lynch’in Kayıp Otoban’ı başlıklı yazısında, bizi bu muammanın içine şöyle çeker : “Gerçek, rahatsız edici etkileri tuhaf ve beklenmeyen yerlerde, Lacangil Yüce’de, hissedilen gerçeklik sezgimizin, varoluşumuzun gizli/travmatik içyüzüdür.” Ortada “arzumuzun gerçeğini gözden kaçırmaya dayalı bir yanılsama” olarak bir “toplumsal gerçeklik” varsa ve Žižek’in de Vitrindeki Kadın filminden yola çıkarak gösterdiği gibi bu “toplumsal gerçeklik” dediğimiz şey “gerçeğin müdahalesiyle her an parçalanabilecek kırılgan, simgesel bir örümcek ağından başka bir şey değil”se gerçekliğimiz “Gerçek”e dahildir. Yoksa -gerçekliğimiz ve “Gerçek”ten hareket edersek- bu iki başlılık bizi ikisini de kapsayan bir ‘öte Gerçek’e götürür. Kendisini gerçeklik ve “Gerçek” olarak deneyimleyen. Bu yüzden biz burada “Simgesel ve İmgesel” olanı “Gerçek”e dahil edersek “Gerçek”e daha kolay nüfuz edebileceğimizi düşünüyoruz. Diyeceğimiz o ki gerçekliğimizden ayrı bir “Gerçek”, “Gerçek”ten ayrı bir gerçekliğimiz yok. Bizim gerçeklik dediğimiz şey “Gerçek”in bir hali olarak var. Gerçek” de gerçekliğimizin “gizli/travmatik içyüzü”. Bu, bir filmin kareleri içinden geçerek, düşüncede en azından risk almaktır, kim bize, yaşamınız bundan ibarettir, diyebilir ki! Hele bu Žižek gibi kısmen indirgemeci biri olunca. Ve de Lynch gibi bize, hiçbir şey gördüğünüz, işittiğiniz, dokunduğunuz, hissettiğiniz, hülasa sandığınız gibi değil(dir) diyen bir film dili geliştirmiş yönetmen ve onun Kayıp otoban’ı olunca…
Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1028

Yorumlar (1)
RSS yorumları
1. Yazan Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. 29-11-2008 19:12 - Misafir
 
 
gerçek
Gerçeği hepinizin bildiğini,tek bilmeyenin kendim olduğunu düşünüyorum. aksine beni inandıramazsınız.
 

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

YENİ ALBÜM

album4

Haberdar ol

E-Bülten'e abone ol

Not: Teknik bir yenilenme sebebiyle bülten aboneliklerinin yeniden yapılması gerekmektedir. Lütfen bülten kayıtlarınızı yenileyiniz.  

ÇİZMECE

Konan, göçen

mod_vvisit_counterBugün345
mod_vvisit_counterDün442
mod_vvisit_counterBu hafta1302
mod_vvisit_counterBu ay3665
mod_vvisit_counter[07.08.08'den]200619