JA slide show
Anasayfa arrow Bilişmeler arrow Adanmış şiirler arrow Diziler, çeteler ve diğerleri...
Diziler, çeteler ve diğerleri...
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
17.03.2009 00:32

 Kurgu, insanı gerçeğe ulaştıran en büyük yalandır, der bir sanatçı. Picasso'nun bu yönde bir beyanı vardır: 'Sanatsal üretim, hakikat'e bir gedik açmaktır' şeklinde...

Bu bağlamda, müziği, edebiyatı, tiyatroyu, resmi, fotoğrafı, mimariyi vs. içeren 'yedinci sanat' ve onun günübirlik, daha çok eğlendiren, kısmen enforme eden bir boyutunu oluşturan televizyon 'kamusal aktör'ler arasında en etkin olanıdır. Örneğin Türkiye'nin son yıllarda yaşadığı 'çete'lerden arınma sürecinde, Kurtlar Vadisi, ana haberlerden daha çok ilgi görmüştür. Vadi'nin anlattığı düzenek büyük oranda beliren olaylarla, ortaya çıkan soruşturma dosyalarındaki verilerle, bilgi ve belgelerle doğrulandıkça bu izlenme oranı artmaktadır.


Bu anlamda Vadi başta olmak üzere diziler ve filmlerin, bu sürecin, yani Türkiye'deki hukuk dışı, derin yapılanmaların, bu yapıların içeriğinin, içlerinde yer alan aktörlerin kirli, karanlık ilişkilerinin deşifre edilmesinde, genel kamuoyunun zihninde sahici hale gelmesinde tuhaf bir etkisi olmuştur. Örneğin Abdi İpekçi'yi, Uğur Mumcu'yu, Bahriye Üçok'u, Kışlalı'yı, Çetin Emeç'i, Hrant Dink'i 'gerici'lerin, 'İrancıların', faşizan eğilimleri olanların öldür(tt)üğüne ilişkin ezberi bozmuştur. Ya da şöyle söyleyelim: Bu siyasal cinayetlerin bireysel ve ideolojik nedenleri aşan boyutları olduğuna ilişkin bir kesin kanının oluşmasını sağlamıştır. 28 Şubat sürecinde rektörlerin, valilerin, bölgede görevli üst düzey askeri bürokratların hiç internet bağlantısı kurmamış, 'Merkez'den gönderilen bilgisayarlarda, kendi personelini, öğretim üyelerini, bürokratları, esnaftan kişileri fişlediği dizide anlatılmıştır. Bankaların nasıl ve hangi amaçla hortumlandığı, gazete ve televizyonların hangi çıkarlar için nasıl kullanıldığı deşifre edilmiştir. 'Milliyetçi' ve 'vatansever' bürokrat, siyasetçi ve işadamlarının nasıl cinayetler işle(tt)iği, hırsızlık ve vurgun yaptığı, hükümet düşürdüğü ortaya konulmuştur. Bütün bu olup bitenlerin tabii, Baudrillard'ın söz ettiği bir tür hiper-gerçekliğe yol açtığı ve böyle algılanmasını sağladığı da söylenebilir. Böylece seyirci (olaylara gerçekten çoğu zaman seyirci) yaşananların gerçek olmadığı sanısına da kapılabilir. Ama Vadi gibi diziler, Türkiye'deki bu kirli, karanlık süreçleri eşzamanlı anlattığından seyirci, yeni bölümü, 'memlekette neler oluyor?' merakıyla beklemektedir.

Evdeki 'derin' okul izleyiciye ne anlatıyor?

Bu tür diziler arasında son derece başarısız olanlar da ekranda zaman zaman belirdi. Kod Adı bunlardan biriydi örneğin. Dramatik açıdan niteliksiz oluşu bir yana, dizide anlatılanların polis, istihbarat ve medya verilerinin aynen film içine boca edildiği izlenimi vermesi de bunda etkili olmuş olabilir. Ama seyirciye ulaşamadı ve işlevsiz kaldı. Ne eğlendirdi ne hukuk dışı yapılanmalara ilişkin bir duyarlık oluşturabildi. Bu alanda, Deli Yürek, Kurtlar Vadisi, Marziye, Yılan Hikayesi, Tatlı Kaçıklar, Ana, Alacakaranlık, Sağır Oda, Pusat vd. ilk akla gelen örnekler.

Yeni dizilerden M.A.T'la ilgili çok sayıda söyleşi, haber, yazı yer aldı basında. 'Üzeyir Garih cinayetinin sır perdesi aralandı' gibi iddialı bir başlık olunca merak daha da arttı. Garih cinayeti esasen sırlanmış olsa da bu perde zaten soruşturma sürecinde hayli aralanmıştı. Mezarlık mizanseninin gerisinde kimlerin, nelerin olduğuna ilişkin dikkatli izleyicilerde sağlıklı bilgiler zaten var. Soruşturmayı yürütenlerde haydi haydi var. Bu durumda dizinin cinayete ilişkin yeni verileri göz ardı etmemesi gerekiyor. Bu tür filmlerin öncelikle öyküsünün sağlam çatılmış olması lazım. Gerçekçi/inandırıcı olması yetmiyor, veri tabanı zengin olmak zorunda. Bu da yeterli değil, verilerin son derece zekice kurgulanmış olan genel hikâye içerisindeki yerinin çok çok iyi düşünülmüş olması gerekiyor. Diziler, bir televizyon yapımı olmanın ötesine taşıyor. Özellikle de derin yapılanmalara, çetelere, mafyalara ilişkin filmler, giderek bir iletişim ortamına, siyasal/toplumsal birer olguya dönüşüyor. Bunun en çok üzerinde durulması gereken örneği Vadi. Çevresindeki tartışmaların bolluğu da bunu gösteriyor. Ömrünün bu denli uzun olması başlı başına bir merak konusu.

Müslüm Yücel'in Birikim'de (11.07.2008) "Evdeki 'Derin' Okul, Mafya Dizileri" başlıklı kapsamlı bir yazısı yayımlanmıştı. Hukuki kanalların yeterince açık olmadığı, adalet ilkesinin/duygusunun zedelenmiş olduğu zaman ve zeminlerde adaleti gerçekleştirme arzusu ve ihtiyacı derinleşir, güçlenir. Bunun için birileri çıkar. Yanı sıra, 'gayr-ı resmi' işleyen ve sektöre dönüşen bir adalet mekanizması ve aktörleri oluşur. Bu sürecin ve sürece cevap veren estetik olguların doğru tartışılması, çözümlenmesi gerekir. Vadi, öteden beri ırkçılıkla, mafyacılıkla, şiddet üretmekle suçlanıyor. Sorun bununla ne bitiyor ne doğru okunabiliyor. Asıl sorun, Vadi'nin özellikle son süreçte anlattıklarının büyük oranda gerçekleşmiş, doğrulanmış olmasında yatıyor. Bu alanda dezenformasyon yapan ve estetik olarak niteliksiz dizileri zaten seyirci ilgisizliği kısa sürede eleyebiliyor. Esasen bizdeki 'kabadayı' kültünün içine, o geleneğin tarihine bakmak da gerekiyor. Mahalle kültürünün vazgeçilmez bir ögesi olarak kabadayı, malum, gündelik sorunları, mahalle içi meseleleri çözen bir hakem olarak işlev görüyor. Yoksulları, kimsesizleri, dul ve yetimleri, öksüzleri koruyor, 'aşka saygı duyuyor', kendine özgü giyimi-kuşamı var, bir erkanı, edebi, çeşitli ritüelleri, kuralları, kehribar tesbihi, sivri burun, yumurta topuk ayakkabısı, yeleği, kösteği, yine kendine has grameri, sözlüğü ile ilginç bir olgu bu. Bu gelenek tabii yerini sonradan sokak çetelerine, mafyaya, derin gayr-ı resmi, gayr-ı hukuki örgütlenmelere devretmiş. İçeriği de değişmiş. Adalet, himaye ve saygı boyutu buharlaşmış. Zalim, kanlı, vahşi bir hale gelmiş. Devletin içindeki yapılanmalar ise daha çok ekonomik ve siyasal çıkar sağlama amacına dönük olarak gerçekleşmiş. Bu uğurda her türden cinayet işlenebiliyor, provokasyon yapılıyor, silah, uyuşturucu kaçaklığı söz konusu vs. Zaten bizde özellikle modern zamanlarda devlet bir tür rant ortamı olarak algılanmış. Devletle ilişkilerinde bu türden kişiler ve örgütler çıkar sağlamak üzere güç kullanmış.

Vadi'ye gelince... Özellikle Pusu versiyonunda anlatılanlar, Ergenekon soruşturması sürecinde ortaya çıkan 'sır'larla senkronize gelişmiş, doğrulanmıştı. Bu açıdan da seyircinin bu yöndeki duyarlılığını büyük oranda belirledi. Yücel'in yazısındaki kimi eleştirilerin aksine, örneğin Baron veya 1 Numara'nın Ağar olmadığı çoktan ortaya çıktı. Esasen 1 Numara'nın bir tür kurumsal bir yapı olduğu, onu temsilen sembolik bir (askeri bir de sivil) kişi(liği)n bulunduğu artık genel seyirci tarafından da algılanabiliyor. Perinçek'in 'Kıvrıkoğlu'dur' iddiasının dezenformasyon olduğu da bu süreçte belirginleşti. Türkiye'de olup bitenlerin, bu siyasal, hukuki süreçlerin, derin yapıların, çetelerin, darbe girişimlerinin, ihtilal oluşumlarının diziler üzerinden konuşulması da ilginç.Bunun tabii anlaşılır bir yanı var. Herhalde hiçbir araştırma kitabı, hiçbir dava dosyası, hiçbir bilgi ve belge örneğin Baba filmi kadar gerçekçi/inandırıcı ve açık seçik anlatamaz(dı) Marsilya mafyasının hikâyesini. Bizde de böylesi bir süreç kaçınılmaz. Görelim Mevla neyler/Neylerse güzel eyler...

 


Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 2717

Yorumlar (1)
RSS yorumları
1. Yazan Bu e-Posta adresi istenmeyen postalardan korunmaktadır, görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. 20-03-2009 23:10 - Misafir
 
 
Kurtlar Vadisi ve 'Devletin Başı'
Artık bahsediledurulan derinlik, derinlik olmaktan çıkmış gibidir. Umumun gördüğü 'derin' olamaz herhalde. 
KV Pusu'da birkaç bölüm önce gösterilen Cumhurbaşkanın Polat Alemdar ve İskender Büyük'ü barıştırma sahnesini belki umumun göremediği bir derinlikti veya atmasyoneldi. Sözkonusu sahneye anlam verilememiş, dizi ile ilgili kuşkular uyandırmıştır.
 

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir.
Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun.

 
< Önceki   Sonraki >
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

SADIK YALSIZUÇANLAR,
ARTIK BÜTÜN KİTAPLARIYLA
PROFİL’DE…

sEsLi kiTaP

C’nin Hazırlanmış Hayatı
 
 Sesli Kitap.. Hazırlayan: Nisan Kumru
Bir ve Hep
 
Küf
 
Hiç