|
Güzerân -
Öyküler
|
|
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR
|
|
28.08.2008 14:52 |
 "Dün akşam yolda gördüm/ Seni yıllardan sonra" çalıyordu radyoda. Dükkândan dışarı taşan sese zaman zaman şişko kebapçının çırağı eşlik ediyordu alüminyum tepside üzeri tabakla kapalı kebap servisini taşırken. Şükran Ay söylüyordu şarkıyı. Bayram yine içiyordu. Tekel bayiiydi. Kışlalar Caddesi'nde büyükçe bir dükkânı vardı. Üstten kesilmiş inci bıyığı, siyah geriye taralı, briyantinli saçı, yumurta topuklu rugan iskarpinleri, çizgili lacivert takım elbisesi ve yüzünden eksik olmayan gülümseyişiyle; rakı, votka, şarap ve bira şişelerinin, fındık, ayçiçeği, leblebi, fıstık ve rengârenk fasulye şekerlerinin dolu olduğu tezgâhın gerisinde ellerini ovuşturur, "peşin satan veresiye satan" levhasının yanındaki Dörtyol'un kurtuluşunun otuzdördüncü yıldönüm törenlerine katılan İsmet İnönü'nün elini öperken çekilmiş fotoğrafına bakar, tezgâhın altına gizlediği kadehten bir yudum alır, dudaklarından düşürmediği Yenice sigarasından derin derin emerdi. İşler yolundaydı. Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 618 | Devamını oku... |
|
|
Güzerân -
Yazılar
|
|
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR
|
|
27.08.2008 19:43 |
 Böylesi genel ve kolaycı bir başlığı seçmemin nedeni, şiir konusunda, özellikle de modern Türk şiirinde sanayi, endüstri ve toplumsal değişim temaları ekseninde ayrıntılı bir araştırma yapmamış olmam, bu konuda kendimi ehil görmememdir. Size, Türk sanayiinde sembolik bir anlamı da olan bu beldede yapılan bu kıymetli toplantıda, modern şiirimizin değerli isimlerinden çeşitli dizeler aktarmaya çalışacağım. Böylece, zihninizde, endüstriyel yaşamın önümüze getirdiği sorunların modern Türk şiirinde kendisine nasıl bir ifade imkanı bulabildiğine ilişkin de genel bir izlenim oluşturmayı amaçlıyorum. Bu ‘garip’ temalı toplantıya, Garip akımının değerli adı Orhan Veli ile başlayalım dilerseniz : Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 566 | Devamını oku... |
|
|
Güzerân -
Yazılar
|
|
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR
|
|
27.08.2008 19:40 |
Geçtiğimiz günler, modern Türk şiirinin iki büyük isminin ölüm yıldönümüne tanıklık etti: Necip Fazıl ve Nazım Hikmet. İkisi de, 'idealleri uğruna yaşamı hiçe sayan'lardandı.Yirmialtı mayıs bindokuzyüzdörtte İstanbul'da başlayıp, yirmibeş mayıs bindokuzyüzseksenüçte yine aynı büyülü şehirde son bulan bereketli yaşamının özeti belki de şu dizeleridir Necip Fazıl Kısakürek'in: 'Ver cüceye onun olsun şairlik/Benim gözüm büyük sanatkârlıkta'. Şairliği-şiiri küçümseyen, Hz. Mevlânâ'nın, Yunus Emre'nin, Niyazi Mısri'nin, İmam-ı Rabbani'nin izini süren bir büyük sanatkârın sözleridir bunlar. Necip Fazıl'ın, edebiyatla, siyasetle, toplumsal ve ahlaki ideallerle, kavgalarla, tasavvuf irfanıyla, modernleşmeye ilişkin köktenci ve dışlayıcı soruşturmalarla, kumarla, bohemlikle, 'beni kimsecikler okşamaz madem/öp beni alnımdan sen öp seccadem'de dile gelen nurani secdelerle geçen o zengin ve dolu dolu yaşamı bize onlarca kıymetli eser bıraktı.
Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 524 | Devamını oku... |
|
|
Güzerân -
Yazılar
|
|
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR
|
|
27.08.2008 19:27 |
 Turgut Uyar, "ben aslında her şeyi sonradan öğrendim herkes herkesi sonradan öğrenirmiş bunu da sonradan öğrendim" diyor. Bu böyledir, her şeyi, herkesi sonradan öğreniriz. Asıl cehalet, bilginin gücüne tapınmaktır. Güce güvenmektir. Güçlüye yamanmaktır. Ne denli 'bilgili' ve 'güçlü' olursak olalım, gerçekte, bizi, yaşadığımız dünyayı, kainatı ve varlığı kuşatan Mutlak Alim'in huzurunda alabildiğine cahil ve çaresiziz. Bu esası yitirdiğimizde, bilgisizliğe ve vicdansızlığa düşeriz. Asıl güç, güçsüzlüktedir, haklılıktadır. Adalet, merhamet ve Hakikat'e sadakatten daha büyük bir güç yoktur. Zira, bu, Asıl Güç Sahibi'ne dayanmak, kendi sorumluluk ve yükümlülüklerimizi yerine getirdikten sonra, işimizi O'na havale etmektir. Yorumlar (1) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 685 | Devamını oku... |
|
|
Güzerân -
Yazılar
|
|
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR
|
|
27.08.2008 19:23 |
 Heykel denince bende, büyük işrakî bilge Sühreverdi’nin Nur Heykelleri (Heyakilü’n-Nur) adlı görkemli eseri çağrışır. Hakikate; ancak aklı da içeren kalp (kalb-i selim) ve işrak’la ulaşılabileceğini savunan Sühreverdi’nin, hakikatin çeşitli sırlarını ve veçhelerini anlatan eserinde “heykel” kelimesinin, bu satırlara konu olan “heykel”le pek ilgisi olduğunu sanmıyorum; fakat Necip Fazıl’da da Sühreverdi’nin anlam dünyasına yakın bir “Nur Heykeli”, “İhlas Heykeli” vb. ifadelere rastlamak mümkündür. Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 1084 | Devamını oku... |
|
|
<< Başlangıç < Önceki 11 12 13 Sonraki > Son >>
|
| Sonuçlar 169 - 173 / 173 |