JA slide show
Kürtler ve ateşle imtihan
Bilişmeler - Ne dediler?
Yazan Mustafa Oral   
24.12.2008 17:57
 Sadık Yalsızuçanlar, son kitabında Kürt sorununun Brüksel'den, Washington'dan, İsveç'ten değil, arzın birkaç büyük manevi merkezi olan Konya'dan, Hz. Mevlana'nın kalbinden geçilerek daha adil, gerçek anlamda daha özgürlükçü, daha insani, daha merhametli, şefkatli ve kardeşliğe dayalı öğretilerle çözülebileceğini ortaya koyuyor.

Sadık Yalsızuçanlar öyküden, romana, denemeden araştırmaya, sinemadan müziğe kadar geniş bir yelpazede ürünler yayımlıyor. Yalsızuçanlar bir süredir Kürt sorunu üzerine yazılar yayımlıyor, söyleşi ve panellere katılıyor. Bu minvaldeki çalışmalarının bir kısmını 2007 yılında Sel Yayıncılık'tan çıkan “40 Gözaltı Öyküsü ve Diğerleri” adlı kitabında bir araya getirmişti. Yazar şimdi de Silüet Yayınlarından çıkan “Kürtlerin Ateşle İmtihanı” isimli kitabı ile okurunun karşısına çıktı.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 397 | Devamını oku...

 
'Bir gönüle iki sevda sığmaz'
Güzerân - Yazılar
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
21.12.2008 23:18
 Bediüzzaman'ın 'Dünyayı kesben değil, kalben terk etmek evladır.' sözünü çok severim. Bu, insandaki ilahi merkez olan kalbin asıl sahibinin Allah olduğunu söyler.

Orası, Sahibi'nin teşrifine hazır olmalıdır. Yani gayrdan arınmalıdır. Dünyayı fiilen terk etmek imkânsızdır, o halde asıl terk kalpte olacaktır. Büyük bilge Rabia günlerdir su ile iftar ve sahur etmekten bitap düşmüştür. Akşama doğru komşusu yaşlı kadın bir kap yemek getirir. Almak istemez.

Yorumlar (7) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 780 | Devamını oku...

 
Bir kitabın çağrısı
Bilişmeler - Ne dediler?
Yazan Hakkı Yiğit   
17.12.2008 18:41
 “Evvele Yolculuk”
Velud yazar Sadık YALSIZUÇANLAR’ın modern sufi, Prof. Dr. Mahmud Erol KILIÇ ile İbn-i Arabi’yi merkeze alan söyleşilerden oluşan bir buket…
Zaman zaman Mevlana’dan, Yunus’dan, Mısrî'den alıntılar okuyucunun gönül dünyasında bad-ı sabâ rüzgârını estiriyor…
“Evvela Yolculuk” tasavvuf eksenli bir söyleşi…
Okuyucu evvel zamana götüren bir kitap olmaktan ziyade kişiyi kendi iç alemindeki sarayları keşfe, görmeye, tanımaya doğru seyahate çıkan bir kitap…
Tevbe süresinin 112. ayetinde müjdelenen zümrelerden “essaihune”ye dahil olmaya bir davet…

Yorumlar (2) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 539 | Devamını oku...

 
'Dağlarda Ateş Yandıkça...'
Güzerân - Yazılar
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
14.12.2008 16:22
 'Dağlardaki ateş'i, iki anlamıyla da okuyabilirsiniz.Behçet Necatigil'in,

'Oda karanlık/Odadan dışarı çık/Şehir karanlık/Şehirden dışarı çık
Korkma/Yürü bir hayli yürü/Gördün mü/Dağlar başladı artık.
Korkun dağılır rüzgârda/Bekle biraz/Dağlarda ateşler yandıkça/Karanlıktan korkulmaz'

dizelerindeki gibi, dağları ışıtan bir ateş olarak mesela... Veya, düştüğü yeri yakan acı olarak. Köroğlu'nun, Dadaloğlu'nun egemenlerden kaçtığı, bir kavgayı yürüttüğü özgür mekânlar olarak... Bugün özellikle Doğu'muzda, 'dağ', yürekleri dağlayan, ülkeye kan ve can kaybettiren bir sürecin dumanının tüttüğü yer olarak, onun imgesi olarak da okunuyor.

Yorumlar (2) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 493 | Devamını oku...

 
'Geleneksel tasavvuf geride kaldı'
Bilişmeler - Söyleşiler
Yazan Seher Kadıoğlu   
13.12.2008 12:42
 "Geleneksel tasavvuf geride kaldı. Eski formlar, eski kalıplar yok artık. Modernleşen yaşam içinde bilgece yaşamak çok güç" diyor Sadık Yalsızuçanlar ve "yeniye" ANKA ile kanat açıyor...

Türk Edebiyatının usta kalemlerinden Sadık Yalsızuçanlar'ın son romanı ANKA, Büyük İslam Mutasavvıfı Niyazi Mısri'yi günümüzde gezdiren kurgusu ve her zamanki övgüye mazhar üslubuyla okuyanı mest ediyor. Her okuyanın 'çok etkilendim' dediği çalışmanın mimarıyla, kitap üzerine söyleştik:

Yorumlar (1) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 542 | Devamını oku...

 
Geç Kalmış Bir Girişim Olarak Kürt Akademyası
Güzerân - Yazılar
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
13.12.2008 11:56
 Betül Kotan’ın haberinden öğreniyoruz, ‘Kürtçe ilk kez 1860 yılında, Rusya’da Petersburg Üniversitesi’nde kurulan Kürdoloji Enstitüsü ile üniversitelere girmiş. Daha sonra Fransa’da 1945 yılında Sorbonne Üniversitesi’nde Kürdoloji kürsüsü kurulmuş ve bu 1983’te enstitü haline getirilmiş. 1984 yılında İsveç’te Stockholm Yüksek Öğretmen Okulu’nda Kürtçe bölümü açılmış. Irak devletinin anayasasınca kabul edilen ikinci resmi dili olan Kürtçe, şu an Irak’ın kuzeyindeki üniversitelerde de öğretim dili olarak kullanılıyor. Türkiye’de ise Kürtçe, son yıllarda yasalarda yapılan değişiklikle özel kurslarla gündeme geldi. Ancak Türk üniversitelerinin hiçbirinde Kürt diline ilişkin bir yükseköğretim programı bulunmuyor.’

Yorumlar (1) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 504 | Devamını oku...

 
Balkondaki yalnız adam: Necati Tosuner
Bilişmeler - Ne dedi?
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
03.12.2008 21:34
 Epeydir bir taslak üzerinde çalışıyorum. ‘Kasırganın Gözü’ koydum adını. Bakıyorum yer yer çok iyi. Sonra bir de bakıyorum ki, gözümden düşmüş. Şöyle bir durum anlatılmak isteniyor: Altmış yaşına geliyorsun, ve iğde çiçeğinin kokusu değişiyor.

Yahu, iğde çiçeğinin kokusu değişir mi!..(…)” Necati Tosuner, Kitap-lık dergisinin 107. sayısında, yenilerde Kanat Kitap’ça yayımlanmış olan romanı Kasırganın Gözü’nün hazırlık sürecine ilişkin böyle diyordu.

Yorumlar (1) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 543 | Devamını oku...

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sonuçlar 113 - 126 / 173
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

Facebook

Dumanüstü haber

Roman kahramanınız kim?

 Heyemalo Yayınları birkaç hafta önce 'Roman Kahramanları' adlı yeni bir edebiyat dergisi çıkardı. Herkes çok sevdi, kahramanlarını hatırladı.

Sizin kahramanınız kim bilmiyoruz ama Teoman, Sabahat Akkiraz, Bennu Yıldırımlar, Arif Aşçı, İbrahim Tenekeci, Sadık Yalsızuçanlar ve Ömer Lekesiz'e kahramanlarını hatırlatmak istedik.

Sadık Yalsızuçanlar: Zebercet de modern yaşamın kıyısında yaşıyor

 Roman kahramanım Zebercet. Onu aslında hem seviyorum hem sevmiyorum. Daha çok acıyorum. Ama hem gündelik yaşamda ona benzer çok kişi görüyorum. Hem de onun cesur biçimde yani yazıcısının cesaretle karşımıza çıkardığı bir ayna olduğunu düşünüyorum. Esasen Zebercet, insan ruhunun örselendiği kaotik yaşamda kaçınılmaz bir kayıp insan hali olduğunu biliyoruz. Ama bunu edebiyatımızda yeterince yansıtamıyoruz. Atılgan bize bunu yaparak, yüz yüze kaldığımız tehdidi, bireyselmiş izlenimi veren bir anlatının ve dilin içinden yapıyor. Zebercet tıpkı Abdulhak Şinasi Hisar'ın Fahim beyi gibi, saçma(lığa) dönüşen modern yaşamda, yaşamın kıyısında yaşıyor. Ve bizim ne denli güç bir sınavla karşı karşıya olduğumuzu anlatıyor. Dediğim gibi ona acıyorum, herkes gibi bende de ondan kimi özellikler buluyorum.

Devamını oku...
 

Son yorumlar

Avatar
kalp sembolizmi
onların insanlığa ilişkin umutlarımızı diri tutan, bizim çok...
09/03/10 13:43 Dahası...
@ handan güler

Mem u Zin'den
seneryo yazımı için
MERHABA SADIK BEY BENİM ADIM ESEF SIZMAZ PANTER FİLM E...
08/03/10 14:38 Dahası...
@ ESEF SIZMAZ

'Şehadet Parmağıdır Göğe Doğru...
ŞEHADET
İSLAMIN SEMBOLÜ MİNARELERİMİZ.KÖUÜMÜZÜN.İLÇEMİZİN.İLLERİMİZİ...
09/03/10 13:41 Dahası...
@ erol çelik

Avatar
Bana çok yeni gelmedi
Jake Sulley mi gerçekti, Avatarı mı? Hangi yaşamının gerçek ...
02/03/10 22:05 Dahası...
@ musayılmaz

Zeynep Yalsızuçanlar'dan yeni ...
zeynep seni kutlamıyorum. buradan sana öpücükler yollayıp ...
27/02/10 13:55 Dahası...
@ hatice kübra yılmaz

BİRLİK


DÜŞ BAHÇESİ

dusbahcesi

YENİ ALBÜM

album4

ÇİZMECE

Haberdar ol

E-Bülten'e abone ol

Not: Teknik bir yenilenme sebebiyle bülten aboneliklerinin yeniden yapılması gerekmektedir. Lütfen bülten kayıtlarınızı yenileyiniz.  

ÜYE GİRİŞİ






Şifrenizi mi kaybettiniz?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şuanda 8 konuk çevrimiçi

Konan, göçen

mod_vvisit_counterBugün61
mod_vvisit_counterDün438
mod_vvisit_counterBu hafta1510
mod_vvisit_counterBu ay3970
mod_vvisit_counter[07.08.08'den]128199

YENİ KİTAP

Dostluk Üzerine
Önce Selam Sonra Kelam


Hazırlayan: Sadık Yalsızuçanlar

Hekimoğlu İsmail Fethi Gemuhluoğlu için, “Kitap gibi bir adamdı. Onu okuyanlar devleşiyordu” dedi. Hilmi Yavuz, “onun söz ile sema yaptığını” söyledi. Rasim Özdenören, onu “bir derviş” olarak, Nabi Avcı ise “sürgünde kurulmuş bir Osmanlı divanı olarak” tanımladı.
Yakın tarihimize bir gönül ve hizmet adamı olarak damgasını vuran Fethi Gemuhluoğlu, ülkesinin selameti adına geniş ufuklu, erdemli ve bilgili insanlara ihtiyaç olduğuna inanan ve hayatını bu insanları ortaya çıkaracak şartları oluşturmaya adayan, dost zengini bir Anadolu bilgesiydi. Özellikle Türk Petrol Vakfı genel sekreteri iken, kendilerinde bilgi, zeka ve sanat parıltısı gördüğü yüzlerce genci yetenekleri doğrultusunda yüreklendirmekle kalmadı, yüksek öğrenim görmeleri için onlara destekte bulundu, pek çok gence burs verdi. Ömrünün sonuna kadar sürdürdüğü bu çabalar, Türkiye’nin bugünkü akademik hayatının yanı sıra; kültür, sanat ve düşünce hayatı üzerinde de büyük oranda etkili oldu. >>