JA slide show
Mağrip'li bilgenin öyküsü
Bilişmeler - Ne dedi?
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
09.01.2010 23:51

 İbn Arabi çalışmaları içerisinde bir köşe taşı olan Kibrit-i Ahmer’in Peşinde Atila Ataman’ın çevirisiyle yayımlandı. Kitabın yazarı Claude Addas İbn Arabi üzerine çalışmalarıyla tanınan Michel Chodkiewicz’in kızı.

“Söyle bana ey dost, seni nereye götürmemi istiyorsun!
Resul’ün şehrine gitmeliyim, nurlu makamı ve kibrit-i ahmer’i bulmaya.”

Sufi Yayınları, Şeyh-i Ekber Muhyiddin İbn Arabi’nin hayatına, irfani yolculuğuna ve eserlerine ilişkin yapılmış en ayrıntılı, titiz ve nitelikli çalışmayı okura yeniden sundu: Kibrit-i Ahmer’in Peşinde. Çeviri, Atila Ataman’a ait. Bu son derece kıymetli çalışmanın düşünce yaşamımızı ve manevi hayatımızı besleyen en değerli desteğin, İbn Arabi’nin daha doğru tanınmasına hizmet edeceği aşikar. Kitabın yazarı, Claude Addas. Addas, Ibn Arabi ou la quête du Soufre rouge başlıklı teziyle 1987 yılında Paris Üniversitesi’nden doktorasını almış, İbn Arabi’ye ait Kitabu Nesebi’l-Hırka metninin incelemeli yayın ve Fransızca çevirisini yapmış aynı zamanda. Kibrit-i Ahmer’in Peşinde adlı biyografik çalışması, alanında önemli bir başvuru kaynağı niteliğinde.

Yorumlar (1) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 321 | Devamını oku...

 
Kelimelerin örtüsünü kaldırabilen bir bilgenin seyir defteri: Gezgin
Bilişmeler - Ne dediler?
Yazan Handan Güler   
03.01.2010 15:51
 Kitaplar çeşit çeşittir. Bazılarını bir solukta okur, beğenir lakin kitaplığınızın yüksekçe bir yerine koyar, belki bir daha da okumazsınız.

Kimisi başucu kitabı oluverir; samimiyeti, ve her an okuruna verdiği destekle.

Kimisi kolaydır, elden ele dolaşır, tabi dimağlarda bıraktığı lezzet de okunma hızıyla paraleldir.
    
Bazı kitaplar da vardır ki; hakikat yolunda kilometre taşı gibidir. Defalarca okunur, düşünülür, sindirilir. Her okunduğunda bir başka giz sunar ısrarlı emekçisine.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 308 | Devamını oku...

 
Sadık Yalsızuçanlar: "Yazmak yaşamak, yaşamak yazmaktır."
Bilişmeler - Söyleşiler
Yazan Arzu Ayan   
27.12.2009 16:42
 Tasavvuf sohbetleri, kürt sorununa dair düşünceler, romanlar, gözaltı öyküleri, söyleşiler, denemeler, düş bahçesine çocuklara masallar, hikayeler oldukça farklı alanlarda çok sayıda esere sahip bir yazar olarak size en yakın gelen türü sorarak başlasak ?

Daha çok öykü yazarken kendimi iyi hissediyorum. Roman yazarken de biraz öyleyim. Ama yazdıklarıma roman denir mi bilmiyorum. Onları da öykü yazar gibi yazıyorum.

Dorian ‘ a yaşamın büyük bir düş kırıklığı olduğunu söyleten  O . Wilde doğru mu söylüyor? Yaşam bir düş kırıklığı mı?

Yaşamın daha çok bir rüya olduğunu düşünüyorum. Bir rüyanın içindeyiz. Rüya içinde bir rüya hatta. Kainatın bir rüya olduğu söylenir. Biz o rüyanın içinde rüya görüyoruz.

Yorumlar (1) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 402 | Devamını oku...

 
"Bir Kitap Okudum Hayatım Değişti" Sadık Yalsızuçanlar'la Dem Üzerine
Bilişmeler - Söyleşiler
Yazan Merve Çetinel   
19.12.2009 20:34
 “Neyse, aynı şeyleri dönüp dönüp anlatmanın bir manası yok. Zaten bu da bir hikaye değil. Öylesine yazıldı” der ve kitabına başlar yazar. Sadık Yalsızuçanlar, Dem’de, hayatında köklü değişikliklere vesile olmuş Bediüzzaman’dan bahseder. Aynı zamanda kendi hikâyesinden…Yollardan, yolculardan…
Bir haftada “sağanak” haline gelen ve yazılan kitap hakkında Sadık Yalsızuçanlar’a Bediüzzaman’ı, kendi hayatını, yolların çakışma noktasını ve harfleri sorduk.

Yorumlar (2) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 641 | Devamını oku...

 
Sadık Yalsızuçanlar: Roman ölmüyor, dönüşüyor
Bilişmeler - Ne dedi?
Yazan ediTör   
10.12.2009 22:24

 “Romanın öleceği”ne ilişkin kehanetler zaman zaman oluyor. Fakat ne roman öldü/ölüyor ne de okur sayısı azalıyor. Aksine, roman okurunda düzenli bir artış var. Roman yazarı sayısının da arttığı ortada.

Bir zamanlar, sinema ve televizyon gibi iletişim ortamlarının romanın ölümüne yol açacağına ilişkin tartışmalar yaygındı. Çizgi romanın yaygınlaştığı dönemlerde de benzeri tartışmalar yaşanmıştı. Oysa çizgi roman da 1800'lü yılların ilk yarısında belirmişti ve bugüne değin gözdeliğini korudu, ilgi devşirmeye devam etti. Romanın, çağın ruhunu yansıtan ve izleyiciyi tembelleştiren görsel diller karşısında gerilemek şöyle dursun, daha da yaygınlaştığı görüldü.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 300 | Devamını oku...

 
'Şehadet Parmağıdır Göğe Doğru Minare'
Sırlı Tuğlalar - Özdüşünü
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
09.12.2009 14:42
 Minare, kandil, menar, alamet, işaret, kulak yeri, ezan yeri… Aralarında kısmi fark olmasına rağmen aynı anlamı ima eden sözcüklerin özeti olarak minare kelimesi, Fars dilinde ‘ateş yeri’ demektir. Birlik ve aşk ateşinin tutuştuğu yer. Bir gönül yüceliği…Göklere doğru bir tırmanış…Bir yücelme...Bir aşkınlaşma boyutu. İslam dininde ibadet yerleri olan camilerde namaza çağrıyı bildirmek ve sala okumak için inşa edilmiş ana yapıdan yüksek tasarlanan yapı. Camilerde minare ihtiyacı teknolojinin henüz olmadığı İslamiyetin ilk dönemlerinden 20. yy.'ın ilk yarısına kadar, ezanın uzak yerlerden duyulmasına imkân sağlamak için yapılmıştır. Eski devirde müezzin, caminin balkonuna yani şerefeye çıkar, istinare denilen şekilde dönerek ezan okurdu, modern zamanlarda çoğunlukla minareye çıkmadan cami içindeki mikrofondan okumaktadır. Bunun kural bozmayan istisnaları bulunmakla birlikte, merdivenlerinde Hz. Bilal’in ayak seslerinin yankıdığı minareler, şairin ifadesiyle, ‘göğe doğru şehadet parmaklarıdır.’
Şehadet, hakikate tanıklık etmektir ve gerçeğin dikey boyutunu ihtiva eder.

Yorumlar (2) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 471 | Devamını oku...

 
'Dersim Dört Dağ İçinde'
Güzerân - Yazılar
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR   
06.12.2009 21:37
 “Ben sizin yalan ve hilelerinizle baş edemedim,
bu bana dert oldu.
Ama ben de sizin önünüzde diz çökmedim,
bu da size dert olsun.”

Seyit Rıza

O yakıcı ağıdı ne zaman, hangi kavimden, kim dinlerse dinlesin mutlaka ciğeri yanar, yüreği lime lime olur. Hikayesi kısmen farklı da olsa, Seyit Rıza ve Dersim’li altmış bin mazlumun ahı tüter ezgilerinde.

Dersim, dört dağ içinde;
Gülü, bardağ içinde
Dersimi Hak saklasın,
Bir yarim var içinde.

Yorumlar (1) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 814 | Devamını oku...

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sonuçlar 15 - 28 / 173
"Ayrılığa ulaşsaydık, ona kendi acısını tattırırdık." İbn Arabi  

Facebook

Dumanüstü haber

Roman kahramanınız kim?

 Heyemalo Yayınları birkaç hafta önce 'Roman Kahramanları' adlı yeni bir edebiyat dergisi çıkardı. Herkes çok sevdi, kahramanlarını hatırladı.

Sizin kahramanınız kim bilmiyoruz ama Teoman, Sabahat Akkiraz, Bennu Yıldırımlar, Arif Aşçı, İbrahim Tenekeci, Sadık Yalsızuçanlar ve Ömer Lekesiz'e kahramanlarını hatırlatmak istedik.

Sadık Yalsızuçanlar: Zebercet de modern yaşamın kıyısında yaşıyor

 Roman kahramanım Zebercet. Onu aslında hem seviyorum hem sevmiyorum. Daha çok acıyorum. Ama hem gündelik yaşamda ona benzer çok kişi görüyorum. Hem de onun cesur biçimde yani yazıcısının cesaretle karşımıza çıkardığı bir ayna olduğunu düşünüyorum. Esasen Zebercet, insan ruhunun örselendiği kaotik yaşamda kaçınılmaz bir kayıp insan hali olduğunu biliyoruz. Ama bunu edebiyatımızda yeterince yansıtamıyoruz. Atılgan bize bunu yaparak, yüz yüze kaldığımız tehdidi, bireyselmiş izlenimi veren bir anlatının ve dilin içinden yapıyor. Zebercet tıpkı Abdulhak Şinasi Hisar'ın Fahim beyi gibi, saçma(lığa) dönüşen modern yaşamda, yaşamın kıyısında yaşıyor. Ve bizim ne denli güç bir sınavla karşı karşıya olduğumuzu anlatıyor. Dediğim gibi ona acıyorum, herkes gibi bende de ondan kimi özellikler buluyorum.

Devamını oku...
 

Son yorumlar

Avatar
kalp sembolizmi
onların insanlığa ilişkin umutlarımızı diri tutan, bizim çok...
09/03/10 13:43 Dahası...
@ handan güler

Mem u Zin'den
seneryo yazımı için
MERHABA SADIK BEY BENİM ADIM ESEF SIZMAZ PANTER FİLM E...
08/03/10 14:38 Dahası...
@ ESEF SIZMAZ

'Şehadet Parmağıdır Göğe Doğru...
ŞEHADET
İSLAMIN SEMBOLÜ MİNARELERİMİZ.KÖUÜMÜZÜN.İLÇEMİZİN.İLLERİMİZİ...
09/03/10 13:41 Dahası...
@ erol çelik

Avatar
Bana çok yeni gelmedi
Jake Sulley mi gerçekti, Avatarı mı? Hangi yaşamının gerçek ...
02/03/10 22:05 Dahası...
@ musayılmaz

Zeynep Yalsızuçanlar'dan yeni ...
zeynep seni kutlamıyorum. buradan sana öpücükler yollayıp ...
27/02/10 13:55 Dahası...
@ hatice kübra yılmaz

BİRLİK


DÜŞ BAHÇESİ

dusbahcesi

YENİ ALBÜM

album4

ÇİZMECE

Haberdar ol

E-Bülten'e abone ol

Not: Teknik bir yenilenme sebebiyle bülten aboneliklerinin yeniden yapılması gerekmektedir. Lütfen bülten kayıtlarınızı yenileyiniz.  

ÜYE GİRİŞİ






Şifrenizi mi kaybettiniz?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

KİMLER ÇEVRİMİÇİ

Şuanda 14 konuk çevrimiçi

Konan, göçen

mod_vvisit_counterBugün77
mod_vvisit_counterDün331
mod_vvisit_counterBu hafta1088
mod_vvisit_counterBu ay3548
mod_vvisit_counter[07.08.08'den]127777

YENİ KİTAP

Dostluk Üzerine
Önce Selam Sonra Kelam


Hazırlayan: Sadık Yalsızuçanlar

Hekimoğlu İsmail Fethi Gemuhluoğlu için, “Kitap gibi bir adamdı. Onu okuyanlar devleşiyordu” dedi. Hilmi Yavuz, “onun söz ile sema yaptığını” söyledi. Rasim Özdenören, onu “bir derviş” olarak, Nabi Avcı ise “sürgünde kurulmuş bir Osmanlı divanı olarak” tanımladı.
Yakın tarihimize bir gönül ve hizmet adamı olarak damgasını vuran Fethi Gemuhluoğlu, ülkesinin selameti adına geniş ufuklu, erdemli ve bilgili insanlara ihtiyaç olduğuna inanan ve hayatını bu insanları ortaya çıkaracak şartları oluşturmaya adayan, dost zengini bir Anadolu bilgesiydi. Özellikle Türk Petrol Vakfı genel sekreteri iken, kendilerinde bilgi, zeka ve sanat parıltısı gördüğü yüzlerce genci yetenekleri doğrultusunda yüreklendirmekle kalmadı, yüksek öğrenim görmeleri için onlara destekte bulundu, pek çok gence burs verdi. Ömrünün sonuna kadar sürdürdüğü bu çabalar, Türkiye’nin bugünkü akademik hayatının yanı sıra; kültür, sanat ve düşünce hayatı üzerinde de büyük oranda etkili oldu. >>