|
Bilişmeler -
Ne dedi?
|
|
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR
|
|
03.06.2009 19:20 |
Başlığı tırnağa almam gerekiyordu, çünkü Oktay Rifat’ın YKY’den çıkan ve 1940’lardan 1980’lere uzanan, yaklaşık kırk yıllık düşünsel güzergahını ortaya koyan yazılarının toplandığı kitabındaki bir yazısı… Böyledir, şair, aynı zamanda Heidegger’in ‘düşünen düşünce’siyle ilgili olduğundan deneme de yazabilir, roman da öykü de…Felsefi alıştırmalar da yapabilir, günce de kaleme alır, gezi notları da. Esasen şiire ilişkin düşünceyi en sahih ve kışkırtıcı, en kuşatıcı ve derinlikli biçimde şair dile getirir. Oktay Rifat, soruna merkezinden dalıyor : “Şinasi'den hatta daha öncesinden bu yana Batı sanatına özendik, öykündük, Batı sanatını doyurucu anlamda getirebildik mi? Sözgelimi 19. yüzyılın ikinci yarısında Batı'yı çılgınca saran simgeci akımdan Haşim'in mercan dallarıyla birkaç leyleğinden, Piyale önsözünden başka ne geçti elimize? Batı sanatının, Memet Fuat'ın deyimiyle 'bir çatışmanın yani bir çöküşün ama aynı zamanda bir oluşun içinde bulunduğunu' anlamak istemeyenler galiba bu kültüre yanaşamadıkları için karşı çıkıyorlar. Başka bir memlekette bir bunalım felsefesi olan varoluşçuluk, Fransa'da Sartre'ın elinde kılık değiştirerek insancıl bir öğretiye dönüşüyor. Bir Fransız düşünürü Alain, boşalan sanat yelkenini yeniden şişirmek için başka toplumların sanatına öykünmelerini öğütlüyor Fransız sanatçılarına.” Bu yazıya ilk yorumu yazın | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 901 | Devamını oku... |
|
|
Bilişmeler -
Ne dediler?
|
|
Yazan Zeynep Dilyâre
|
|
01.06.2009 09:40 |
|
 /Sâdık YALSIZUÇANLAR imzâlı “Cam ve Elmas” kitabıyla ötelere doğru…/
“Yeryüzünde yolculuk edenin ayağı;
gökte yolculuk yapanın ise kalbi su toplar." (Ebu’l – Hasan Harakani) Yorumlar (3) | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1501 | Devamını oku... |
|
|
Bilişmeler -
Söyleşiler
|
|
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR
|
|
01.06.2009 09:18 |
İnsan gözdür ve bakıştır” diyen çok sayıda şair, bilge ve aziz var…Şiirinizin görselliğe değin boyutlarını da göz öne alarak sormak isterim, şair aslında bize gör(e)mediklerimizi gösteren bir vizyoner midir? Gördüklerimiz, görebileceklerimizin, görebilecekken göremediklerimizin ne kadarı? Bu soru bana önemli görünüyor. Bir defasında, şairin duruşundaki farklılığın, hayat karşısındaki algı ayarıyla bağlantılı olduğunu ifade etmiştim. Çoğu kişi bir yere bakarken, o başka bir yere bakıyor, bakmayı seçiyorsa, duyarlılık bağlamında oluşmuş bir ayrışmadan söz edebiliriz. Demek ki, ikinci soru: Başınızı nereye çeviriyorsunuz? Biraz yanda durur şair, görünenin arkasına çevrilmiştir bakışı. Henüz gelmemiş, başını göstermemiş olanı görebilme olanağı yaratan bir meta/fizik konum. Aniden olmuyor hiç bir şey, bir hazırlanışı var. Şiirin önceleyici boyutu bu hazırlığa ilişkin sezgi gizilgücünü bir karşı-hazırlık biçimi olarak barındırmasından geliyor. Her şairde eşit ölçüde devreye girmeyen bir özellik. Kaldı ki, bir çok şair aslında şair değildir: Şiir, yazıldı diye olan şey sanılmamalı. Bir de: Şiir, bir tek şiirde olan şey sanılmamalı. Bu yazıya ilk yorumu yazın | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1202 | Devamını oku... |
|
|
Güzerân -
Yazılar
|
|
Yazan SadıK YalsıZuçanlaR
|
|
24.05.2009 15:58 |
FIT Cuba 2009, Küba Turizm Fuarı etkinlikleri çerçevesinde 2 Mayıs 2009'dan itibaren sekiz gün Küba'daydık. Yarım yüzyıldır uygulanan Amerikan ambargosunun ve katı devletçiliğin yorgun ve yoksul düşürdüğü bir ülkenin, ekonomik bir çıkış yolu bulma umuduyla nasıl çırpındığına tanık olduk. ABD'nin ne türden toplumsal ve ekonomik sorunlara yol açtığını, insanlara nasıl acı çektirdiğini görmek istiyorsanız mutlaka Küba'ya gitmelisiniz. Küba'ya ilişkin makaleleri, gezi yazıları, söyleşileri ve bir kitabı bulunan Cüneyt Aksu'dan (Küba, Sarı Sıcak Bir Pencere, Göksu, Cüneyt. Beyaz Vizyon Yayınevi) öğreniyoruz: 8 Kasım 2005, Karayipler'deki ada ülkesi Küba için oldukça önemli bir tarihti. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda, 1992'den beri yapılagelen, "46 yıldır ABD tarafından Küba'ya uygulanan ekonomik, ticari ve mali ablukanın sonlandırılması" konulu toplantı ve oylama, 14. kez gerçekleşti. Bu oylamanın, yıllardır olduğu gibi, o yıl da hiçbir hukuki yaptırımı olamadı. Ancak BM Genel Kurulu'nda, her gün, 182 ülkenin ABD aleyhinde oy kullanmasının mümkün olamayacağı gerçeğinden yola çıkılarak, bu davanın haklılığının yeniden hatırlatılması ve bir karşı duruşun gösterilebilmesi için önemli bir fırsattı. Yorumlar (1) | Sitene ekle | Görüntüleme sayısı: 1366 | Devamını oku... |
|
|
|
<< Başlangıç < Önceki 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 Sonraki > Son >>
|
| Sonuçlar 127 - 137 / 242 |